Peki, Eğitim Fakülteleri için neler yapılmalı, bu
sıkıntılar nasıl düzeltilmeli, çözüm olarak ne önerebiliriz
Altı yıldır Eğitim Fakültelerini inceliyor ve ne
yapılabilir sorusuna cevap bulmaya gayret ediyorum. İlk olarak, özel sektörü de
hesaba katacaksak, Milli Eğitim Bakanlığı nın ihtiyacından biraz daha fazla
sayıda öğrenci bu fakültelerde iskân edilmeli. Öğretmen adayları en yüksek
puanlı öğrenciler arasından seçilmeli. Acilen Eğitim Fakültelerinin sayısı 5-10
taneye indirilmeli ya da 5-10 Eğitim Fakültesinin kontenjanı bütün eğitim
fakültelerine dağıtılmalı. Öncelikle kontenjan sayıları 20 ile
sınırlandırılabilir. Şu an yüz binlerce öğretmen adayı boşta ve hem millet, hem
aileler, hem de devlet adına büyük bir sorun. 25 yaşına gelmiş ve eğitim
fakültesinden mezun bir gence başka bir iş sanatı öğretmeniz artık mümkün
olmuyor. Fakültelerin bir kısmı kapatılarak mı olur, yoksa kontenjan
sınırlaması ile mi bilmem, ancak şu an alınan öğrenci sayısı çok fazla. Bu
durum hem gençlerimizin israfı, hem de devlet kaynaklarının israfı. Çok acilen
bunun önü alınmalı, yarın beklenmemeli, bugünden bu iş çözülmeli.
Polis okullarına ve askeri okullara giderken öğrencilerin
özel seçildiğini görürsünüz. Hem fiziki, hem ruhsal, hem de güvenlik
soruşturmaları sonucu asker ve polisler okullara alınır. Bu milletin canını
emanet ettiğimiz insanları seçeriz de bu milletin beynini emanet ettiğimiz
insanları hiç seçmeyiz. Öğretmenlik mesleğine girişte tek ölçü test sınavları
olmamalı. Öğretmenler fiziksel ve ruhsal elemelerden geçirilmeli, güvenlik
soruşturmaları sonucu bu fakültelere kabul edilmeli. Yoksa bugün okullarımızda
ruh sağlığı bozuk, ahlaki zaafları olan, PKK militanı gibi çalışan bir sürü
öğretmeni görürsünüz. Doğu da özel harekât komutanı olarak çalışmış ve akabinde
polis okulu müdürü olmuş bir arkadaşım bana görev yaptığı bir ilde, okula gelen
PKK lı beden eğitimi öğretmeninin neler yaptığını 10 yıl önce anlatmıştı. Bir
yıl içinde okulda namaz kılan öğrenci kalmadığı gibi, okulun hemen hemen
tamamına yakını PKK sempatizanı gençlere dönüşmüş. Bunlara okul hayatım ve
meslek hayatım boyunca ben de şahit oldum. Eğer huzur, mutluluk, birlik,
kardeşlik istiyorsak ilk önce bu nesilleri yetiştiren öğretmenlerin milli
kodlara sahip insanlar olması gerekiyor. Eğer öğretmenlerimizin bu niteliğine
bakılmazsa güvenlik önlemleriyle bu sorunları aşmak mümkün değil. Yukarda da
söyledik ya, bugün birçok meslek dalına insan alınırken özel yetenek sınavları
ve güvenlik soruşturmaları sonucu alınır, ancak gençlerimizin beynini, aklını
ve gönlünü emanet ettiğimiz öğretmenler test sınavı dışında hiçbir elemeden
geçmeden, ne olduğuna bakılmadan okullara gönderilir. Gidin Doğu ya, yüzlerce
Marksist ve PKK lı öğretmen göreceksiniz Bu hocalar sınıfta ders anlatmıyor,
işini yapmıyor, PKK ya militan yetiştiriyorlar.
Nasıl bir hoca lazım Terörü bitirmek, birlik, beraberlik
ve kardeşliği tesis etmek istiyorsak, bu durum ancak yeni nesilleri yetiştiren
öğretmenlerle mümkün olacaktır. Bu konuda üstad M. Şevket EYGİ nin mükemmel
yazıları var, bu konuya girmeyeceğim. Ancak devletimiz askerini, polisini nasıl
seçiyorsa, öğretmenini de o titizlikle seçmeli, hatta hepsinden daha titiz ve
dikkatle seçmeli. Önümüzdeki haftaki yazımda da eğitim fakültelerindeki
sorunları yazmaya devam edeceğim.