Kimisi diyor ki, süreç yürüyor, sıkıntı yok ; kimisi de
diyor ki, süreç tek taraflı yürümez , Apo tek başına yürütüyor bu işi .
Masaya oturmuş, müzakere etmiş, belki sıkı pazarlıklar yapmış bu iki taraf da,
süreç denen ve ne menem bir şey olduğunu bilmediğimiz vakıanın ilerleyip
ilerlemediğine dair sürekli bir şeyler söylüyorlar. Bir tarafta koskoca Türk
devleti, tüm stratejik derinliği , model ortaklık ve eşbaşkanlık
gömleklerini giyinmiş dururken, öte tarafta ise gözümüze neredeyse özgürlük
savaşçısı olarak sokulacak bir terör örgütü yer alıyor.
Tam bir karartma ve bilgilendirmeme hali yaşanıyor bu
süreç le ilgili. Elden geldiğince o konulara girmeyerek, terör örgütünün
iddialı açıklamalarına, tehditlerine ve gövde gösterilerine çıt bile
çıkarmayarak, adeta bu meseleyi gözlerden ırak şekilde yürütme çabası göze
çarpıyor hükümetin. Ağızlardan süreç lafı düşmüyor ama bu sürecin neyin nesi
olduğunu, detaylarını, hangi sözlerin veya tavizlerin verildiğini kimseler
bilmiyor.
Bir bakıyorsunuz, akil insanlar denen bir zevat,
kendileri de ne yaptıklarını çok fazla bilmeden sahaya sürülüyor ve adeta
vatandaşı bir şeylere ikna etmeye uğraşıyorlar. Birtakım hassasiyetlerin
törpülenmesi, toplumun daha önce konuşulmayan bazı hususlara yavaş yavaş
alıştırılması gibi bir durum söz konusu oluyor. Mesela, özerklik ,
federasyon , Apo nun koşullarının iyileştirilmesi/salıverilmesi gibi konu
başlıklarına alışıyor insanlar, yadırgamıyorlar artık.
Ortadoğu coğrafyasında müthiş bir hareketlilik
yaşanırken, tüm kırmızı çizgilerinden arınmış ve bunu da marifet belleyen
Türkiye olan biteni sadece izliyor. Bir zamanlar Irak taki yapay bir Kürt
devleti oluşumunu kırmızı çizgi sayan Türkiye, bugün Suriye de kurulması
gündeme gelen Batı Kürdistan a da ses çıkarmıyor, aynı Irak ta halihazırda
kurulmuş olan yapay devlete tepki vermediği gibi. Hedef ortaya konmuş ve
Türkiye, İran, Irak ve Suriye deki Kürt bölgelerinde kurulacak olan devletlerle
teşekkül edecek bir Büyük Kürdistan dan söz edilirken, Türkiye tam bir şaşkın
ördek gibi ne yapacağını bilmez halde.
Elbette burada söz konusu edilen ve mahsurlu görülen
olgu, Kürtlerin devlet kurmasından öte bir durumu yansıtıyor. Göstermelik
olarak bölgede kurulacak Kürt devletleri olarak dursa da, ardında beliren
gerçeğin Büyük İsrail e giden yola taşların döşenmesi olduğu artık ayan beyan
görülüyor. Gerçi, BOP u bile hala bir komplo teorisinin uydurduğu bir şeymiş
sananlara bunu anlatmak zordan da öte imkansız resmen.
Türkiye, bölgedeki müttefikleri arasında Irak taki
Kürdistan Bölgesel Yönetimi ni de ekledi malum. Her zamanki yanlış öngörüsü ve
yanlış öngörüsüyle burada da sıfır çeken Türk dış politikası, acaba 24-26
Ağustos ta toplanacak olan ve Büyük Kürdistan için bir yol haritası çıkaracak
olan Kürt Ulusal Kongresi için ne düşünüyor Barzani den müttefik icat eden
stratejik derinliğimiz yeni bir fiyaskoya yelken açacak muhtemelen.
Ortadoğu coğrafyasında Türkiye dışında hemen her aktör
ciddi bir hesap kitap içerisindeyken, süreç masalları ile uyutulan Türk
kamuoyunun 15 Ağustos unu da kutlamak (!) lazım. Şimdilerde özgürlük
gerillası olarak kabul gören PKK, malum olduğu üzere 15 Ağustos 1984 te
Eruh ta düzenlediği ilk silahlı saldırısını Batman, Derik, Van, Iğdır, İzmir,
Doğubayazıt, Güçlükonak, İdil, Mazıdağı, Yalım, Midyat, Dargeçit, Nusaybin,
Bismil ve Kızıltepe de düzenlenen şölenlerle(!) kutladı. Yani, Eruh katliamıyla
başlayan terör, 15 Ağustos un bir bayrama (!) dönüştürülmesiyle taçlandırıldı.
Bu arada, koskoca Türk devleti ne yaptı derseniz; süreç
masallarıyla kamuoyunu uyutmaya devam ederken, PKK nın Suriye uzantısı PYD nin
liderini yeni müttefiki olarak ağırlamakla meşguldü herhalde.