Bazen kayaların doruklarında öyle leziz meyveler yetişir

ki, aşina olduğumuz bütün kalıpsal yargılar ve alışageldiğimiz bütün olaylar

yerle bir oluverir. Tıpkı bunun gibi hak ve özgürlüklerin katledildiği

coğrafyalardan da öyle insanlar çıkar ki, onlar ölümü göze alıp adaletin ihyası

için koşarlar. Nitekim bir sistemin en yakın mağdurları aslında o sisteme karşı

en şiddetli direnişi gösterebilen adaylardır. Bunun en bariz örneği Kapitalist

Batı toplumlarında doğup büyüyen fakat yönüne adaletten yana çevirip, mağdurların

yanında yer alan kimselerdir. Bilindiği üzere bu toplumlarda halklar narkoz

yemiş birer hasta gibidirler. Ezilenlerin yanında yer alan kimseler ise bu

narkozdan uyanmayı başarmış ve karşı duruşa geçmişlerdir.

Adalet sevmek, paylaşmak gibi fıtri bir duygudur. Fakat

daha sonra ferdin doğup büyüdüğü aile ve içinde bulunduğu toplum kendi

ideolojisini dayatarak bu özellikleri köreltiyor. Kişinin doğuştan getirdiği ve

sonradan kazandığı bazı hakları vardır. Bu hakların fert ve toplum nezdinde

sahip olunduğu iklime adalet diyoruz. Adalet hem fert hem de toplumsal olarak

alınır. Hak neredeyse adalet de oradadır. Ama nedense insanoğlu birçok şeye

hakkı olduğunu bildiği halde ona sahip olamamaktan dolayı adaletsizlik durumu

yaşar. Bu sorun bazen kişinin kendi kabiliyetlerinden bazen de içinde bulunduğu

sistemin ona dayattığı örf adet ve katı kurallardan kaynaklanır.

Adaletin savunucuları her zaman vardır ve olacaktır Bu

kimseler kimi zaman doğudan kimi zaman Batıdan çıkar. Zira Adalet fıtri bir

duygudur, insan fıtrati doğuya batıya ya da kuzeye göre değişmez. Özüne dönen

insan nerede yaşarsa yaşasın, her zaman doğruya akla ve vicdana yatkın olanı

arar. Siz bu kimselerin seslerini nerede olursa olsun işitirsiniz. Çünkü cesur

ve yüreklidirler. Sırtlarını karanlığa yüzlerini ezilenlerden yana dönerler.

Yaşadıkları coğrafyalarda kıymetleri bilinmez fakat onlar bunu pek de

önemsemezler. Hak ve adaletin ikamesi ise yollarına devam ederler.

Güçsüz olanınız (haklı ise) hakkını alıncaya kadar benim

yanımda güçlüdür. Güçlü olanınız (haksız ise) kendisinden hak sahibinin hakkını

alıncaya kadar benim katımda güçsüzdür. (Hz. Ebubekir)