Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde her Aralık ayında bir gelecek yılın bütçesi ele alınır, görüşülür ve milletvekillerinin onayına sunulur.

TV ekranlarında, gazete sayfalarında bugünlerde 2025 bütçesi ile ilgili tartışmalar, konuşmalar gündemde.

Bütçe görüşmeleri hepimizi ilgilendiren bir konudur ve önemlidir. Hele hele Maliye Bakanı’nın bütçe konuşmaları dikkatle takibi gerektiren bir konuşmadır, kanaatimce.

Saadet Partisi TBMM Grubu bu yıl esasen çok konuşulması ve tartışılması gereken, mercek altına alınması icap eden bir çalışmaya imza attı.

Saadet Partisi 2025 bütçesine yönelik, 530 sayfalık şerh notları hazırladı ve açıkladı. 

Notları incelediğimde dikkatimi çeken şerhlerden biri, bu köşede sık sık dile getirdiğim ve düzeltilmesi ‘olmazsa olmazlardan’ olan gelir dağılımı ile ilgili.

“Gelir Dağılımı Adaleti” başlığı altında şu bilgiler çarpıcı;

*“Devlet gelirlerinin yüzde 65’inin KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerden elde edilmesi, özellikle düşük ve orta gelir gruplarını orantısız bir şekilde etkilemiş ve ekonomik yüklerini daha da artırmıştır. Dolaylı vergilerin geniş halk kesimleri üzerindeki baskısı, gelir eşitsizliğini derinleştirirken, sermaye sahiplerine tanınan vergi muafiyetleri ve istisnalar bu adaletsizliği daha da pekiştirmiştir.”

*“Bu ekonomik koşullar altında 7 milyon asgari ücretli ve 4 milyon düşük emekli maaşı alan kesim, ağır bir ekonomik yükle mücadele etmektedir. En düşük emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalı, ancak asgari ücrette en düşük memur maaşından az olmamalıdır.”

* “Türkiye’de en zengin yüzde 10’luk kesim toplam milli gelirin yüzde 56,7’sine sahipken, en alttaki yüzde 50 yalnızca yüzde 12,4’lük bir pay alabilmektedir.”

* “Sosyal yardımlar hariç tutularak yapılan hesaplamalar, gelir dağılımında bozulmanın giderek derinleştiğini ortaya koymaktadır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın verilerine göre, düzenli sosyal yardım alan hane sayısı son 10 yılda iki katına çıkarak 4,5 milyona ulaşmıştır.”

* “Bu durum, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 14-15'inin sosyal yardıma bağımlı hale geldiğini göstermektedir. Dünya Bankası verilerine göre, toplam GSYİH açısından dünyanın en büyük yirmi ekonomisi arasında yer alan ülkemiz aynı zamanda gelir eşitsizliği düzeyinde de -Türkiye dışında yalnızca Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin bulunduğu- ilk yirmi ülke arasında yer almaktadır.”

HEDEFLER TUTTURULAMADI!

İktidarın önceki yıllarda belirlenen hedeflerine ne kadar ulaşabildiği sorusunun cevabı da Saadet Partisi şerhlerinde mevcut.

Öyle ya; öyle sözler veriliyor, öyle hedefler konuyor ki bu hedeflerin ne kadarı isabetli oluyor, daha tutarlı bir çerçevede bütçeyi ele alabilmemiz buna da bakmak gerekiyor.

Saadet Partisi 2025 bütçe şerhlerinde konu şu şekilde dile getiriliyor;

* “AK Parti iktidarının millete her yıl bütçe döneminde hedefler vermek, planlar sunmak, umut satmak ama neticesinde hedefe koşmamak, plana uymamak, umutları yıkmak hastalığı bulunmaktadır.”

* “İktidarın bir üst hedef olarak ortaya koymuş olduğu ve sürekli dillere pelesenk olan dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girmek hedefinden de ülkemizin ne kadar uzak olduğunu vatandaş sofrada, sokakta, elini cebine attığında gayet açık görmektedir.”

*“Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek bir tarafa ilk 20 ekonomisi arasında kalmak bile büyük başarı olacaktır. Ülkemizi bu hale getirmek utanılası bir durum olsa gerektir.”

* “Aynı hususlar ihracat, cari açık, işsizlik, enflasyon rakamları ve birçok konuda tekrar etmemize gerek bırakmayacak şekilde tüm vatandaşlarımızın malumudur. Ne de olsa umut tüccarlığının bir bedeli yok diyerek millete her dönem hayal satmanın faturasını millet iktidara ağır ödetecektir.”

 GELECEK NESİLLER ÜZERİNDE BİR YÜK!

Saadet Partisi’nin 2024 bütçesiyle ilgili geniş kapsamlı çalışmasında faiz belasına da dikkat çekiliyor;

*“Ayrıca faiz dışı açığın verilmiş olması hesabın borçlanılsa bile tutmadığını göstermektedir. Faiz dışı açık geri kalmış ekonomilerde bile olmaması gereken bir durumdur. Bu durum, ekonomik istikrarı tehdit ettiğini ve gelecek nesiller üzerine ağır bir mali yük kalacağını göstermektedir.”

*“Ayrıca bu bütçe açığı, maliye politikalarının keyfi değil plan ve programa dayalı oluşturulması gerektiğini ve kamu harcamalarının etkin, verimli, hesaplı bir şekilde kullanılması gerektiğinin göstergesidir. Dolayısıyla iktidarın yönetim biçimini gözden geçirmesi elzemdir.”

* “Sonuç olarak, 2023 Kesin Hesap Kanunu, maliye politikaların, kamu harcamalarının, bütçe yönetim sürecinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. İktidarın, gelecek nesillerin refah içerisinde yaşayacağı bir ülke hazırlaması beklenirken bu iktidarın gelecek nesillere de bırakacağı mirasın sadece ağır borç yükü olduğu açık bir şekilde görülmektedir.”

* “İktidar ülkemize hizmet etmek istiyorsa öncelikle bütçeyi kendisinden koruyarak başlamalıdır.”

* “Böylesine israf ile yönetilen bir bütçeye ait kesin hesap sonuçlarını doğru bulmuyor ve 2022 yılına ait Kesin Hesap Kanunu teklifini kabul etmiyoruz.”

 “ZULÜM, KISMAK İSTEDİĞİ SESİ NARA YAPAR!”

Saadet Partisi’nin 2025 yılı bütçesiyle ilgili düştüğü önemli notlardan biri de, bu bütçenin yoksul halk kesimini daha da zora sokacağı yolunda. Okuyalım;

* “Ülkemizde 2025 yılı ve devamında sıkılaştırma politikalarının giderek artacağını söylemek için bütçe hedeflerine bakmamız fazlasıyla yeterli olacaktır. Hükümet vergi gelirlerinin yanı sıra ilk etapta bütçe açığının yüksek finansmana ihtiyaç duyması nedeniyle iç borçlanmasını artırmayı hedeflemektedir.”

* “Borçlanmadan ayrı olarak vergi gelirlerine baktığımızda ise burada maalesef gelir dağılımında en adaletsiz vergilendirme sistemi olan dolaylı vergilerden KDV ve ÖTV ile en büyük gelirin elde edilmesi amaçlanmıştır.”

* “2025 yılında 4 trilyon 991 milyar TL ile Katma Değer Vergisi, 2 trilyon 146 milyar TL ile Özel Tüketim Vergisi sonucunda tüm vergi gelirlerinin en az %60’ınden daha fazlası dolaylı vergilerden, yani kıt kanaat geçinen yoksul halk kesiminden temin edilecektir.”

* “İktidar kendisini uyaran, yapılan yanlışlara itiraz eden herkesi susturmaya çalışmakta, zulüm çarkının dişlileri arasında inleyen milletin sesini kısmaya çalışmaktadır. Bu yol, yol değildir. Zulüm, kısmak istediği sesi nara yapar.”

***

530 sayfalık Saadet Partisi raporunda, bakanlıkların ve diğer kurumların bütçeleri tek tek ele alınıyor. Göz atmakta yarar var…