İngiltere’de yapılan referandumun yankıları sürüyor. Sonuç ortada; İngiltere AB’den ayrılıyor...

Özelde İngiltere, genelde AB ve Kapitalist dünya için tarihi anlar yaşanıyor.

Kelimenin tam anlamıyla Batı şokta! Bu ayrılık bir milattır. Göreceksiniz, bu kopuş, İngiltere ile sınırlı kalmayacaktır. Birçok AB üyesi İngiltere gibi birlikten ayrılmaya aday. Belki süreç umulandan hızlı gelişti hepsi o kadar. Herkes Yunanistan’ın AB’de kalıp kalmayacağını tartışırken tarihi adım İngiltere’den geldi. Brexit referandumu sadece bu ülkeyi değil, bütün Avrupa’yı  etkileyecek bir sonuç ortaya çıkardı.

Son 300 yıllık Siyonizm’in kontrolündeki Batı hâkimiyeti ve Batı aklı olarak İngiltere›yi görmek doğru bir bakış olur. İngiltere›nin birlikten ayrılmasıyla Batı, aynı zamanda akıldan da yoksun kalacaktır.

İngiltere›nin AB›den ayrılması elbette ki sıradan bir ülkenin ayrılması gibi olmayacaktır. Bilindiği gibi, Batı medeniyetinin menfaati önde tutan anlayışı işi bu noktaya getirdi.

Batı düşüncesi hiç bir zaman insanı merkeze almadı. Onlar için önemli olan «insan hakları», «hukukun üstünlüğü» gibi evrensel değerler değildir. İş maddeye menfaate geldi mi, anında tornistan eder ve bunların hepsini rafa kaldırırlar. Batı anlayışına göre aslolan kuvvettir.

Onların anlayışında; kuvvetli olan haklıdır, prensibi yatmakta. İslamofobia gibi saçmalıklarla ancak bu günlere gelebildiler. Ama kara bitti. Artık kendi yalanlarına kimseyi inandıramazlar.

AB’nin dağılacağı birçok kişi tarafından gündeme getirilirdi. Ama nasıl dağılacağı merak konusu idi. Şimdi durum anlaşıldı; Avrupa Birliği fiyasko. Zaten bir süreden beri AB vatandaşlarının birlik içerisindeki, durumu zayıf olan ülkelere yardım yapılmasına karşı oldukları biliniyordu. Bireyci ve bencil bir anlayışa sahip olan Batılıların gerçek yüzü budur aslında.

Peki, Bundan sonra ne olur?

Görünen odur ki; bir kere AB dağılma sürecine girdi. Artık geriye dönüş olacağını sanmıyoruz.

Dilerseniz önce Avrupa’nın bir araya geldiği yıllara bir göz atalım ve bu ülkelerin ne kadar birbirlerine yakın veya uzak olduklarını görelim:

Roma devri sonrası, özellikle Avrupa’da İmparatorlukların dağılmaya başladığı ve ulus devletlere adım atıldığı dönemlerde... Hristiyanlık henüz oturmamıştı. Mezhep eksenli çatışmalar o kadar şiddetlendi ki, hemen hemen Avrupa nüfusunun üçte biri bu savaşlarda yok oldu. Bunlar çare ve çözümü bir araya gelmekte buldular. 17. Asrın ortalarında oturup anlaşmak mecburiyetinde kaldılar. Anlaşma gereği önceleri reddettikleri mezhepleri tanımak mecburiyetinde kaldılar.

Bu anlaşma 1. Dünya savaşıyla son buldu. Sanayileşen, güçlenen ve devleşen Batı toplumu gene silahlarını birbirlerine doğrulttular. 1. Dünya savaşında yenişemeyince 2. Dünya savaşını çıkardılar. Her iki savaşta hayatını kaybeden insan sayısı 60-70 milyon. Bu defa savaş sonrası Papa’nın isteğiyle bir araya gelen Avrupa ülkeleri; önce Çelik Teşkilatı’nı kurdular (AÇT). Sonra AET oluştu, arkasından da AT ve en nihayetinde AB oluştu.

Gene başa dönüyorlar. Ne AB, ne NATO, ne BM, ne de Liberal Demokrasi gibi Batı çıkışlı sistemler ve oluşumlar insanların sorunlarını çözemedi. Bir türlü Saadete erişemeyen Batı toplumu arayışını sürdürmektedir. Kendileri de fevkalade bu durumun farkındalar.

İngiltere’de yapılan Breksit oylaması Batı için yeni bir yol ayrımı demek olup, ne tarafa savrulacakları ve nasıl savrulacaklarını ise yaşayıp göreceğiz.

İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla akıldan mahrum kaldılar. Önceleri iyi kötü bir akılları vardı kendilerine göre. Yarım akılla buraya kadar gelebildiler. Akılsız olarak yola devam etmeleri ise imkânsız gözükmektedir.