Her gün İslam dünyasının birçok köşesinden cinayet
haberleri geliyor. Bu cinayetlerin mağduru hep Müslümanlar oluyor. Katillerin
suç ortağı ise Birleşmiş Milletler (BM) dir. Eğer Birleşmiş Milletler ilan
edilen kuruluş gayesine uygun hareket etse/edebilse cinayetler topyekûn
önlenemese bile en azından süreklilik arz etmezdi. Suriye de 3 yıldan beri kan
dökülüyor, Esad rejimi soykırım uyguluyor ve bu olaylar karşısında BM kılını
kıpırdatmıyor/kıpırdatamıyorsa işlenen cinayetlerin suç ortaklığından
yargılanması gerekir. Eğer yargılanamayacak olursa bilinmelidir ki, BM her gün
hayatını kaybedenlerin sayısına yönelik rakamlar yayınlamakla sadece
cinayetlere seyirci kalmıyor, İslam dünyasına, Bana güvenerek sesinizi çıkarmayın,
çıkaracak olursanız akan kan daha da artacaktır mesajını vermeye devam ediyor.
Kısacası, BM emperyalizmin yıldırarak etkisizleştirme ve yok etme gücü olmayı
sürdürüyor.
Çünkü her gün medyaya BM aracılığı ile yansıtılan
haberler insanların kanını donduracak niteliktedir. Suriye de, Orta Afrika,
Irak, Afganistan, Bengladeş, Myanmar ile yaklaşık 50 yıldır Filistin ve
Keşmir de Müslümanlara yönelik katliam karşısında BM nin tavrını izaha gerek
yok sanıyorum. Çünkü sömürgeciler önce dünyanın büyük bir kesimini işgal
ettiler, sonrada buraları terk ederken arkalarında kendilerine bağlı yapılar
oluşturmak için birtakım olmayan sorunlar icat ettiler, olan sorunları ise
körükleyerek kangren haline getirdiler. Ardından da BM diye bir örgüt kurarak
tüm bu sorunların lehlerine devamını sağlayacak mekanizmayı uluslararası bir
hukuki zemine oturttular. Aslında ortada hukuki bir zemin olmamakla birlikte BM
sömürgecilerin jandarmalığı konumuna oturtulanca böyle bir hukuki kılıf
oluşturulmuş görüntüsü verildi. Ne yazı ki bu görüntü dünyanın büyük bir bölümü
tarafından gerçekmiş gibi algılandı. Çeşitli ülkelerdeki uşak ruhlu yöneticiler
sırf iktidarlarını devam ettirebilmek adına emperyalistlerin gönüllü
işbirlikçiliğine soyundular. Kısacası mazlumların ayağa kalkması bizzat bu
işbirlikçi yöneticiler tarafından engelleniyor. Mazlumlar ayağa kalkamadığı
sürece de zalimlerin diz çökmesini beklemek elbette istenen sonucu
vermeyecektir.
İşte sizlere zalimlerin mazlumlara karşı sergiledikleri
zulmün ifadesi olan ve BM kanalı ile dünyaya duyurulan bu vahşet haberlerinden
bir günde medyaya yansıyan birkaç haber.
İlk haberimiz Suriye den:
Suriye de Esad rejiminin attığı varil bombaları
nedeniyle Halep te 5 günde 297 kişi hayatını kaybetti. Kentten toplu göçler
devam ediyor.
İkinci haber Pakistan dan Haberin başlığı, Pakistan da
vuruyor ABD de izliyor şeklinde. Haber de Afganistan a yerleştirilen insansız
hava araçları ile bugüne kadar binlerce sivil Pakistanlının katledildiğini
biliyoruz. İşte bu araçların kullanımına ABD yönetimi kendi ülkesinde de
suçluların takibi için kullanmaya başlamış.
Bir diğer haber Şam daki Yermuk Kampı ile ilgili. Haberde
Yermuk Kampı nın dünyaya kapatıldığı, Esad ın sık sık kampı bombaladığı, yemek,
su, elektrik, ilaç ve tedavinin olmadığı için insanların öldüğü, insanların
kedi ve köpek eti yediği belirtilerek artık yiyecek kedi ve köpek de
bulunmadığı için 126 kişinin açlıktan öldüğü belirtiliyor.
Bir diğer haber ise, Savaşın Suriyeli çocuklara
yüklediği ağır bedel BM tarafından belgelendi başlığı altında veriliyor. Daha
sonra şu bilgiler veriliyor: Şu ana kadar 10 bin çocuğun öldürüldüğünü ortaya
koyan rapora göre Esad rejimi gözaltında çocuklara korkunç işkenceler yaptıktan
sonra katlediliyor. Bu işkencelerin neler olduğunu buraya aktarmaya yüreğimin
dayanmadığını belirtmek isterim.
Ne var ki kendilerini yeryüzünde barış ve adaleti
sağlamakla görevli ilan edenlerde sızlayacak yürek bulunmuyor. Çünkü onları
sadece çıkarları ilgilendiriyor. Bir de ruhlarına işlemiş olan Müslüman
düşmanlığı.
Orta Afrika da, Myanmar da yaşananlar ise Suriye den
farklı değil.