ABD stratejik müttefik!..
Geçmişten günümüze Erbakan Hocamın Başbakanlığı dönemi
hariç tüm iktidarlar ABD ve AB yi stratejik müttefik ve hedef olarak tarif
ettiler. AK Parti iktidarı ile özellikle AB nin ülkemiz açısından stratejik
hedef olarak tarif edilmeyeceği beklenirken değişen bir şeyin olmadığını
görüyoruz. Çünkü gerek AB Bakını Volkan Bozkır, gerek geçmişin Maliye Bakanı
şimdinin Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek her vesile ile AB yi ulaşılması
gereken stratejik hedef olarak tarif ediyorlar. ABD konusunda ise yapılan açıklamalar
ve uygulamalara baktığımızda vazgeçilmesi mümkün olmayan müttefik olarak
nitelendirildiğini görüyoruz. ABD nin dış politikamızda neden vazgeçilmez bir
ortak olarak görüldüğünü anlamakta güçlük çektiğimi belirtmek istiyorum. Uzun
yıllara dayanan ilişkiler sebebiyle ülkemiz açısından ABD nin farklı bir yere
sahip olduğunu biliyorum. Ancak, ülkemize ve özellikle bölgemize yönelik ABD
politikaları ve uygulamalarının sürekli olarak ülkemiz aleyhine sonuçlar
verdiğini görmek için bu alanda ihtisas sahibi olmaya hiç gerek yok. Çünkü
Büyük Ortadoğu Projesi olarak özetleyebileceğimiz ABD ve koalisyon ortaklarının
-koalisyon ortaklarının içinde İngiltere, Almanya ve Fransa AB üyesi ülkelerin
bulunduğunu unutmamak gerekir- çoğu zaman söyledikleri ile uygulamalarının
çelişki halinde olduğunu, bu ülkelerin sadece çıkarlarını düşündüklerini bunun
için her yolu mübah gördüklerini, Türkiye ye karşı yalan söylemekte bile bir
sakınca görmediklerini söylemek yanlış olmaz.
Sadece Irak ve Suriye deki gelişmeler sırasında ve sonrasında
ABD nin Türkiye ye söyledikleri ve vaatleri ile uygulamanın farklılığını,
bölgemizdeki gelişmelerde Türkiye nin ABD ile işbirliğinden kazançlı değil
sürekli zararlı çıktığını göre göre ilişkilerimizin stratejik müttefiklik
olarak nitelendirilmesinin sebebini birilerinin izah etmesi gerekiyor. İster
bile bile lades olmak şeklinde, ister aldatılmak şeklinde olsun ABD ve
müttefikleri bölgemizdeki faaliyetleri ile ülkemizin aleyhine gelişmelere zemin
hazırlıyorlar. Ondan sonrada sanki gelişmelerde hiçbir etkileri yokmuş gibi
davranıyorlar. İnsanlar ölüyor, şehirler yıkılıyor, insanlar doğup büyüdükleri
yurtlarını terk etmek zorunda kalıyorlar ama tüm bunlarda hiçbir sorumlulukları
yokmuş, hatta bölgeye demokrasi ve özgürlük getirmek adına fedakârlıkta
bulunuyormuş görüntüsü veriyorlar.
Niyetlerinin aslında fazlaca bir önemi yok. Önemli olan
ortaya çıkan sonuç. Sözgelimi Irak a ABD ve koalisyon ortaklarının müdahalesi
gündeme geldiğinde Irak ın toprak bütünlüğü ve güneyimizde yeni bir oluşuma
karşı olduğumuz uzun süre tekrarlandı. Ama neticede Irak parçalandı, hatta
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi diye şimdilik yarı bağımsız ama ilk fırsat
bağımsızlığını ilan edecek bir yapı oluşturuldu. Bununla da kalınmadı Irak
Merkezi Yönetimi ni bir kenara iterek bu yeni yapı ile Türkiye olarak bir takım
anlaşmalar imzaladık ya da imzalamak zorunda kaldık. Ayrıca, Irak ın işgalinin
ardından PKK terör örgütü ABD nin himayesinde oluşmuş yapıya PKK karargâhının
güvenliği ve koruyuculuğu havale edildi. PKK karargâhının bombalanmasının da
terör örgütünü bitirmeye yetmediğini görüyoruz. Aynı durum Suriye içinde
geçerli. Suriye de iç çatışmalar başladığında yapılan açıklamalarda Esad
yönetiminin bir-iki ay içinde gideceği belirtildi. Öyle anlaşılıyor ki,
yetkililerimiz böyle bilgilendirilmişti edilmişti. Zaman ilerledikçe gördük ki,
ABD ve koalisyon ortaklarının Esad ın iş başından uzaklaştırılması gibi bir
planları yok. Bu arada Rusya nın da devreye girmesi ile Türkiye adeta Rusya ile
karşı karşıya getirildi. Kısacası, ABD ve AB ile ilişkilerimiz Türkiye nin
aleyhine gelişiyor. Bu arada AB ile imzalanan sığınmacılar anlaşması sonucu
vizelerin kaldırılması gerçekleşse bile Türkiye nin istediği sonucu
alamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü AB den sürekli olarak çelişkili açıklamalar
geliyor.
Öyle ise hiç olmazsa bundan sonra ABD yi stratejik
müttefik, AB tam üyelik sürecini stratejik hedefimiz olarak nitelendirmekten
vazgeçelim. Çünkü bu ilişkiler bize fazla bir şey kazandırmıyor, sadece
kaybettiriyor.