1923 te kurulan çoğulcu İslam Cumhuriyeti bir sene

yaşamış, 1924 te son Halife Abdülmecid bin Abdülaziz Han yurt dışına kovulmuş,

temel insan haklarına aykırı bir yığın zulüm, haksızlık, baskı, işkence,

soykırım yapılmıştır.

İslam medreselerinin kapatılması bir insan hakları

ihlalidir.

Tasavvuf tekkelerinin kapatılması bir insan hakları

ihlalidir.

Şeyh Said in idamı bir zulümdür.

Seyyid Rıza nın oğluyla birlikte idamı bir zulümdür.

İstiklal Mahkemelerinin bütün cezaları, idamları

zulümdür.

Türkiye nin sosyal ve kültürel yapısına uymayan tercüme

kanunların halka zorla dayatılması hep zulümdür.

Gerçek adını ve kimliğini gizleyerek Tekin Alp takma

adıyla sahte bir milliyetçilik ve Türkçülük uyduran, kitaplarından birine Kahr

Olsun Şeriat! başlıklı bir bölüm koyan Moiz Kohen in Dönme müritleri,

Türkiye nin millî kimlik ve kültürünün belini kırmışlardır.

Türkiye de yapılan bunca zulme sözde medenî Batı dünyası

seyirci kalmıştır.

Bütün bu zulümler, Lozan ın gizli protokollerine göre

yapılmıştır.

İslam a ve dindar Müslümanlara karşı savaş ilan

edilmiştir.

On binden fazla tarihî cami, mescid, medrese, dergah, taş

mektep, imaret ve diğer vakıf binaları ya tahrip edilmiş, yahut satılmış, yahut

kiraya verilmiş, kuruluş gayesinin dışında işlere tahsis edilmiştir.

Bütün tarihî İslam kabristanları ya tamamen düzlenmiş, ya

Eyüp ve Karacaahmette olduğu gibi tahrip edilmiştir. Sadece Üsküdar

Bülbülderesi Dönmeler=Selanikîler kabristanı titizlikle muhafaza edilmiştir.

Ezan-ı Muhammedî okumak bile yasaklanmış, okuyanlara cani

ve katil muamelesi yapılmıştır.

Türkiye Müslümanlarını millî kültürlerinden ve

kimliklerinden koparıp yabancılaştırmak için alfabe ve lisan değiştirilmiştir.

1945 e kadar faşist tek parti diktatörlüğü halka kan

kusturmuştur.

Bu anlattıklarımın ilmî araştırmalara tâbi tutulmasını,

tarihçiler tarafından incelenmesini, konuyla ilgili millî arşivlerimizin

tamamen açılmasını, yurt dışındaki arşivlerin taranmasını talep ediyorum.

Bu maksatla bağımsız, haysiyetli ilmî araştırma

enstitüleri kurulmalıdır.

Mazisindeki pislikleri temizlemeyen bir toplumun geleceği

temiz ve parlak olmaz.

Tarihini doğru olarak bilmeyen bir toplumun geleceği

yoktur.

Son yüz yıllık yakın tarihimizde zulme uğrayanların

hatıraları temize çıkartılmalı, itibarları iade edilmelidir.

Mezarları bilinmeyen mazlumların kabirleri bulunmalı ve

imar edilmelidir.

Haksız yere kapatılmış olan İslam Medreseleri tekrar

açılmalıdır.

Haksız yere kapatılmış olan tasavvuf tekke ve dergahları

tekrar açılmalıdır.

İmamet-i Kübra-i İslamiye kurumu tekrar hayata

geçirilmelidir.

Ayasofya haksız olarak camilikten çıkartılmış, müze

haline getirilmiştir.  Tekrar

Müslümanlara verilmelidir.

Ülkemizdeki Yahudi vatandaşlar cumartesi günü, Hıristiyan

vatandaşlar pazar günü hafta tatili yapıyorlar da, çoğunluktaki Müslümanlar

niçin cuma günü tatil yapamıyor

Bin yıllık İslamî-millî yazımızın üzerindeki zalimane

yasaklar kaldırılmalıdır.

Zalim rejimin baskısıyla kuşa döndürülen Türkçe,

1920 lerdeki zenginliğine kavuşturulmalıdır.

Müslüman çoğunluğa, İslam mektepleri kurmak hakkı

verilmelidir.

İslam kadın ve kızlarının başörtüsüne karışılmamalı, mini

etek giymek nasıl serbest ise tesettür de öyle serbest olmalı; dindar kadın

memureler, öğretmenler, doktorlar, avukatlar başörtüleriyle hizmet

verebilmelidir.

Halkı Türk Kürt, Sünnî Alevî, dinci laik gibi kamplara

ayırıp birbirine düşürme fitnesine son verilmelidir.

ABD nin, AB nin, İsrail in, Haçlıların, Evangelistlerin,

Kriptoların istekleri ve baskıları doğrultusunda; dinde reform, dinde yenilik,

dinde değişim, cihadsız fıkıhsız Şeriatsız yeni bir İslam türetme, işlerine

gelmeyen hadîsleri ayıklama gibi fesat hareketleri durdurulmalıdır.

Sorumlular, ilgililer bu dediklerimi yapmazlarsa devreye

dikey çözüm girecek ve Türkiye nin başına bir yığın felaket gelecektir.

Uyarıyorum.

* (İkinci yazı)

Seyyid Tâhâ Hazretleri

BÜYÜK velilerden, Resul-i Kibriya Efendimizin vekil,

varis ve halifelerinden Hakkarili Seyyid Taha hazretleri, Hakkari Valiliği ve

Hakkari Üniversitesi tarafından anılmış, seminer yapılmış, kabr-i şerifi

ziyaret edilmiş. Bu haberi okuyunca sevindim, mutlu oldum.

Türkiye Müslümanları Seyyid Tahaların yolundan, izinden,

peşinden giderek kurtuluşa, izzete, iki cihan mutluluğuna ve gerçek hürriyete

kavuşabilir.

Seyyid hazretleri Şeriattan kıl kadar ayrılmamış bir

büyüğümüzdür.

Onu anma toplantısının Atatürk salonunda yapılması

garibime gitti.

Seyyid Taha, Halid-i Bağdadî Efendimizin halifesi idi.

İrşad ve tenvir (nurlandırma) hizmetleriyle meşgul olduğu

Nehri beldesi bir ilim, irfan, ahlak, fazilet ve kudsiyet merkezi olmuştu.

Gelen ziyaretçiler oraya abdestsiz girmezlerdi.

O büyük zat siyasetle meşgul olmaz, devlet büyükleriyle

görüşmezdi.

Cumhuriyet devrinde, bilhassa doğu ve güneydoğu

Anadolu da medreselere ve tekkelere büyük zarar verildi, Kürt halkı, Kriptolar

tarafından İslam dan uzaklaştırılmaya çalışıldı. Memlekete artık oldukça

hürriyet gelmiştir. Eski İslam medreseleri ve tekkeleri açılmalıdır.

Seyyid Taha hazretleri Ehl-i Sünnete büyük hizmet

etmiştir. Onun yolundan gidenler de, Ehl-i Sünnetten kıl kadar ayrılmamalıdır.

Kur anımız, Allah yolunda çarpışarak can vermiş muhlis

gerçek şehidlerin ölü olmadıklarını bildiriyor. Peygamberan-ı izam hazeretının

(aleyhimüsselam) derece ve rütbeleri şehidlerden üstün olmakla onlar da berzah

aleminde bir tür dirilikle diridir.

Resulullah Efendimize Ümmetinin salat u selamları

bildirilmektedir.

Gerçek veliler, nice yaşayan ölülerden, yürüyen

cenazelerden daha diridir.

Peygamberimizin, diğer Peygamberanın, Ashabın, Selef-i

Sâlihînin, rabbanî ulemanın, salihlerin, evliyanın, şühedanın, Allah katında

derecesi yüksek seçkinlerin, Sâdat-ı kiramın ruhaniyetleri üzerimize sâyeban

olsun.

Hazretin menkabelerinden:

Bir gece Seyyid Taha hazretlerinin ambarına bir hırsız

girmiş, bir çuval buğdayı yüklenip götürmek istemiş, kaldıramamış, birazını

dökmüş, yine kaldıramamış Bu esnada Seyyid hazretleri ambara girmiş, çuvalı

hırsızın sırtına yüklemiş ve ona: -Bir daha zahireye ihtiyacın olursa doğrudan

doğruya bana gel. Kendin almaya kalkışma, hizmetkarlar seni yakalarsa üzerler,

incitirler demiş.

21.4.2013