Söz ve saz ustası Âşık Veysel in vefatından bu yana 40
yıl geçmiş. Ama bu gün sözü ve sazıyla hâlâ tazeliğini, canlılığını koruyor.
Geçenlerde bir radyoda Veysel in, Benim yârim kara topraktır türküsünü kendi
sesi ve sazından dinlemiştim (Özlem FM). Yürekten söylenen türkülerin, bu gün
bile geçerliliğini nasıl koruduğunu hissedebiliyorsunuz.
Veysel in sadece bu türküde değil, diğerlerinde de kara
toprak vurgusu dikkate değer. Üstelik türkülerinde yaşadıkları vefasızlık,
yalnızlık duygusuyla sanki bu günün insanlığını anlatır Veysel;
Dost dost diye nicesine sarıldım,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Beyhude dolandım, boşa yoruldum,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Nice güzellere bağlandım kaldım,
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum,
Her türlü istediğim topraktan aldım,
Benim sadık yârim kara topraktır.
***
Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi,
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi,
Kazma ile dövmeyince kıt verdi,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Anadolu insanının kendine has yalın anlatımının bana
göre, en güzel örneklerinden biri.
Hele;
Âdem den bu deme neslim getirdi,
Bana türlü türlü meyve bitirdi,
Her gün beni tepesinde götürdü,
Benim sadık yârim kara topraktır sözleri hayat ve ölümün
nasıl da iç içe olduğunu nefis bir dille anlatır. Kara toprak onun gerçekten
hem sadık dostu, hem de sinesidir.
İşkence yaptıkça bana gülerdi,
Bunda yalan yoktur herkes de gördü,
Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Havaya bakarsam hava alırım,
Toprağa bakarsam dua alırım,
Topraktan ayrılsam nerde kalırım,
Benim sadık yârim kara topraktır.
***
Her bir sözü ayrı hikmetler barındırıyor Veysel in
Toprağın ardındaki Allah vurgusunu da yapmaktan geri kalmayan Veysel;
Bir dileğin varsa iste Allah tan,
Almak için uzak gitme topraktan,
Cömertlik toprağa verilmiş Hak tan,
Benim sadık yârim kara topraktır der.
Benzer sözleri;
Bu dünyayı kuran mimar,
Ne hoş sağlam temel atmış,
İnsanlığa ibret için,
Kısım kısım kul yaratmış sözlerinde de görmek mümkün.
Bu türküyü ilk kez, Müslüm Gürses in sesinden dinlemiş,
itiraf etmek gerekirse, etkilenmiştim. Zira Müslümcü lüğün alıp başını gittiği
dönemlerde Gürses ısrarla kadere isyan, içki ve ölüm temaları işliyordu.
Trafik kazasından sonra, kısmen söylediği şarkılara ayar verdi.
Ama Gürses in dillendirdiği bu şarkıda, diğerlerinden
ayıran bir özelliğini, sözü ve bestesinin Âşık Veysel olduğunu görünce
anlamıştım.
Veysel;
Kimi yaya kimi atlı,
Kimi uçar çift kanatlı,
Dünya şirin baldan tatlı,
Eyvah, balı tuza katmış der.
Devamında, şu kâinatı Yaratan ın;
Kazması yok küreği yok,
Ustası var, çırağı yok,
Gök kubbenin direği yok,
Muallâkta bina çatmış sözleriyle hayretini dile getirir.
***
Yazımızı, Benim sadık yârim kara topraktır sözleriyle
noktalayalım:
Hakikat istersen açık bir nokta,
Allah kula yakın, kul da Allah a,
Hakkın gizli hazinesi toprakta,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Bütün kusurumu toprak gizliyor,
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor,
Kolun açmış yollarımı gözlüyor,
Benim sadık yârim kara topraktır.
Her kim olursa bu sırra mazhar,
Dünyaya bırakır ölmez bir eser,
Gün gelir Veysel i bağrına basar,
Benim sadık yârim kara topraktır.