Günlerdir aklımda dolanıyor, “Yoldaki taşı kaldırmak sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermek sadakadır” hadis-i şerifi. Günümüzde bunun yansıması nasıl olur? Navigasyonların herkesin elinde olduğu bir dünyada ülkenin en ücra köylerinin yolunu gösterirken, yani kimsenin yolunu kaybetme ihtimali yok iken “yolunu kaybeden” tanımını nasıl anlarız? Yoksa hayatın dolambaçlı ve çok öncesinden belli mihrakların elinde insanlığı yolundan sapıttıranlar yüzünden yolunu kaybedenler diye anlayabilir miyiz? İnsanın yaratılış hedefinden saptırılmış olmasını “yolunu kaybetmek” olarak algılayabilir miyiz? “Yolun üzerindeki taşı” nasıl anlarız? İnsanı doğru yoldan alı koyan her şey olarak anlar mıyız?
Günümüzdeki “yollardaki taşlar”a biraz kafa yoralım. İnsanı yolundan alı koyan, engel olan her şeye “taş” dersek, şimdi hayatımızda hangi taşlar var, bir düşünelim. İnsanı hayırlı işlerden alıkoyan ve malayani işlere yönelten en büyük araç günümüzde sosyal medya oluyor. Ekran bağımlılığından başlayıp kişileri tanımadıkları kişiler hakkında tahkir etmesine, çatışmasına yol açan sosyal medya üreticileri dünya halklarını sevdikleri, düşündükleri için “bedava” hizmet veriyor değiller. Sosyal medyada doğru bilgiden daha hızlı bir şekilde yalan, boş içerikler yayınlanıyor. Kitleler bir anda farklı konulara dikkati çekilerek esas konuşulması gerekenlerin üstü örtülüyor. Bir de trol orduları ile bilinçli, planlı şekilde geniş kitlelerin zihinlerini işgal ediyor. Bu haliyle sosyal medya araçları insanlığın en büyük taşlarından biri. İnternet aracılığı ile yaşanan daha birçok olumsuz konu mevcut. Gelişme çağında gençlerin önüne konulan örnekler gençlerin hem zamanlarını çalıyor hem de uygunsuz kişilikler geliştirmesine sebep oluyor.
Sosyal medyadan önce tüm toplumu etkileyen medya da insanlar önündeki taşlardan biridir. Kitle iletişim araçları her ne kadar daha geniş toplum kesimlerini aydınlatması bekleniyorsa da hiçbir zaman toplumun geniş kitlelerinin gelişmesini sağlayamadı. Aksine kitle iletişim araçlarının oluşturduğu gündem insanları kendi yollarına gitmekte alı koyan bir taş oldu. Bunun en büyük sebebi kitle iletişim araçlarına sahip olmak büyük bütçeli harcamalar yapmayı gerektiriyordu. Yani sanıldığı gibi kitle iletişim araçları; televizyon, gazete, dergi, radyo geniş sessiz halk kitlelerin sesi olmadı. Kitle iletişim araçları sahiplerinin sesi olarak insanlara hayat sanki bu dünyadan ibaretmiş, hesap olmayacakmış gibi tüketim toplumu oluşturuldu. Vaazlarımızı da, sohbetlerimizi de televizyon ekranlarından dinliyoruz. Bir düşünelim yine; bu sahipler kendi sistemlerini yıkacak konuların ekranlarda konuşulmasını isterler mi? Yani kısaca televizyon ekranlarındaki din içerikli programlarda insanı doğru yolundan alı koyan bir “taş”tır.
Günümüz dünyasında diğer bir “taş” meselesi de ekonomidir. Ülkemizde ve dünyada cari olan faizci kapitalist sistem sebebiyle insanlar köle gibi çalıştırılarak yaşamların büyük çoğunluğunu şirketlere, kurumlara vakfettirilmesidir. Allah’ın eşref-i mahlukat olarak yaratılan insan, devlet kurumlarının da desteği ile emeği çalınmakta, yaşamı sömürülmekte. Bundan büyük “yoldaki taş” olur mu? Allah’a ibadete ayıracak vaktini yaşamını idame ettirebilmek için çalışma ile geçiriyor. Bir avuç azınlık, paradan para kazanıp dünyanın nimetlerinden sınırsız faydalanıyor -faydalanmaktan öte sömürüyor- ama diğer yanda insanlar bir doların altında günlük iaşelerini, geçimlerini sağlamakla, temiz suya, temiz gıdaya ulaşmakla harcıyor. Faizci kapitalist sistem dünyamızdaki en büyük yoldaki taştır. Bu taşı kaldırmak da vicdan sahibi her insana vazife olmasından öte Müslüman’ım diyen herkesin görevidir.
Ekonomik taşın kaç ailenin dağılmasına sebep olduğunu, kaç ailenin kurulmasına engel olduğunu, hırsızlık ve gasbın artmasına sebep olduğunu, fuhşun ve ahlaksızlığın artmasına sebep olduğunu bilmeyen yoktur. Bu faizci ekonomik sistemdeki adaletsiz dağılımın masum çocukların açlıktan ölmesine sebep olduğunu bilmezden gelemeyiz. Peygamber Efendimizin hadislerine daha dikkatli bakmak yükümlülüğü bizlerin üzerindedir.
Unutmadan yazmak ve kayda geçmek gerekiyor, bu adaletsiz ekonomik düzenin anlaşılmasına engel olan isimlerinin önünde bilim adamı, hoca gibi sıfatlar olanlar vardır. Bunlar da hayatımızdaki en büyük taşlardır. Yaşanılan sömürü sistemi sorgulamaktan insanları uzaklaştırıp, kökü çürüyen ağacın kökünü gözden kaçırıp ağacın yapraklarının tozlarının temizlenmesinin efdaliyetinden bahsederler. Mevcut sistemi ya anlamadıklarından ya da sisteme ortak olduklarından bu zulme ortaktırlar. İnsanları uyarıp daldıkları dünya hayatından uyandırmaları gerekirken, yeni tür ninniler icat edip faizci sistemi ve faizcileri korumaktadırlar. Eşref-i mahlukat olarak yaratılan insanı en çok yoldan alıkoyanlar da bunlardır.