Bir gün önceden TV 5te İstanbul İl Kongresi ne Erbakan Hocamızın katılacağı anons ediliyordu. Coşkulu bir kongre olacağı daha bir gün önceden belliydi. Ancak, dün sabah saatlerinde Erbakan Hocamızın Muhtereme eşi Nermin Hanımefendinin ölüm haberi ister istemez tüm Milli Görüşçülerin boğazında bir yumruk oluşmasına vesile oldu. Bu şartlar altında Saadet Partisi İstanbul İl Kongresi yapıldı. Salon hınca hınç doluydu, yüreklerde heyecan vardı ama bu heyecan hüzün ve üzüntüyle birlikteydi.

Erbakan Hocanın isteği üzerine kongre yapılmış, davaya hizmet yolunda bir adım daha atılmış, bir görev daha yerine getirilmiş oldu. Öbür yandan da Ankara da önce Hastanede, daha sonra da Erbakan Hocamızın konutunda gün boyu acının ve hüznün ağır bastığı bir hareketlilik yaşandı. Galiba hayat denen de bu olsa gerek.. Bir yanda bebekler dünyaya gelirken, öbür yandan vadesi dolan Hakk a yürüyor. Bir yanda kongre yapılırken, öbür yandan bu davanın lideri taziyeleri kabul ediyor..

Bugün bir başka vazife yerine getirilecek. Hüznün heyecana ağır bastığı bir ortamda yazı yazmak çok zor oluyor. Özellikle benim sevdiklerimi yitirdiğimde dilim tutulur, bırakın yazı yazmayı konuşmakta bile zorluk çekerim. Bunun için dün "Zor bir gün"dü ve bu zor günde yazı yazmak çok daha zordu.

Nermin Hanımefendi farklı bir lider eşiydi.. Hiç ön planda görünmedi, görünmek için bir çaba göstermedi, hep eşine destek oldu. Sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı.

Çocuklarına anne olmayı tercih eden, hatta Erbakan Hocanın yoğun çalışmaları sebebiyle çocuklarına anneliğinin yanında babalık da yapmak durumunda kalmış bir Hanımefendinin ardından yazarken gerçekten çok zorlanıyorum.

Allahtan rahmet, Muhterem Hocama ve evlatlarına sabır diliyorum. Acılarının büyük olduğunu biliyorum ama bir şeyi daha biliyorum onların sahip olduğu inanç dayanma güçlerini artıracaktır bundan hiç şüphem yok. Biliyoruz ki, her canlı ölümü tadacaktır, bundan kurtuluş yoktur. Çünkü ölümü öldürmek mümkün değildir.

Ve yine biliyorum ki, özellikle Muhterem Hocam yüreği kan ağlasa da bunu belli etmeyecek, acısını yüreğinde saklayacak ve tek başına yaşayacaktır. Çünkü, geçmişteki o çok sıkıntılı günlerde hep öyle yapmıştır. Bir olay karşısında biz panikleyip telaşlandığımızda O hiç bir şey olmamış gibi davranmıştır. Buna karşılık o sıkıntılı günlerden nasıl çıkılacağının hesaplarını yapmıştır. Çünkü o liderdir.. Liderlik sanıldığı kadar kolay değildir.. Birileri ben de liderim, lider olacağım demekle lider olunamayacağını anladıklarında dileriz ülke ve insanımız telafisi mümkün olmayan zararlara uğramış olmasın.

Milli Görüş camiasının her mensubu bugün üzgün, acılı ama biliyoruz ki, takdir-i İlahi ne ise onun tecelli edeceğini bilmenin şuuru dayanma gücümüzü artıracaktır. Geleceğe olan ümidimiz, Milli Görüş bayrağının burca dikileceği günlerin yakın oluşuna inancımız sıkıntılara ve acılara dayanma gücümüzü artıracaktır.