Hürmüz Boğazı'nda kriz her geçen gün daha da derinleşiyor.
Dünyanın en önemli enerji koridorlarından biri olan bölgede, dış müdahaleler ve Batı'nın kışkırtıcı politikaları tansiyonu zirveye taşıdı.
Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz taşımacılığının kontrol hakkının kendilerinde olduğunu bir kez daha ilan ederek, Körfez ülkelerini ABD'nin politikalarına alet olmamaları konusunda uyardı.

- "ABD'NİN YANINDA YER ALMAYIN" UYARISI!
Umman açıklarında bir yük gemisine düzenlenen esrarengiz saldırı, bölgede suları yeniden ısıtırken, İran ve Batı arasındaki geçici anlaşmanın da ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.
Yaşanan bu olayın ardından İran, bölgedeki İslam ülkelerine ve Körfez yönetimlerine seslenerek ABD'nin safında yer almamaları çağrısında bulundu.
ABD ve altı Körfez ülkesinin yayımladığı ortak bildiriye sert tepki gösteren Tahran yönetimi, söz konusu açıklamayı "müdahaleci, sorumsuz ve kışkırtıcı" olarak nitelendirdi.

- GEÇİŞ ÜCRETİ VE EGEMENLİK TARTIŞMASI BÜYÜYOR!
Yayımlanan ortak bildiride İran’ın, Boğaz'dan geçen gemilerden geçiş ücreti talep etme ısrarı hedef alınmıştı.
Buna karşılık İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada oldukça net bir mesaj verdi.
Garibabadi, "Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş, belirsiz düzenlemeler, paralel rotalar ya da İran'ın kıyı devleti olarak rolünü dikkate almayan karar alma süreçleri altında garanti edilemez" diyerek, bölge dışı aktörlerin dayatmalarını reddettiklerini belirtti.
Bu açıklamaların hemen ardından, İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu, Boğaz'dan "yetkisiz geçiş" yapmaya çalışan üç yabancı tankeri engelleyerek geri çevirdi.

- ABD'DEN BÖLGEYE YÖNELİK KIŞKIRTICI HAMLELER!
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) tarafından yayımlanan metinde, Hürmüz Boğazı'nda hiçbir kontrol girişimi veya geçiş ücreti olmaksızın "sınırsız seyrüsefer" talep edildi.
Metinde, kalıcı barış bahanesiyle İran'ın insansız hava araçları ve bölgedeki direniş gruplarına verdiği desteğin sonlandırılması da istendi.
İran Dışişleri Bakanlığı'nın bu taleplere yanıtı ise gecikmedi:
- Bölgedeki güvensizlik ve bölünmenin asıl kaynağı, ABD'nin Körfez'deki askeri varlığıdır.
- Hürmüz Boğazı, geçici anlaşma şartları gereği dış müdahalelerden uzak, İran ve Umman tarafından yönetilmelidir.
- ABD'nin Körfez ülkelerine sunduğu "güvenlik taahhütleri", gerçeği yansıtmayan boş vaatlerden ibarettir.
Öte yandan, işgalci İsrail'in bölgedeki saldırganlıklarına atıfta bulunulan bildiride, Lübnan'ın egemenliğine vurgu yapılarak, Siyonist rejim ile Lübnan arasındaki sürecin diğer çatışmalardan bağımsız tutulması gerektiği ifade edildi.

- UMMAN AÇIKLARINDA GEMİYE SALDIRI VE TRUMP'IN TEHDİTLERİ!
Bölgedeki gerilimi tırmandıran bir diğer olay ise Tayvanlı Evergreen Marine şirketine ait Singapur bayraklı Ever Lovely adlı yük gemisinin hedef alınması oldu.
İngiliz askeri denizcilik kuruluşu UKMTO'nun önerdiği rotada ilerleyen gemi, "bilinmeyen bir nesne" tarafından vuruldu. Can kaybının yaşanmadığı olay sonrasında, ABD'li yetkililer faturayı hızla İran'a kesti.
ABD Başkanı Donald Trump ise kışkırtıcı söylemlerini sürdürerek, İran'ın Boğaz'ı yeniden açmaması ve anlaşmaya uymaması durumunda ülkeyi yeniden bombalayabilecekleri tehdidinde bulundu.
Buna karşılık İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda izin verilen tek rotanın İran'ın ilan ettiği resmi güzergâh olduğunu, bunun dışındaki geçişlerin tamamen yasak ve son derece tehlikeli olduğunu vurguladı.

- ENERJİ PİYASALARINDA GÖZLER HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA!
Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının beşte birinin gerçekleştiği Boğaz'daki bu gerilim, enerji piyasalarında dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor.
Yaşanan trafik yavaşlamasına rağmen, petrol fiyatları cuma günü yüzde 3'ten fazla değer kaybetti.
Suudi Arabistan'ın milli şirketi Saudi Aramco'nun dünyanın en büyük petrol limanı Ras Tanura'da dört ay sonra yeniden yüklemelere başlaması da piyasadaki dikkat çeken gelişmelerden biri oldu.
Hürmüz Boğazı'ndaki egemenlik mücadelesinin yanı sıra; İran'a yönelik mali yaptırımlar, nükleer denetimler ve işgalci İsrail'in Lübnan'daki savaşı gibi kritik dosyalar bölgedeki ateşin sönmesini engelliyor. Tüm bu karmaşa, yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde ABD yönetimi üzerinde büyük bir siyasi baskı oluşturmaya devam ediyor. Bölge halkları ise, dış müdahaleler yerine İslam coğrafyasının kendi sorunlarını kendi içinde çözmesini bekliyor.



