Kudüs için söyleyecek sözü, anlamlı bir projesi, yani bir fikri olan herkesi, yarını beklemeden hemen şimdi elini taşın altına koymaya davet ediyorum; zira yarın meçhul!..

Zaman akıyor ve Kudüs, kendi kapılarında boğuluyor!..

Kudüs’ün boğulması demek, Müslümanların nefessiz kalması demektir ki; bu bir helaktır!..

Daha önce yine bu sütunda, unuttuğumuz bir kahramandan, Nurettin Zengi’den bahsetmiş ve Kudüs esirken neler yapılabileceğini onun üzerinden örneklendirmiştim…

Mescid-i Aksâ’yı kana boğan, Kudüs’ü Müslümansız bırakan Haçlılara karşı ümmeti bir minber önünde toplayarak, ümmet olmanın anlamını va’z edip Kudüs zaferini muştulamıştı Nurettin Zengi…

Nurettin Zengi’nin yaptırdığı minber, Mescid-i Aksa’da 782 yıl boyunca muazzam bir görev ifa etti ve fakat Yahudilerce 1969’da yakıldı…

O gün bugündür de ümmet Kudüs’e yabancı kaldı!..

Bu yabancı kalmayı en iyi yine bir Yahudi ifade etti…

Mescid-i Aksa yakıldığında İsrail’de başbakanlık koltuğunda oturan Golda Meir –kendisi aynı zamanda İsrail’in kurucularındandır- anılarında şöyle diyor: “O gece sabaha kadar gözüme uyku girmedi, sandım ki Müslümanlar dört bir yandan İsrail’e girecekler. Lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki biz dilediğimizi yapabiliriz.”

Ve o gün bugündür, yani Müslümanların Minber-i Aksâ’nın yakılmasına sessiz kalmasından bu yana Yahudiler dilediklerini yapıyorlar…

Şunun altını kalın çizgilerle çizerek belirtmeliyim ki “Bir gün penceremde Mescid-i Aksâ olacak manzaram” gibi güzel sözler sarf edip Kudüs için fiili hiçbir şey yapmamak kişinin kendini kandırmasından başka bir şey değildir…

Kudüs için eylem ortaya koyma zamanıdır, Kudüs için bir şey yapma zamanıdır, Kudüs için ayağa kalkma zamanıdır, yoksa üzerimize serpilen toprak çürüyecek!..

Kudüs’ün ve dolayısıyla Mescid-i Aksâ’nın özgürlüğünü muştulayan bir şey!..

Bu şeyin ne olduğuna siz karar vereceksiniz…

Herkes kendi çapını, imkânlarını ve yeteneğini bilir… Şimdi imkânlarımızı ve yeteneklerimizi Kudüs için seferber etme zamanıdır… Yoksa girişte de ifade ettiğim gibi Kudüs kendi kapılarında boğulacak ve bu durum Müslümanları nefessiz bırakacak!..

Ne alaka diyenler, Kudüs’ün önemini idrak edememiş ve zaten boğulmuş kişilerdir ki; kimlikleri ile kişilikleri arasındaki tenakuz bile onları rahatsız etmez!..

Kapılarında boğulma meselesini detaylı olarak inşallah önümüzdeki haftalarda izah etmeye çalışacağız…

Şimdilik sadece şunu söylemekle iktifa edelim:

Yolda yürürken bir kâfir sizi çevirse ve “Müslüman mısın?” diye sorsa ne hissedersiniz?