Arkadaşlarım yaşın ilerlediği için çok fazla empati

yapıyor ve yoruluyorsun diyorlar. Halbuki ben kırklı yaşlarda nasıl empati

yapıyorsam gençliğimde de aynı kuvvette duyarlı davranır ve insanların halini

anlamaya çalışırdım. Bir çocuğun yetişmesinde en etkili kişi annedir. Ben

empati yapmayı, insanların yardımına koşmayı ve affetmeyi annemden öğrendim.

Çocuk eğitimi ile ilgili meselelerde çoğunlukla olumsuz anne modelleri dile

getiriliyor. Halbuki toplumumuzda hayırlı evlatlar yetiştiren nice anneler

vardır ki onların seslerini kimse duyurmaz.

Babam memurdu, çocukluk yıllarım yoksulluk içinde geçti.

Ama belleğimde kalan en  belirgin şey,

annemin yaptığı yemeklerden birer tabak ayırıp yaşlılara gönderdiği

resimlerdir. Annem mahallenin yoksullarını iyi tanır ve elinde ne varsa onlarla

paylaşır ve onların halini anlamamız için bize açıklamalar yapardı.

Uzmanlar insanların empati yeteneğinin zayıfladığını ve

bireylerin birbirlerine yabancılaştıklarını söylüyorlar. Kimse dikkate almıyor

ama doğruluk payı yüksek

Annemden öğrendiğim gibi çevremdeki insanların halini

anlamaya çalışıyorum. Ama arkadaşlarım bunu bir ahmaklık olarak görüyor ve

insanların sorunlarını kendine dert edinmeni anlayamıyoruz diyorlar. Ama ben

neden böyle davrandığımın bilincindeyim ve ahmak değilim. ( S. K)

Karşınızdaki kişinin duygularını anlayıp, akıl vermeden

geribildirim yapmanız insani gelişmişliğinizin göstergelerindendir ve sizi

verici olmaya yönlendirir. Bu yönüyle empati karşı tarafa yapılan bir destektir

ve insan ilişkilerinin olmazsa olmazlarındandır. Fakat doğru bir empati kurabilmeniz

için iletişim halinde olduğunuz kimsenin arka bahçesine inmeniz ve burayı

okuyabilmeniz gerekir. Burası sizin için yabancı bir dünya ya da tanımadığınız

bir diyar değildir. Sosyal yaşam canlı bir kitaptır yaşanmışlıkların ise

müşterek bir dili vardır. Yani arka bahçemizde biriktirdiğimiz duygu düşünce ve

hayallerimizin ortak bir dili vardır. Aslolan bu müşterek dili yakalayıp

karşımızdaki kişiyi anlayabilmektir. Bunun için, akıl vermekten, mukayese

etmekten ve yargılamaktan kaçınmak gerekir. Yapacağınız tek şey karşınızdaki

kişinin duygularını anlayabilmek ve bunu ona hissettirmektir.

İyilik yapmak deyince zihnimizde sadece büyük

fedakârlıklar ve vaktimizi alacak işler gelir. Fakat bazen bir insanın halini

anlayabilmeniz o kişi için en büyük iyilik olabilir Peki, bir insanın halini

anlamak ne kadar vaktinizi alır Bu size ne kadar paraya mal olur Yaptığınız

işe ne kadar vakit ayırdığınızın önemi yoktur, bunun karşı tarafın ihtiyacını

karşılayıp karşılamadığı önemlidir. Bazen bir tebessüm bir tatlı söz de karşı

tarafın gönlüne su serpebilir ve sizin iyiliklerinize dâhil olabilir. Kim

bilir!