Gündelik hayatta konuşurken sık kullandığımız argo bir
deyimi yazılı olarak ilk defa lise ikiye giderken Fakir Baykurt un Tırpan
romanında okumuştum. Bu romanı okuyanlar hatırlayacaktır; na koyim deyimi çok
geçer. Aynı dönemde Attilâ İlhan ın (şiirlerini daha önce okumuştum)
Dersaadet te Sabah Ezanları ve Haco Hanım Vay isimli iki romanını okumuştum. Bu
romanlarda da argo kullanımlar vardır. Argo bir kelimenin bir edebiyat eserinde
(roman) ustaca kullanılırsa nasıl da güzel durduğunu bu iki yazarın
romanlarında okumuştum ilk defa. Daha sonra Salah Birsel ve Can Yücel okuyup
şiirde argo kullanımın üst düzey ustalığını görecektim.
Küfür ile argoyu birbirinden ayırmalıyız. Argo ait olduğu
dilin önemli katmanlarından biridir. Türkçe, argo açısından oldukça zengin bir
dil. Gündelik hayatta kullanılan dilin yarısından fazlası argodur. Kimse kusura
bakmasın; argo hayatımızın önemli bir parçasıdır. Argoyu yok saymak yaşamın
önemli bir kesitini yok saymak anlamına gelir. Ki bunun mümkünü yoktur. Sosyal
hayatta büyük bir argo birikimimiz var. İnsan yaşanılan hayatın sosyal
gerçeklerinden kaçınamaz. Zaten kaçınması da gerekmiyor. İnsanoğlu sosyalleşirken
kendisinde var olan bireysel potansiyeli dilin asli ve katmansal birikimini
kullanarak paylaşımsal duruma getirir. Bireyler arasındaki paylaşım asırlardan
süzülüp gelmiş kalıplarla olabileceği gibi bireyin kendisinin yaratıp dolaşıma
soktuğu bir katmanla da olabilir. İşte bu katman dilin zenginliğidir. Argo
Türkçenin tamamını ifade etmez ama ifadeyi güçlendirme ya da gizleme açısından
dilimizin olmazsa olmaz büyük bir parçasıdır. Güçlü bir yapıdır. Argo hayattan
doğar. Yaşamın doğurduğu canlı bir organizmadır.
Ben, Sosyal Gerçekçi Şiir i savunan bir şair olarak
argoyu seviyorum. Şiirde ve nesirde argo kullanmak şairin hem gerçekçiliğini
gösterir hem de yapmacıksız olduğunu. Kaldı ki şiirde argo kullanmak şairin
dili üst düzey bir şekilde bildiğini kanıtlar. Çünkü dili normal bir şekilde
kullanmak sıradan bir olaydır. Dil bilgisi kurallarına göre yazmayı dil
bilgisini öğrenmiş her insan başarabilir. Günümüzde normal dil bilgisi
kurallarını dahi bilmeyenlerin gazetelerde köşe yazarlığı yaptığı ve televizyonlarda
konuşmacı olarak çıkıp memleketi kurtardığı medya ortamında benim bu
söylediklerim birçok insana sıkıcı gelebilir. Televizyonlarda konuşan o kibar
beyefendi ve hanımefendilerin kendilerine ait tek bir tane cümle kurmalarını ne
çok isterdim! Ama maalesef konuşmacıların kendi orijinal cümleleri yok. Neyse,
medya meselesine az sonra geleceğiz. Şair ait olduğu dilin içinde yeni bir dil
yaratandır. Kendine ait bir dili olmayanları şair saymadığım gibi kendine ait
bir dili olmayan ama köşe yazanları da yazar saymıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalı üç gün üst üste
Recep İvedik filmleri verdi. RTÜK korkusundan olacak her bir filmin yarısından
fazlasında bip yapıldı. Tamam, Recep İvedik filmleri küfürlü ve argoludur,
küfür bip yapılabilir ama neden argo kullanımlarda da bip yapıldı
anlayamadım. Dallama diyor yani diyemiyor bip yapılıyor. Şimdi biz de burada
diyemeyeceğiz ama bipli yazalım; b.k alırsın, b.k yaparsın gibi kullanımlar
bipleniyor. Hâlbuki halk arasında en çok kullanılan kelimedir b.k. Örneğin b.k
herif deriz, b.k mu vardı da geldin, deriz. B.kunda boncuk arıyor deyimi çok
meşhurdur. Şu deyim de çok kullanılır; b.k yemekten başı ağrıyor.
Kemal Sunal filmlerinden sonra kendine özgü bir espri
yaratmış pek bir film olmadı. Şahan Gökbakar ın Recep İvedik filmleriyle ilk
defa kendine özgü bir espri yaratıldı. Çok eleştirilmelerine rağmen ben bu
filmleri başarılı buluyorum. İnek Şaban tipinden sonra ilk defa Recep İvedik
tipi toplumda geniş kitlelerce kabul gördü. Bu tip lerin yer aldığı filmlerin
nasıl bir film olduğu ayrıca değerlendirilebilir. Benim üzerinde durduğum; bu
filmlerin sosyal gerçekleri başarılı bir şekilde yansıtmasıdır. Hayatta yaşanan
saçmalıkları hayatta kullanılan bir dille ortaya koymalarıdır. Devletin
vatandaşına yaptığı adaletsizlikler, siyasetçilerin dalavereleri, sosyetiklerin
yapay yaşamları ti ye alınarak ve argo bir dille ortaya konuluyor. Türkiye öyle
bir ülke ki, her gün bin sayfa karikatür çizecek malzeme yaşanıyor. İşte bunu
görüp kullanmak gerçekçi bakış açısına sahip gerçek sanatçıların işidir. Bu
sanatçı bazen bir şair bazen bir aktör bazense bir karikatüristtir. Önemli olan
görebilmek
Halk arasında çok kullanılan bir argo var; eşşoğlueşek.
Ama bu kullanım televizyonlarda bipleniyor. Bir başkası, Türkçemizde öyle bir
kelime vardır ki neredeyse hiç gerçek anlamında kullanılmaz hep argo olarak
kullanılır. Onunla ilgili binlerce argo deyim ve epey bir atasözü vardır.
Örneğin somunun (ekmeğin) g.tü, der halkımız. G.t g.te düştük gidiyoruz, der.
G.t üstü otur, denir. Hiç g.tü yer yivlemiyor. G.t tokuşturmadığı kimse
kalmamış. Azıcık g.tünün üstüne otur. Bu deyimlerde söz konusu kelimenin cinsel
ya da gayr-i ahlâki bir çağrışımı kesinlikle ve kesinlikle yoktur. Ama
gördüğünüz gibi ahlâksız bir kullanım olmadığı halde kelimeyi tam olarak
yazamıyoruz; niçin, laik devletin yapay muzır neşriyat kanunları öyle istediği
için.
Benim kullanmayı çok sevdiğim bir argo var; has..tir. Bir
de ulan var. Lan kelimesini kullanmayı da severim. Bu kelimelerden has..tir
devlet öyle istiyor diye televizyonlarda bipleniyor. Ve biz de devlet öyle
istediği için yazıyla yazarken noktalı şekilde yazıyoruz. Oysa nokta kelimesi
bile istenirse argo yapılabilir. Bu anlamda devlet yasak koyarak halkın dil
içindeki yaratıcılığını engellemeye çalışıyor. Ama başaramıyor, iyi ki de
başaramıyor.
Şimdi geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. RTÜK
televizyonlarda yukarıda kullandığımız kelimeleri yani argoları bipletirken
siyasetçilerin küfür etmelerini bipletmiyor. Meclisteki partilerin başkanları
konuşmalarında alçak diyor şerefsiz diyor namussuz diyor sahtekâr diyor resmen
küfür ediyorlar RTÜK bunları bipletmiyor. Siyasetçiler bu ve benzeri kelimeleri
argo değil küfür olarak kullanıyorlar, RTÜK yetkilileri bunları bipletmiyor ama
halkımızın o güzel argo kullanımlarını bipletiyorlar. Devlet böyle yaparak
adaletsizlik yapıyor, adam kayırıyor. Bir tarafta yasak olduğu için argoyu dahi
kullanamayan aydınlar ve halk diğer tarafta ana avrat dümdüz giden
siyasetçiler
Hasssss..tiiiiir!!!