Kurban kesmede nisap miktarı: Sadaka-i fıtırda olduğu
gibi, ister nami yani artıcı olsun isterse nami olmasın temel ihtiyaçlarından
ve borcundan başka 20 miskal yani 80 gram altın veya bunun değerinde para veya
eşyaya sahip olmaktır. Bu miktara sahip olan kişi dinen asgari zengindir.
Dolayısıyla bu kişi ALLAH Teâlâ nın kendisine bahşetmiş
olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın nişanesi olarak
kurban kesmelidir.
Kurbanda nisab miktarı üzerinden bir yıl geçmesi şartı
aranmaz. Yani daha önce fakir iken, kurban kesme günlerinde 80 gram altın veya
bunların karşılığı olan para veya ticaret malına sahip bulunan kimseye kurban
vacip olur.
Temel ihtiyaçlara ev, normal ev eşyası, binit, meslek
aletleri ve benzerleri ile bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık geçim
masrafları da girer.
Nisapla ilgili bu bilgilerden sonra önemli bir hususa
temas etmek istiyorum. İslâm dininde; aile mülkiyeti değil, fert mülkiyeti
esastır. Ailede mal birliği değil, mal ayrılığı prensibi vardır. Yani
bir aile içinde de olsa, herkesin malı, kendisine aittir. Bir kimse, babasının,
eşinin veya oğlunun servetiyle zengin sayılamaz. Baba fakir olduğu halde oğlu;
koca fakir olduğu halde hanımı zengin olabilir. Bu bakımdan, aile içinde, diğer
şartlarla beraber kimler dinen zengin sayılırsa, sadece onlar kurban kesmekle
yükümlü olurlar. Hepsi zengin sayılırsa, her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi
gerekir. Aile içinde zengin sayılan kimse yoksa hiçbiri kurban kesmekle yükümlü
olmaz.
Bu itibarla aile içinde kurbanı, zengin olanlar keser.
Evin büyüyü keser, diye bir şey yoktur. Bir aile içerisinde bulunanlar: Baba,
anne, oğul, kız, gelin evet bunların her birerleri dinen zengin ise hepsinin
birer kurban kesmesi gerekir. Dinen zengin sayılan kimse yoksa hiç birinin
kesmesi gerekmez. Bazen de yanlış ve dini olmayan bir adet gereğince, icabında
esas kurban kesmesi gerekli olan koca veya tersi yani hanımı bir sene biri, diğer
sene de öbürü veya kurban kesmeye imkânı olmayan fakir anne-baba, zengin oğlu
veya kızı yanında bulunurken, hürmeten anne veya baba adına kurban
kesilmektedir. Bu, çok yanlış bir uygulamadır. Çünkü esas kurban kesmesi
gerekli olan kimse kesmemekte ve borç altında kalmakta, diğeri ise nafile
kurban kesmektedir. Bu bakımdan esas kurban kesmesi vacip olan kimse, her yıl
kendi adına kurbanını mutlaka kesmelidir. Arzu ediyorsa diğerleri için de
nafile kurban kestirebilir.
Bir kimse, kurban kesme vaktinin başlangıcında yani
bayramın 1 ve 2. günlerinde fakir, sonunda yani 3. günde zenginleşirse kurban
kesmesi gerekir.
Kurban kesmekle mükellef olan kimse, aldığı kurbanlığı
kaybeder ve mal varlığı nisabın altına düşerse, eyyam-ı nahir yani kurban kesme
günlerinde fakir olduğundan yeni bir kurban almasına gerek yoktur.
Zengin kimsenin aldığı kurban, henüz kesilmeden ölse
yerine başkasını alması gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse, başkasını
alması gerekmez.
Zengin kimsenin aldığı kurban kaybolsa veya çalınsa da,
yerine başkasını kestikten sonra bulunsa artık bunu da kesmesi gerekmez. Çünkü
kurban yükümlülüğünü yerine getirmiş durumdadır. Fakat fakir kimsenin bu
takdirde kesmesi gerekir. Çünkü onun satın aldığı kurban, adak niteliğinde
belirli hale gelmiş ve kendisine vacip olmadığı halde bu kurbanı üzerine borç
haline getirmiştir.
Kurban için alınan hayvan, kaybolduktan veya çalındıktan
sonra yerine başka hayvan alınıp da daha sonra kurban kesme günleri çıkmadan
bulunsa, eğer sahibi zenginse bunlardan dilediğini kurban eder. Ancak sonradan
aldığının kıymeti eksik olduğu halde onu keserse, aradaki eksik miktarı
tasadduk eder. Fakat fakir ise her ikisini de kesmesi gerekir. Çünkü bunlar
onun hakkında adak kurbanı niteliğindedir.
Kaybolan kurbanlık hayvan yerine alınan ikinci kurbanlık
hayvan henüz kesilmeden kurban kesme günleri geçtikten sonra önceki kurbanlık
bulunsa, sahibi bunlardan hiçbirini kesmez, bunların en değerlisini tasadduk
eder.
Kurban olmak üzere satın alınan bir hayvan satılıp yerine
başka bir hayvan almak caizdir. Eğer paradan arta kalan olursa tasadduk edilir.