Dananın kuyruğu Suriye’de kopacak! Türk milleti (Türkiye), ya tarihteki eski güçlü ve güzel günlerini tekrar günümüze getirecek ya da Irak ve Suriye gibi olacak. Böylelikle Türkiye’nin önünde iki yol var. Ya saldıracak, ya saldırılacak. Bugün Suriye’de Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı savaşmış, Osmanlı topraklarını işgal etmiş bütün devletlerin askerleri var. ABD’den Rusya’ya, İngiltere’den Çin’e, Fransa’dan Almanya’ya bütün devletlerin askerleri Suriye’de. Bu ne demek oluyor? Birinci Dünya Savaşı’nda işgal ettikleri Osmanlı topraklarında halkın karşı koyması sonucu toprağa fiilen el koyamayıp o topraklara Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan vb. paravan devlet kurdurarak yöneticilerini satın alıp içerden halletme yoluna gitmişler ve aynı zamanda yüz yıllık bir plan yapmışlardır. Planı yapan İngiltere. Yüz yıl içinde Osmanlı toprakları fiilen ele geçirilecek. Bu planın sonuna geliniyor. Türkiye her ne kadar isim değişikliği olsa da Osmanlı Devleti’nin yerine kurulmuş bir devlettir. Yüz yıllık İngiliz planını ancak ve ancak Türkiye bozabilir. Eğer Türkiye bu planı savaşarak bozmazsa Suriye’den sonra Türkiye işgal edilecek. Çünkü yıkılan koskoca imparatorluğun merkezinde kurulmuş devlettir Türkiye. Türkiye’nin halkı Osmanlı halkıdır. Her ne kadar inkılâplarla işgalci devletlerin milletlerine benzetilmeye çalışılmış isek de bu çok şükür başarılı olmamıştır, olmayacak. Müslüman Türk’ten gâvur olmaz. Gâvur olanlar Türk değildir. Türk, Müslüman’dır. Nereye gelmek istiyorum?

Zeytin Dalı Harekâtı (Afrin savaşı) 20 Ocak 2018’de başladı, 18 Mart 2018’de (Halep’in) Afrin ilçesi ele geçirilerek zaferle sonuçlandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kahramanca savaşması sonrası Afrin’de kontrol Türkiye’ye geçti. Gönül isterdi ki Halep tamamen ele geçirilsin. İnşallah bir gün o da olur. Bir bakmışız TSK Halep’i de ele geçirmiş. Neden olmasın! Şimdi Türkiye ne yapmalı? Günlerce fiilen savaşarak ele geçirilmiş topraklar kâğıt üzerinde kaybedilmemelidir. Afrin ABD ve Rusya gibi çakallara kaptırılmamalıdır. Bunun için politikacılarımızın çok çalışması lazım. Politikacılarımız uyanık olmalıdır. Savaşarak elde edilmiş hiçbir toprak kimseye verilemez. Kaldı ki o topraklar zaten Türkiye’nin eski toprağıdır.

Afrin mücadelesinde sadece TSK yok; askerimizle birlikte sağlık görevlilerimiz de var. Doktor ve hemşirelerimiz askerlerle birlikte cephede mücadele etmişlerdir. Onların hakkını da unutmayalım. ÖSO mu o zaten TSK’nın eğittiği askerlerden oluştuğu için ayrı değerlendirmeye gerek yok. Türk askeri olmasa ÖSO’yu kim takar! Türkiye sadece askeri anlamda masraf etmedi; bu savaşın sivil masrafı da var. Finans olmadan savaş olmaz. Daha açık ifadeyle parasız savaşa girilmez. İşin bu yönünü de unutmamak gerek. Bu mücadeleyi finanse edenleri de unutmamalıyız. Buradan nereye geleceğim?

Zeytin Dalı Harekâtı’nda Türkiye’nin askeri ve polisiyle birlikte sağlık görevlileri başta olmak üzere sivil mücadelesi de var. Bunca silah, mermi, bomba, savaş uçağı harcaması da var. En önemlisi şehitlerimiz var bu mücadelede. Türkiye günlerce savaşarak kahraman Türk askerinin bükülmez bileğiyle Afrin’i ele geçirdi. Bundan sonra Afrin’i kaybetmemek için uğraşmalıdır. Devletin bunca masrafı boşa gitmemelidir. Bunun için ne yapılmalı? İlk önce idari yapı olarak Afrin, Afrin’e yakın bir ilimize ilçe yapılmalıdır. Kısa zamanda kaymakam ataması yapılarak devlet teşkilatı en ayrıntısına kadar oluşturulmalıdır. Devlet binaları yapılarak ya da hâlihazırdaki binalardan imar edilerek her alanda memur ataması yapılmalı kısa zamanda. Afrin Türkiye’nin bir ilinin (örneğin Hatay’ın) ilçesi olmalıdır.

Savaşarak alınan toprakları masa başında kaybetmemek gerek!