Büyüklerimiz doğru söylemişler, İnsan insana
ihtiyaçlıdır. Ama ihtiyaç kavramı
nedense hep maddi anlamda değerlendirilir. Hâlbuki her birimiz konuşmaya,
anlamaya, anlaşılmaya ve diğerleri üzerinden kendimizi görmeye ihtiyaç duyarız.
Kırsal kesimlerde bu ihtiyaç doğal olarak giderilir. Zira insanlar mesafe
olarak uzak olsalar da, duygusal olarak birbirlerine daha yakındırlar. Şehirli
insanın yaşamında ise ihtiyaçların sadece maddi ayağı görülür.
Günümüzde sayıları az da olsa insanların dertleriyle
hemhal olabilen kimselerle karşılaşabiliyoruz. Fakat bunların bir kısmı olayı
istismar edip mağdurun üzerinden güç elde etmeye çalışıyor. Mesela bazı
camialarda insanların dertlerini dinleyin çözüm getirmeye çalışan ablalar
vardır. Bu uygulama, hakkıyla yapıldığında birçok kişiye merhem olup yarasını
iyileştirebilir. Fakat ablalık görevi yapan kişi, bir zaman sonra kendini tek
bilen ve tek söz söyleyen kimse olarak görmeye başladığında her şey ters yüz
oluyor.
İnsan ilişkilerinin iki ayağı vardır. Alan ve veren. Eğer
veren kişi bunu istismar etmeye başlamışsa artık alan kişi veren kişiye
dönüşmüştür. Ablamız, derdini dinlediği kişiden beslenip onu kendine bağımlı
hale getirmektedir. Yani, artık her şeyi ben çözerim, her şeyi en iyi ben
bilirim, insanlar benim sayemde sıkıntılarından kurtuldular düşüncesi ile
hareket edip, ezici bir yaklaşım
sergilemeye başlamıştır.
Hz. Peygamber, Kim bir kişinin sıkıntısını giderirse
kıyamet günü Allah da onun sıkıntısını giderir buyurmaktadır. Bir kişinin
derdi ile dertlenmek ve çözüm aramak Müslüman ın sorumluluğudur. Ancak bunu
yaparken kibir ve gösterişten uzak durmak gerekir. Her şeyi ben yaparım anlayışından
vazgeçip, Rabbim bu kardeşimin sıkıntısını gider diye dua etmeli ve elinden
geleni yapmalıdır. Aksi takdirde verici olduğunu iddia eden kişi mağdur
üzerinden güç elde etmeye başlayacaktır. Bizim toplumumuzda iyilikler
karşılıksız yapılır. Derdi olanın derdi dinlenir ve çözüme birlikte gidilir.
Fakat bunun bir adabı vardır:
1-Size güvenip içini açan kişiyi mağdur etmemeli ve
verdiği sırrı saklamalısınız.
2-Kardeşinizin sorununu kendi sorununuz gibi görüp çözüme
götürebilmelisiniz.
3-Size derdini anlatan kişiyi minnet altında
bırakmamalısınız.
4-Kardeşinizin sıkıntısını dinlerken empati yapmalı ve
onu anladığınızı hissettirmelisiniz.
5-Kendinize dua ettiğiniz gibi ona da dua etmelisiniz.