Kâinatta hiçbir şey tesadüfî değildir. Her şey bir kural
dâhilinde işler. Allah ın sünnetinde hiçbir değişiklik bulamazsın (Fatır, 43)
âyetinde bu yöntemi görebilmeniz mümkün. İnsan ve toplumların hayat seyrinde de
bu var. Ancak, olaylara yaklaşırken imtihan sırrı nı da dikkate almak
zorundasınız.
Toplumsal değişimin de bazı kuralları var: Bir topluluk
özündeki güzellikleri değiştirmedikçe, Allah da o toplumun durumunu
değiştirmez. (Enfâl, 53) Değişim önce fertten başlar. Zafer için insanın
zihnen hazır olması gerekir. Nefis muhasebesi yaparak hedefini bilmeli ve bu
hedefe ulaşabileceğine inanmalıdır. Bu bir iç mücadeledir. Yani tek insanın tek
kişiyle mücadelesi.
Her şeyin başı inançtır. Önce yolunun doğruluğuna
inanmalıdır insan. Ben Allah a iman ettim diyen kişi, açılım olarak Ben
dünya ve âhiret saadetinin ancak Allah ın indirdiği bilgilerle sağlanacağına iman
ettim demiş olur.
Bütün iş inanabilmekte. Erbakan Hoca nın şu sözleri bu
gerçeğin ifadesidir: İman tekeden süt çıkarır. İman varsa imkân da vardır.
Tarihteki zaferlerin hepsi silâhla değil, maddî üstünlükle değil; sadece
îmaaan îmaaan îmaaan aşk ve azimle kazanılmıştır. Said Nursî (r.a) de iman
kararlılığının zafere etkisini şöyle anlatır: Hakiki îmanı elde eden bir insan
kâinata meydan okuyabilir.
Batılı düşüncenin zihinleri işgal edip maneviyatçı bir
çözüm olamayacağını kitlelere kabul ettirdiği bir dönemde; Millî Görüş Lideri
Prof. Dr. Necmettin Erbakan ın verdiği destanlık mücadele bunun apaçık bir
örneğidir. Erbakan Hoca nın mücadelesini tavizsiz bir iman kararlılığı
açısından bakabilenler pek çok çarpıcı örnekle karşılaşacaklardır.
İnandı Ve Mücadele Etti
Erbakan Hoca nın en önemli ideali İslâm Birliği nin
kurulmasıydı. Dünyadaki bütün sıkıntılar, evrensel bir dinin mensuplarının
dünya gidişatına yön vermekten uzak kalmalarından kaynaklanıyordu. Onun için
sık sık, Gelin, bu dünyayı hak ve adalet üzere idare edelim. Dünyadaki savaş
ve kötülükleri sona erdirelim diyordu.
Zafer, önce zihinde kazanılırdı. Erbakan Hoca da, önce
inancına uygun mücadele şeklini tasarladı, yol haritasını çizdi ve davasının
mücadelesini verdi. İnsanların Batılı format dışına çıkamayacağına
inandırıldığı bir zamanda, o, topluma yepyeni bir huzur ve barış dünyası teklif
ediyordu. Refah Partisi döneminde TBMM de ve siyasî liderlerin önünde yapılan
şu konuşmayı bir de bu açıdan inceleyelim:
-Kimse, İslâm âleminin dağınıklından dolayı İslâm
Birliği kurulamayacak, zannetmesin. Bakın, huzurlarınızda inanarak söylüyorum:
Eğer Refah Partisi iktidara gelsin, o anda 1.5 milyonluk İslâm âlemi
mıknatıslanacak, bir anda İslâm Birliği kuruluverecektir. Bu iş Türkiye nin
davranışına bağlıdır. Şimdi, AT a (Avrupa Topluluğu) mı girelim, yoksa İslâm
Birliği ne mi İslâm Birliği mutlaka kurulacak! Biz vaktiyle, Kıbrıs ta bir
bağımsız devlet kurulmak zorundadır, dedik. Hükümet ortaklarımız bile, böyle
söylemeyin, ABD ile ilişkilerimiz bozuluyor, diyorlardı. Konuşulmasını
istemiyorlardı. Bak, şimdi KKTC ni kurduk ve onu güçlendirelim, diyoruz.
Hepimiz bu milletin evlâdıyız. İslâm Birliği mutlaka kurulacak! İçinizde bir
taneniz bu gerçeğe ters düşerseniz, yarın mahçup olursunuz. Biz, bunlar
konuşulurken hangi galaksideymişiz, dersiniz!
Yeni Bir Dünya Kuruluyor
Refah Partisi, koalisyon olarak Haziran 1996 da Erbakan
başbakanlığında iktidar oldu. Erbakan Hoca, dış gezilerini daha çok İslâm
ülkelerine yaptı. Çalışma kıvamına ulaşınca, nüfusu 50 milyondan fazla olan 8
İslâm ülkesine ziyaretler gerçekleştirdi. Her gittiği yerde Osmanlı nın
mirasçısı imajıyla karşılandı. Erbakan ın şahsında Türkiye ye büyük teveccüh
gösterildi. Muazzam bir heyecan dalgası oluştu. İlginin yüksekliğine bakın ki,
D-8 leri oluşturmak için Erbakan Hoca Pakistan a geldiğinde, Bangladeş
Başbakanı Shekh Hasina haber gönderdi: Erbakan Hocamız buraya kadar zahmet
etmesin! Biz, Hocamızın öncülük edeceği her türlü oluşuma hazırız.
Erbakan Hoca nın siyasî dehası ve İslâm dünyasındaki
ağırlığına bakın ki, birer dış seyahatle, 1 sene içinde D-8 ler adıyla Yeni Bir
Dünya nın temellerini attı.
O zaman için toplam 820 milyonluk nüfusa sahip; Türkiye,
Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya ve Pakistan dan oluşan
D-8 ler 15 Haziran 1997 de İstanbul Çırağan Sarayı nda kuruldu.
6 yıldızla sembolize edilen D-8 oluşumu şu prensipleri
benimsemişti: 1. Savaş değil, barış! 2. Çatışma değil, diyalog! 3. Çifte
standart değil, adalet! 4. Üstünlük değil, eşitlik! 5. Sömürü değil, işbirliği!
6. Baskı ve tahakküm değil, hürriyet ve insan hakları!
Huzur ve barış dünyasının kurulmasıyla saltanatlarının
sarsılacak olduğunu gören küresel sömürgeciler D-8 lerden rahatsız oldular.
Başta kurucusu Erbakan Hoca olmak üzere, tüm öncülerine karşı amansız bir takip
başlattılar. Belki, İslâm Birliği nin kuruluşunu bir süre ertelediler ama,
zulüm ve sömürüden kurtulma yolunun ne olduğu görüldü.
Erbakan Hoca, Tarihin eline verdiği mührü davası uğruna
kullanan adam ünvânını alarak Hakk a yürüdü. O, görevini yaptı. Millî
Görüşçüler ve İslâm âlemine şöyle vasiyet etti: Bundan sonraki hedefiniz 2.
Yalta Konferansı, yani İslâm Birliği nin kurulmasıdır.
Küresel güçlerin Müslümanları yok etmeye karar verdiği,
Suriye ve Mısır dan sonra sıranın İran ve Türkiye ye geleceğinin konuşulduğu
bir dünyada İslam Birliği ne su ve ekmek kadar ihtiyacımız var. Şimdi,
Mitinglerde Erbakan Hoca ya verdiğimiz sözlerinin yerine getirilmesi zamanıdır.
Unutmayın! İnanıyorsanız, mutlaka kazanacaksınız!