“O’na mülâki olacakları yevme/güne dek, Allah’a vaat ettikleri sözlerinden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı kalplerine nifakı sokmuştur.” (Tevbe, 77)

“Onlara nifakı ıkab etmiştir.” / “Nifak” münafıklık demektir, küfre benzer kelimedir. / “Ikab etmek” kovalamak anlamında olduğu gibi cezalandırmak anlamındadır da. / O’na mülâki olacakları güne kadar onlara nifakı onlarla bir etti yahut nifak ile cezalandırdı. Çünkü onlar Allah’a vaat ettiklerinden hulf ettiler. Ikab eden Allah’ın halifesi olan topluluktur; onları takip edecek ve onları cezalandıracaktır. Yahut topluluk onları nifaka sokmuştur. Muhalefet ettikleri kimse ise topluk değil âlemlerin rabbi Allah’tır. / Çünkü ne AK Partililer ne de Cemaat/Camia yaşayışlarında topluluğun anladığı İslâmiyet’e muhalefet etmediler, aynı zamanda topluluk içinde kaldılar, onların istediklerinin çoğunu yaptılar. Örnek olarak; kızların başörtülü olarak görevli olmalarına izin verdiler. Görünürde onlar topluluğa muhalefet etmediler. Görünürde İslâm dinini/düzenini getireceklerini vaat ettiler, görünürde bunun için çalışanlara da muhalefet etmediler ama İslâm düzenini getirmekten kaçındıkları için âlemlerin rabbi olan Allah’a muhalefet ettiler... / Başlangıçta vaat ettikleri âlemlerin rabbi olan Allah’ın istediklerini topluluğa taahhüt ettiler. Bu ifade aynı zamanda topluluğa vaat edilenin Allah’a vaat edilen olduğu anlamındadır. Şu şartla ki; vekil olan asıl olanı tam temsil etmelidir. Bir vekil kendi keyfine göre hareket ederse ihanet etmiş olur. O zaman da O’na itaat etme vaadinden hulf etmedir, dönmedir. / Topluluk (AK Parti) başlangıçta Allah’ın halifesi olarak İslâm düzeni isteminde iken, sonra bu istekten vazgeçerek Avrupa Birliği’ne girme derdine düşmüştür. Böylece âlemlerin rabbine ihanet etmiştir. / Bugünkü AK Parti’nin ve Cemaat’in İslâmiyet’le ilgili durumları ne kadar beliğ bir şekilde ifade edilmiştir. Görünürde Allah’ın istediklerini yapmakta, diğer taraftan AK Parti ve Cemaat/Camia Kur’an’ı bir tarafa iterek mevcut “faizci zalim düzen”de zengin olmak için çalışmışlardır ve hâlen de aynı amaçla çalışmaktadırlar. / Bir de her ikisinin ketm ettikleri vardır denmektedir.

Neyi ketm ediyorlar, neyi gizliyorlar / Bunlar tekel sömürü sermayesi ve temsilcileri ile gizli anlaşmalar yapıyorlar ve bu anlaşmaları halktan gizliyorlar; bu iki topluluğun da gizli anlaşmalarını bilemiyoruz. / Vaat ettiklerinden hulf etmişlerdir ve ketm etmişlerdir. Bu “nifak”tır. Nifakın takibi bu sebeple olmuştur. Nifakın kalblerinde olması da merkezlerinde olmasıdır. Yani ne AK Parti mensuplarında ne de Gülen Cemaati’nde nifak yoktur, “nifak” sadece merkezlerindedir yani yöneticilerindedir...’

“Onlara nifakı ıkab etmiştir” / Yalan söylemezseniz hiçbir sıkıntı çekmezsiniz. Ama yalan söylerseniz, yalanınızı devamlı saklamak ve kollamak zorunda olursunuz. Her konuşmanızda o yalanınızı hatırlamak zorundasınız, aksi halde bir hata yapar ve yalanı açık edersiniz. / Nifak daha zordur. Çünkü yalnız konuşmalarınızı kontrol etmek değil, aynı zamanda hareketlerinizi de kontrol etmek zorundasınız. Ben şimdi şunu yaparsam yakayı ele veririm diye korku içinde yaşarsınız. Ömrünüz korku ve tedirginlik içinde geçer. / “Ukba” sonu demektir. “Akıbet” sonunda demektir. / Nifak sonunda onları buldu demektir...’

‘AK Parti de Cemaat/Camia da bize İslâm düzenini vaat ettiler ama güçlenince ikisi de vaatlerini unuttular, vaatlerini yerine getirmediler. Çünkü merkezleri işgal edilmişti. Baştakiler bizdendi, halk bizdendi ama aradakiler münafık idiler. Dolayısıyla vaat ettiklerini yerine getiremiyorlar. Allah da onları ıkab etmektedir. Şimdiki sıkıntıları işte buradan gelmektedir. Hazreti Peygamber döneminde de Medine’de böyle olmuş ama sonunda müminler galip gelmişlerdir. Dolayısıyla AK Parti dağılabilir, Cemaat dağılabilir ama “Risaleler” devem edecektir, “Millî Görüş ve Adil Düzen” devam edecektir. Kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. / Eskiden bu tür olaylarda tedirgin olur endişe etmeye başlardık. Şimdi ise gayet rahatız. İslâm âlemini bölemeyecekler ve Allah’ın nurunu söndüremeyecekler. Şer zannettiğimiz şeyler sonunda hayra dönüşür...’ (s.9-12; “KUR’AN VE İLİM” çalışmamızdaki “tevafuk/lar” devam ediyor; 756. hafta yani geçen haftaki seminerimizden aktarı-YORUM... Elbette gereğini yapmak üzere ibretle takip etmenizi tavsiye ederim… Reşad / RNE)