Bismillahirrahmanirrahim;

âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Milli Görüş davasını bilip tabi olmak, telkin ettiği Adil Düzen’i, faizci kapitalist düzenin yerine ikame etmenin mücadelesini vermek, kolay mı sanırsın sen. Teslim olmak, hayatı Kur’an ve sünnet programına uygun olarak şekillendirmek, her işimizde Allah’ın rızasını gözetmek, ciddi bir şeydir. Kınanırsın, itilir ve horlanırsın, en yakınındakiler tarafından suçlanırsın, buna rağmen yeni bir saadet dünyasını kurmanın cihadını yaparsın. Bu imtihan çetindir. Erbakan Hocamızın tarihe not olarak düştüğü şu söz önemlidir: “Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, yolda yürümeye başlamadan önce, gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak zorundadırlar. Evvela, bu yolu ben nasıl aşarım korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol zor da olsa bir müddet sonra aşılmış, yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman, insanların yüreklerinde, aslında yolun zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar.” Adamın fikri kırık olunca, çoğunluğu hak sebebi sayıyor, zafere ulaşmayı çoğunlukta arıyor. “Nice az sayıda bir birlik, Allah’ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir” esasını unutmuş teslimiyet fukarası zavallılar, kerameti sıfatlarda, şan ve şöhrette, sayısal üstünlükte, uçuk fikirlerde arayarak sadece egolarını tatmin ediyorlar. Calut’a karşı mücadele eden Talut’un ordusunda asker olabilmek hidayet ve dirayet, iman ve itaat ister. Maharet, batıla hizmet eden çoğunluk olmakta değil, hakka hizmet eden şuurlu Müslüman bir topluluk olabilmektedir. Adam tutamıyoruz diye ortalığı yangın yerine çevirmeye çalışanlar, bilmelidir ki; Milli Görüş davasında herkes, başkasının zoruyla değil, kendi inancı ve teslimiyeti ile burada bulunuyor. Davamızda haram olmadıkça denileni yapmak, zillet değil, en büyük şereftir. Bir dava olarak İslam’da ittifak etmeyi emreden Allah’tır, bu ittifaktan uzaklaşan ise kullarıdır. İslam’da ittifak etmek; telkin ettiği Adil Düzen’i hayata ikame etmek, kötülükleri önlemek için; saf bağlayarak, tuğlaları birbirine kilitlenmiş muhkem bir bina benzeri teşkilat olmaktır. “O halde seninle beraber tövbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi istikamet sahibi ol” esasına itibar eden herkes, Milli Görüş içinde kendiliğinden yerini alır. İtikat ve düzen olarak İslam’ı bilinler, mecburen ittifak halinde olurlar. Burada bir kez daha Erbakan Hocamızın şu sözünü birlikte hatırlayalım: “Saadet Partisi, son imtihanı kazananların partisidir.”

İSLAM 

Erbakan Hocamızdan biz şunu öğrendik: “İslam, bize ve zamana uymaya mecbur değildir. Ama herkes ve her zaman, İslam’a uymak mecburiyetindedir. Şu dünyaya gönderiliş gayemiz olan kulluk imtihanını başarabilmek için, üç tane temel ve birbirini tamamlayan esas vardır: 1-Her şeyden önce İslam’ı öğrenmek, İslam’ın her konudaki emrini bilmek. 2-Öğrendiğimiz İslami esaslara göre yaşamak, Kur’an’ın hükmünü hayatımıza tatbik etmek. 3-Her yerde, her halde ve her meselede, mutlaka İslam’a göre, yani İslam’ca düşünmek. Yani, itikat ve ilmihal konularını öğrendiği, bildiği ve bir kısım ibadetleri yerine getirdiği halde, ticaret, siyaset ve devlet hayatında müşrikler gibi düşünen, olayları batılı ve cahili ölçülerle değerlendiren bir kimse, hakikat nazarında mümin sayılamaz. Müslüman’ca düşünmenin üç temel esası vardır:

1-Dünya hayatı, çok önemli bir imtihandır. Ahiret ise, dünya hayatının hesabı ve imtihandaki artı ve eksi puanların karşılığıdır. Nefeslerimiz sayılıdır, bunlar Allah yolunda harcanmalıdır. Çünkü ölüm bize, çok yakındır. 2-İslâm dini, Allah yapısıdır. Bunun için mükemmeldir ve tastamamdır. Hâşâ, zerre kadar noksanı, fazlası ve hatası bulunmamaktadır. 3-İslâm dini, bir bütündür. Ona bir şey katılamaz ve ondan bir şey çıkarılamaz. Baştan sona haktır, hayırdır ve hepsi, herkes için ve her yerde lazımdır. Çünkü İslâm, dünya ve ahiret saadetinin tek ilacıdır.”

İslam, bilinmeden yaşanmaz. İslam bir hayat düzenidir. İslamsız saadet olmaz. Bunun için itikat ve düzen olarak İslam’a koşanlardan olmalıyız. İslam’a koşmak, Adil Düzen’in kurulması için disiplin ve ciddiyet içinde cihat etmektir.

CİHAT

Adil Düzen’den yana olanlar, bu yolda hakkını verecekleri bir mücadeleyi yapmak zorundadırlar. Erbakan Hocamız; bu mücadelenin esaslarını şöyle sıralamıştır: “Herhangi bir durumun oluşmasında ve gelişmesinde Müslümanların üç ayrı safhada, takınacağı, üç ayrı tavır vardır. 1-Önce emredilen ve yapılması gereken bir konuda, takatimizin sonuna kadar ceht, gayret ve her türlü esbaba tevessül etmek. 2-Olayın meydana gelişi sırasında, korku ve telaşa kapılmadan Allah’a teslimiyet ve tevekkül etmek. 3-Sonunda ise, takdire rıza ve ortaya çıkan neticenin hakkımızdaki en hayırlı durum olduğunu kabul etmek gereklidir. Biz bütün sebeplere tevessül etsek ve her türlü gayreti göstersek bile, Allah istediğimiz neticeyi vermeye mecbur değildir. Ancak sebeplere tevessül edilerek ve sünnetullaha uygun hareket edilerek yapılacak işlerin, genellikle başarıya ulaştırılması da adetullahın gereğidir.” Burada niçin “adetullah” bizi başarıya ulaştırmak şeklinde tecelli etmiyor, diye bir soru sorulabilir. O zaman biz kendimize dönerek; biz emredilen cihadı ne kadar “sünnetüllaha” uygun yapıyoruz sorusunu kendimize sorarız ve kapsamlı bir nefis muhasebesi yapmaya çalışırız. Çünkü biz, başkalarının değil, kendi muhasebemizi yapmak ve hesabımızı sağlam tutmakla mükellefiz. İçimizi ıslah etmeden, çevremizi ve dışımızı ıslah etmek mümkün olmaz.

KARDEŞLİK

Kardeşlik nedir? Kardeşlik, bir düzendir. Zor bir yolda yürüyenler, “kardeşlik düzenini” ikame etmeden, aralarında iç huzuru ve barışı sağlayamazlar. Bunu sağlayacak olanlar da, emir sahipleridir. “Lider kalkandır” esası, bu sorumluluğu onlara yüklemiştir. Selam hidayete tabi olanlara…