BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

EMLAK milyarderi Donald Trump ABD Başkanlık koltuğuna oturdu. Trump, ABD Başkanlığı’na aday olduğu tarihten bugüne kadar kendisinden söz ettiren “olay adam” olma özelliğini korudu. ABD’nin önceki başkanlarında görmediğimiz “gözünü budaktan, sözünü kulaktan esirgemeyen” bir üslubu var. ABD’nin genel politikasıyla çelişen bir üslup. ABD’nin Afrika, Suriye, AB, terör gibi dış politikalarında da ezber bozan bir üslup!

Trump’ın ABD’nin dış politikasına aykırı söylemlerine CİA Başkanı John Brennan ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden dünya kamuoyu önünde uyarılar yaptı. Trump’a “dirayet ve disiplinli olmaya” davet ettiler. Sözlerini “tehlikeli ve düşüncesizce” buldular. “Çocukluğu bırak” dediler.

Trump’ın koltuğa oturma töreni de “olaylı” geçti. Aynı gün ABD’de, 670’den fazla noktada protestolar yapıldı. Kadınlar cinsiyet ayrımı yapmakla suçladılar. ABD’nin diğer başkan adayı Hillary Clinton ise, alternatif yemin töreni düzenledi.

Mizacı, zenginliği, kural tanımazlığı Trump’u kontrolü zor bir başkan haline getiriyor. ABD’nin varlığını korumak ve sömürgeciliğini sürdürmekle görevli açık ve gizli kuruluşlar, bu sürpriz başkanı hizaya getirebilirler mi?

Yeni Başkan’ın “AB dağılacak”; “İstihbarat örgütlerine güvenmiyorum”; “İngiltere AB’den çıkmakla çok zeki bir karar verdi”; “NATO köhnedi” gibi söylemlerinin ülkenin elitlerince nasıl telif edileceği merak konusu. Her durumda, ABD’yi sürprizlerle dolu çetin günlerin beklediği açık! Sonucu bekleyip göreceğiz.

TÜRKİYE UYANIK OLMALI

TRUMP’IN seçim kampanyası sırasında İslam, yabancılar, mülteciler aleyhindeki sözlerine şahit olduk. İsrail’e “Kudüs’ü başkent yapma” sözü verdi. ABD Savunma Bakanlığı’na “kuduz köpek” lakaplı, saldırganlığıyla tanınan James Mattis’i getirmesi niyetini ortaya koyuyor. Mattis de ilk açıklamasında ABD halkına hitaben “Savaşa hazır olun” mesajı verdi. 

ABD, 2001’de 22 ülkenin haritasının değiştirileceğini duyurdu. Haritası değişmeyen yalnız Türkiye ve İran kaldı. Bu 2 ülkeyi de, mezhep farklılığını kullanarak birbiriyle kapıştırmaya çalışıyorlar. Sömürgeci güçlerin bu sinsi tuzağına alet olunmamalı.

Türkiye, hassasiyetlerini dikkate alarak, gelinen noktada “kendine has milli projeler” üretmelidir. Dış politikada, teslimiyetçi ve başkalarının projelerinin içinde yer alma yanlışlığına düşen tavırlardan uzak durmalıdır.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Kısa bir süre içinde Trump’ın Erdoğan’ı kabul edeceği” müjdesini (!) verdi. Yöneticilerimiz, 15 Temmuz’dan ders alarak ev ödevi almak için ABD’ye gitmemeli. Yönetici, ABD’de Türkiye’nin Kudüs duyarlılığı, ABD’nin terörü organize etme yanlışlığı gibi konuları anlatamayacaksa ABD’ye gitmesin! Türkiye’nin dış ziyaretlerdeki kazanımının ne olduğunu bilmek istiyoruz.

ABD başkanını seçti. Türkiye, başka bir ülkeye güvenerek yoluna devam edemez. Nitekim Türkiye halkı 8 sene önce Obama’nın seçilmesini sevinçle karşıladı. Kurban kesip şenlik yapanlar çıktı. Hayır! Bu, yanlış bir beklenti! Bizim için Türkiye’nin ne yaptığı önemli.

ALDANMA LÜKSÜMÜZ YOK

AFRİKA kökenli OBAMA’nın bir isminin de Hüseyin olması bazılarını aldatmıştı. Halbuki Obama, katı kuralları, tavizsiz sömürgeci hedefleri olan ABD’ye “Başkan” seçilmişti. Orada “başkan”ın kişisel inisiyatifi yüzde 20 - 25’i geçmiyordu.

Nitekim Obama’nın “başkanlığı” döneminde İslam dünyası kan ağladı. “Arap baharı” aldatmacasıyla birçok İslam ülkesi karıştırıldı. Türkiye; iç çatışma, bölünme, yok edilmeyle sonuçlanabilecek 15 Temmuz tehlikesini yaşadı. Obama’nın görevinin son aylarında bile 7 İslam ülkesine bomba yağdırılıyordu: Afganistan, Pakistan, Yemen, Libya, Irak, Suriye, Somali.

Trump, ABD’yi sarsacak sözler etmesine sevinenler çıkabilir. Fakat İslam’a karşı tutumu sebebiyle, “Gelen gideni aratır” sözünün gerçek olması ihtimali kuvvetli. Kudüs’le ilgili olarak İsrail’le temaslara başladı bile.

Bazıları anlayamasa da, din ülkelerin idaresinde en belirleyici faktör. Trump’ın koltuğa oturma töreninde 2 İncil vardı: Biri Yüksek Mahkeme Yargıcı’nın getirdiği İncil; diğeri, Trump’a annesinin verdiği İncil.

Belli ki, dünyada aynı inanca mensup ülkelerin oluşturduğu birliktelikler var. Türkiye, rüzgârın önündeki kuru yaprak misali sağa sola savrulan ülke olmamalı. Yerini ve safını doğru belirlemeli.  Bizim yerimiz, aynı inancı, tarihi, kültürü paylaştığımız kardeş Müslüman ülkelerdir. Türkiye, tarihi tecrübesiyle İslam dünyasına liderlik, ağabeylik yapabilecek konumda. Karşımızdaki sömürgeci güce karşı, daha büyük bir güç oluşturmak zorundayız.

Unutmayın ki, Yeni Dünya Düzeni’nin direksiyonunda ne zaman, ne yapacağı belli olmayan bir Başkan var. Bu atmosferde en büyük fırsatımız Türkiye’nin öncülüğünde Müslüman ülkelerin “Yeni Bir Dünya’yı kurma iradesidir.