KUR AN VE İLİM seminer yani tefsir çalışmalarımızın 769.
haftasına da ulaştık, elhamdülillah... Kaldığımız yerden ilgili bölümler
üzerinde durmaya devam ediyoruz
MARUFU EMRETME: Altı vasfın (önceki yazıda anlatıldı)
birlikte yürümesi için ayrıca müminlerden oluşan bir örgüt vardır; bunlar da
düzeni koruyanlardır, iç düzeni koruyan ve iç güvenliği sağlayanlardır. Marufu
emredenler olarak halkın serbestçe iş yapıp yaşayabilmesi için birlikte
yapılması gerekenler vardır. O işler yapılmazsa düzen olmaz. Örnek olarak yol
yapılmalıdır. Köye su getirilmelidir. Buna yürütme diyoruz. Bütün işleri halk
yapar ama halkın ayrı ayrı değil de birlikte yapılacak işleri vardır. Vergi
toplanır ve bu vergilerle halka hizmet verilir. Biz bunu kooperatiflerin yapacağı
Genel Hizmetler olarak düzenliyoruz. Emretme cebretmeden farklıdır. Emreden
emrolunana zorla yaptırmaz. Emrolunan isterse yapar, isterse yapmaz. Hesabını
emredene değil, yargıya verir. Hukuk düzeninde bu böyledir. Dolayısıyla emretme
demek zorlama anlamında değildir. Cezasına katlanmak şartı ile yapması gereken
yani emredilen emredileni yapmayabilir.
MÜNKERİ NEHY ETME: Münker yasaklardır. Topluluk içinde
yapılması istenmeyenlerin yapılmasını önlemektir. Bu da taibe karşıdır yani
taib olmayanlara uygulanacak müeyyidedir. Yapma işleri yürütmeye aittir.
Yönetmenin işi yasaklara uymayanları cezalandırmadır yani mahkeme kararlarına
uyulmasını sağlamadır. Buna da kamu görevi diyoruz. Kamu görevi ile genel
hizmet birbirinden ayrı olduğu için yürütme ile yönetme birbirinden ayrı olduğu
için ve harfi ile atfedilmiştir. Bugün yürütme ile yönetme aynı kimselere
verildiği için denge sağlanamıyor. Krizler bu sebeple ortaya çıkmaktadır.
Diğerlerinde ve harfi getirilmeyip burada ve harfi getirilmesi Kur an ın
bir mucizesidir.
ALLAH IN HUDUTLARINI MUHAFAZA ETME: Adil Düzene Göre
İnsanlık Anayasası nda, hak ve hürriyetlerin sınırı başkalarının hak ve
hürriyetleridir, bu sınırları hakemlerden oluşan yargı belirler diyoruz. Demek
ki üçüncü bir kurum daha vardır, o da yargıdır. Yasama kanunlar yapar. Yürütme
o kanunları kendi içtihatlarına göre uygular. Yargı şeriat kurallarını aşanları
tesbit eder. Yönetim de yargı kararlarının uygulanmasını sağlar.
Demek ki üçüncü grup ayrıdır. Yasamadan sonra uygulama,
uygulamadan sonra yargı, yargıdan sonra yönetim olduğu halde, sırada önce
yönetimi zikretmiştir. Bunun hikmeti şudur. İhtilaflar önce yürütme yani
yönetim tarafından geçici olarak çözülür. İşler aksamadan devam eder. Mağdur
olanlar sonradan yargıya giderler. Demek ki yönetimin iki görevi vardır.
Yürütmede akışı sağlama ve düzenin aksamasını önlemedir, ondan sonra da
haksızlık yapanları cezalandırmadır. Bu ikinci görev yargıdan sonradır. Bugün
de emniyet teşkilatı bir taraftan yönetime bağlıdır, içişleri bakanlığına
bağlıdır, diğer taraftan savcılığa bağlıdır. Adil Düzene Göre İnsanlık
Anayasası nda bunlar zikredilmiştir, delili buradadır...
***
Uygarlaşma göçebelikten yerleşik döneme geçmedir. Yani ev
sahibi olma demektir. Et-Tâibûn bu anlamda göçebelikten yerleşik düzene
geçenler anlamına gelmiş olur. Yerleşik düzende komşular birlikte yaşarlar,
ömürleri bir arada geçer. Hattâ torunları dedelerinin yaşadıkları yerlerde
beraber yaşarlar. Yazı yerleşik hayata geçtikten sonra bulunmuş, yazılı hukuk
yerleşik düzene geçildikten sonra doğmuştur. Kur an nâzil olmaya başladığı
zaman Kalemle öğreten Allah ın adıyla oku denmiştir. Kur an göçebe hayatı
yaşayan Arapları yerleşik hayata çağırdığı zaman yazıya işaret etmiştir...
(s.6-7)
***
KUR AN VE İLİM 769. hafta tefsir (Tevbe Sûresi, 47.
hafta) seminerimizden aktarı-YORUM Ve İLMÎ-AHLÂKÎ-İKTİSADÎ-SİYASÎ-SOSYAL
olarak çağımızdaki hayatın her alanında var olan SOSYAL TUFAN a karşı gereğini
yapmaya yani ADİL DÜZEN, ADİL EKONOMİK DÜZEN GEMİSİNİ inşa etmeye davet ediyorum
BİZE DÜŞEN SADECE AÇIK TEBLİĞDİR (Âyet)
Ve s-SELÂM mea d-dua, dua, DUA