Şu halimize bakın. İçerisinde bulunduğumuz çıkmazlar, problemler arttıkça artıyor, karıştıkça karışıyor. Bütün bunların temelinde, mevcut Anayasa nın çarpık hükümleri var. 27 Mayıs tan bu yana, darbe yiye yiye iflahımız kesildi. Her gelen darbeci Anayasa değiştirdi, sistemimiz mayınlı sahaya döndü.

Hangi temelli meselemize el atsak, rahatça hareket edip çözüm üretemiyoruz. Engellere çengellere, aşılmaz yasaklara takılıyoruz.

Bu bataklıktan ancak, Bismillah deyip, Anayasayı silbaştan düzenleyerek kurtulabiliriz. Bunu yapabilirsek bir taşla sayısız kuş vurarak aydınlığa çıkarız.

Bu Anayasa Guantanamo Hapishanesi nden de beter demiştim. Yalan mı Bu iki bâdire arasında bir mukayese yapalım:

Bush tek başına, kendi iradesiyle istediği kişi ve kişileri bir çırpıda hapsediyor, hürriyetinden mahrum bırakıyordu.

Bizdeki siyasi partiler hukukunda da böyle olmuyor mu Tek kişinin istek ve iradesiyle, seçimlerden yeni çıkmış, millet indinde, itibarını ve güvenini tâzelemiş bir partinin kapatılması hakkında dava açılabiliyor.

Millî irade hiçe sayılıyor.

Ülkenin içte ve dışta itibarı sarsılıyor,

Siyâsi kriz, ekonomik krizleri tetikliyor, hudutlarımıza dayanmış olan büyük ekonomik tsunamiye, kapatma davasının açılmasından doğan darbe yeni bir hız ve ivme kazandırıyor.

Birkaç kişinin fiili yüzünden milyonlarca üyesi ve seçmeni bulunan bir partinin, üyeleri veya seçmenleri KİTLESEL OLARAK cezalandırılmış oluyor. Böylece ülke partiler mezarlığına dönüşüyor.

Yasama dokunulmazlığına sahip milletvekillerinin, dokunulmazlıkları TBMM tarafından kaldırılmadan, direk olarak siyâsi yasaklara çarptırılmaları mümkün oluyor.

Sâdece milletvekilleri değil, TBMM den güvenoyu almış bakanların dahi dokunulmazlıkları kaldırılmadan ve Anayasa nın 100 üncü maddesine göre, TBMM tarafından haklarında "Meclis Soruşturması açılması"na hacet kalmaksızın, Başbakanlık veya bakanlık sıfat ve yetkileri, yok sayılarak mevki ve makamlarından düşürülmelerine, siyâsi hayatlarının söndürülmesine karar verilebiliyor...

- Mevcud Anayasa, Yasama, Yürütme ve Yargı erkleri arasındaki yetki ve görev alanlarını net ve kesin olarak belirlemediği için, bu erkler birbirinin alanına girerek, önemli sürtüşmelerin, çekişmelerin ve krizlerin doğmasına sebebiyet verilmiş oluyor.

Meselâ Mahkemeler, Yasama erkini hesaba katmadan Başörtüsü yasağı koyabiliyor.

- Bırakınız sayın bakanları, CUMHURBAŞKANLARI BİLE bu keşmeşkeşten nasibini alıyor, başka hiçbir işleme hacet kalmaksızın lâlettayn bir vatandaş gibi aleyhinde dâvâ açılarak, kendisinin veya makamının itibarı zedeleniyor. Üstelik devletimizi temsil eden bu zevata karşı, yapılan bu haksız ve ölçüsüz tecavüzler, devletimizin ve milletimizin uluslararası itibarının, prestijimizin, saygınlığımızın yara almasına varıncaya kadar tahrip edici neticeler doğuyor.

Şu içerisine düştüğümüz ve düşürülmüş olduğumuz içler acısı hâlimize bakın ki, bu AKP ye karşı açılmış olan kapatma dâvâsını, içte ve dışta kınamayan kalmadı.

ABD kınıyor, AB üyeleri kınıyor, komşularımız kınıyor, Olly Rhen, Ülkemizdeki sistemin yanlışlığından yakınıyor, bu durum hakkında kimi diplomatlar BU BİR HUKUK DARBESİDİR diyor. Kimisi DEMOKRASİ AYIBI, kimisi DEFOLU DEMOKRASİ diyor.

Onun için diyoruz ki, şu vardığımız noktada, asla vakit kaybetmeden İLK İŞ OLARAK YENİ ANAYASAYI DÜZENLEMEYE ve Meclis ten geçirmeye başlamalıyız. Anayasal sistemimizi, mayınlanmış sahalardan kurtarmalıyız. Erkler arasındaki dengeleri pekiştirmeli, erklerin birbirinin alanına girmesini önleyecek önlemler almalıyız. Hasılı Devletimizin İŞLERLİĞİNİ SAĞLAYARAK içeriye ve dışarıya karşı hırpalanmış ve yıpranmış olan itibarımızı yeniden kazanmalıyız. Bütün büyük ve küçük problemlerimizin toptan bir çırpıda çözülmesi, kapatma davasının halledilmesi, ülkemizin rahatlaması buna bağlıdır.