1915 e atıfta bulunularak sözde Ermeni soykırımının

sürekli Türkiye nin önüne getirilmesi, ekonomik boyunduruğu amaçlayan

yeni-sömürgecilik (neo-colonialism) anlayışının bir tezahüründen ibarettir.

Papa nın vahim açıklaması ve Avrupa Parlamentosu nun aldığı kararı bu

perspektiften değerlendirmede fayda vardır. 1860 ta başlayan ve çığ etkisiyle

büyüyen Ermeni ayrılıkçı düşünce ve gelişmeleri dikkate almadan 1915 i ve

sonuçlarını anlamak pek mümkün olmasa gerek. 1960 dan sonra Kilikya da kurulan

Hayırseverler Cemiyeti ni, Van da kurulan Araratlı Cemiyeti , Karahaç

Cemiyeti , İttihat ve Halas Cemiyeti (Birlik ve Kurtuluş Cemiyeti) takip

etmiştir. Daha sonra Van da kurulan dört cemiyet birleşerek Ermenilerin

Müttehit Cemiyeti (Ermenilerin Birlik Cemiyeti) adını almıştır. Keza yurt

dışında art arda kurulan Ermeni cemiyetleri de benzer amaçlı idi.

Örneğin, 1887 de İsviçre de kurulan  Hınçak Komitesi , Doğu Anadolu ve

Azerbaycan ı kapsayan Büyük Ermenistan fikriyatını hayata geçirmek için

kurulmuştur. Keza, 1890 da Tiflis te kurulan, Taşnaksutyun Cemiyeti de

Türkiye de Bağımsız bir Ermenistan kurulması amacıyla Anadolu daki Ermenileri

silahlandırıp gerilla eğitimi vermekteydi.

1896 da Van da görev yapmakta olan İngiltere Konsolosu

Williams ın, İngiltere Dışişleri Bakanı ile yaptığı yazışmalar bu konuya ışık

tutucu niteliktedir. Dış kışkırtmalarla dinsel, etnik, ayrılıkçı fikirlerle

terör estiren ve oradaki Ermenileri de huzursuz eden bu örgütlerin ana eksenini

yine Batı nın Osmanlı Devleti ne karşı yürüttüğü ayrılıkçı politikalar

oluşturuyordu.

Katolik ve Protestanlığı Gregoryan Ermenilerin bünyesine

sokan Batı, bununla da yetinmeyerek komitacı , ihtilâlci , ve propagandacı

üçlemindeki yeni üçayaklı Ermeni sacayağını oluşturmaya çalışıyorlardı. 29 Mart

1862 de Osmanlı Devleti tarafından onaylanarak yürürlüğe konulan ve Ermenilerin

sosyal ve politik düşüncesinde önemli bir çığır niteliğindeki Ermeni Milleti

Nizamnamesi de dış tahriklerin ve tehditlerin önünü alamamıştır.

1878 de İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Salisbury in

Osmanlı Devleti ne yaptığı emrivaki ve dayatmalarla Ermeni nüfusunun yer aldığı

bölgelere asker-konsoloslar atama fikri aslında oynanmak istenen oyunun bir

parçası niteliğinde olup, bu konsoloslar Ermeniler tarafından birer kurtarıcı

ve bağımsızlık yolunda birer umut ışığı olarak görülmüşlerdir.

Van a Yüzbaşı Clayton, Diyarbakır a Binbaşı Trotter,

Erzurum a Yüzbaşı Everett, Adana ya Yüzbaşı H. Copper gibi asker-konsolosların

atanmasını basit bir diplomasi ile geçiştirmek pek mümkün olmasa gerek. Bundan

amaç, Ermenilerin Batı tarafından askeri ve siyasi olarak bağımsızlığa hazır

hale getirilmesi için dışarıdan bu bölgeye Ermeni göçünü özendirmek ve buradaki

Müslümanların diğer bölgelere göç etmesini sağlamaya yönelik idi.

1915 olaylarının önemli aktörü konumundaki Batı, sözde

Ermeni soykırımının tarihin dinamikleri içerisinde tarihçiler tarafından ele

alınması gerekliliği fikrini ve kararını ortaya koyması yerine, tek taraflı

suçlayıcı ve kışkırtıcı kararla Türkiye yi nötralize etmeye yönelik bir adımın

içerisinde olmuştur. Aksi bir uygulama, Batı nın Ermeni konusundaki süngüsünün

düşmesine neden olacağı muhakkaktır.

Sedat Simavi, Hürriyet gazetesini çıkarma çalışmaları

yürütürken, yeni çıkaracağı gazeteyi; habere göre fotoğraf değil, fotoğrafa göre

haber nitelikli olarak tanımlaması gibi, Avrupa Parlamentosu kararı da, fikri

yönden hiçbir öneme haiz olmayıp, fotoğrafa göre haber nitelikli bir karardan

öteye geçememiştir.

Sonuç olarak, Avrupa Parlamentosu nun 1915 sözde Ermeni

soykırımı konusunda almış olduğu tek yanlı karar, Kıbrıs ta Rumlar tarafından

soykırım denemesinden geçen Kıbrıslı soydaşlarımız için de yapılacak seçimde

anlamlı bir karar ittihazı için önem arz etmektedir. Bu nedenle, Pazar günü ilk

turu yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde; 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı yla

kazanılmış hakları koruyabilecek nitelikte bir adayın kazanması AP için en

anlamlı bir cevap niteliğinde olacağı kuşkusuzdur.