Dinimiz bizlere maddi ve manevi hastalıklarımızı tedavi
edecek reçeteler ve ilâçlar veriyor. Elbette öncelikle maddi ve manevi
sağlığımızı korumanın yollarını da gösteriyor.
İslâm ın gösterdiği hedefleri dikkate almayanlar,
öğütlerini dikkate almayanlar bu serkeşliklerinin cezasını ağır bedellerle
ödüyorlar. Hiç kimseye sıkıntılar durup dururken ceza olarak gelmez.
Önce manevi cihetten kendimizi hesaba çekelim. İçimizdeki
darlıklar üstümüzde ağırlıklar var. İbadetsizlik ve itaatsizlik marazlarına
yakalanmışız. Bizi tedavi edecek maneviyat doktorları parmakla gösterilecek kadar
azalmış. Var olanların da, biz bulup eteklerine sarılıp /dizlerinin dibine
oturup nasihatlerini dinlemiyoruz.
Söylediklerini kendisi yapmayan, yapmadıklarını ve
yaklaşmadıklarını söyleyenlerin nasihatleri kâr etmez/kâr etmeyen nasihatler
bir kulaktan girer öbüründen çıkar, bizde de öyle oluyor.
Bizim dünyada da ahirette de huzurlu olmamız maneviyat
doktorlarıyla /din âlimlerimizle olan bağlantımızın sağlamlığıyla elde edilir.
Hiç olmazsa böyle birinin dizinin dibine oturup onu kendimize müşavir edeceğiz.
Onun nasihatlerini dinleyeceğiz, sorularımızı ona soracağız, sorunlarımızı
onunla hâlledeceğiz. İtikadımızdan ibadetlerimize, amellerimizden rüyalarımızın
yorumlarına her meselemizi onunla konuşup onunla çözüme kavuşturacağız. Islah
ve iflah olmamız için birinci şart budur.
Manevi sağlığımızı korumanın yollarından biri de
müşavirimizin onay verdiği din kitaplarını okumamızdır. Okumak dinimizin ilk
emridir. Okuyacağız. Lâkin abur cubur kitapları da okumayacağız. Dini
hayatımızı mahveden kitapları okursak manevi hastalıklar bizi mahveder.
İtikadi zaafiyet,
ameldeki çürüklük, ibadetsizlik, taatsizlik, yalan, dolan, talan, duman,
gıybet, iftira... vesaire bütün bunlar manevi hastalıklardır. Bunlara
yakalanmamak için hepimiz önce alınması gereken tedbirlerimizi alacağız. Buna
rağmen hastalıklar perçemimizden yakalamış ise hemen tedaviye baş vuracağız.
Eksikliklerimizi gidereceğiz.
Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz:
İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır
buyurmuşlardır. Akıllı, firasetli, vasıflı Müslüman, her günü, bir önceki
günden daha üstün olan kimsedir.
Bilgi ve kültürde ilerleyeceğiz. Bilgi ve kültür faydalı
bilgi ve kültür olacaktır. Rasûl-i Kibriya (s.a.v.) Efendimiz:
Ya Rabbî! Faydasız ilimden Sana sığınırım... diye hep
duâ ve niyazda bulunmuşlardır.
Vasıflı Müslüman ibadette, taatta, hayır ve hasenatta,
hayırlı Müslüman olmakta hergün daha ileriye giden kimsedir. Dinimiz bizlere
bunu emrediyor.
Yalanın, dolanın, dumanın, fitne ve fücurun, ibadet ve
taatsizliğin haram olduğunu bilmeyenimiz yok. Öyle ise karar verip bunları terk
edelim ki, hastalıklardan kurtulmuş olalım. Çaremiz budur. Çareye yapışan
kurtuluyor.