Su gİbİ akmaya, etrafı yeşertmeye, pislikleri
dönüştürmeye devam.
Suyun akışını kimse engelleyemez.
Önüne set çekip baraj yapsalar, setlerin üstünden taşar,
önce enerjiye dönüşür, sonra etrafa hayat vermeye ve kirleri, kirlileri
temizlemeye devam eder.
Yağmur damlalarından meydana gelen suyun ölü toprakları
dirilttiğini haber verir Rabbimiz:
Allah gökyüzünden suyu indirdi de onunla öldükten sonra
yeryüzünü diriltti. Şüphesiz bunda işiten bir kavim için bir (Allah ın
varlığına ve birliğine) âyet/işaret vardır. (16 Nahl süresi ayet 65)
Yağmur damlalarının inmesini İnzal kelimesiyle ifade
ettiği gibi Rabbimiz, Kur an ayetlerini de aynı İnzal kelimesiyle ifade
ediyor.
Su, ölü toprakları dirilttiği gibi Kur an ayetleri de ölü
canları diriltir.
Rabbimiz haber veriyor:
Ey iman edenler, sizi diriltecek şeye davet ettiğinde
Allah a ve Rasülüne icabet ediniz. İyi bilin ki, Allah, kişi ile kalbi arasına
girer. Ve şüphesiz onun huzurunda toplanacaksınız. (8 Enfal süresi ayet 24)
Kur an la dirilme ve diriltme faaliyetine bugünden
itibaren yeniden başlayacağız.
Fıkıh kitaplarımızda Akarsu pis kalmaz kuralı olduğu
gibi dilimizde Bir nehirde iki defa yıkanılmaz sözü de vardır.
Güneş, dünkü güneş değildir.
Havamız da dünkü hava değildir.
Bugünden itibaren insanlığa hayat verecek ayetleri damla
damla, ayet ayet sunmaya devam edeceğiz.
Engeller, hızımızı ve gayretimizi kamçılamaktan başka bir
şeye yaramaz.
Susuz hayat olmadığı gibi İslamsız hayat da olmaz.
Olursa da Kur an ın ifade ettiği gibi hayvanlardan daha
aşağı bir hayat olur.
Rabbimiz bunu da şöyle haber verir:
Yemin olsun ki cehennem için cin ve insanlardan birçok
kişi yarattık. Onların anlamayan kalpleri, kendisiyle göremedikleri gözleri,
kendisiyle işitemedikleri kulakları vardır. Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta
daha da sapıktırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridirler. (7 A raf süresi
ayet 179)
Hayvanlar gibi yaşamayı özgürlük zanneden, başkasının
ülkesine sırtlan sürüleri gibi saldıran ve sahiplerini de öldüren bu insanlar,
hayvanların da altına düşmüşlerdir.
İşte Müslüman insan, su gibi yumuşak yaklaşarak,
kirlerini temizleyerek, onu yukarı doğru kaldırarak, Allah ın kulu, Adem im
aleyhisselamın oğlu, Muhammed aleyhisselamın ümmeti olduğunu hatırlatarak
adamlığına yükseltmeye çalışacaktır.
En ünlü şehirlerin merkezlerine gidin, oralarda
peygamberlerin dininin tahrif edilmiş hali bile olsa onların eserlerini
görürsünüz.
Şehirler, su kenarında kurulduğu gibi, medeniyetler de
Peygamberlerin çevresinde kurulmuştur.
Bütün peygamberleri günümüzde Müslümanlar temsil etmeye
devam ediyorlar.
Bütün insanlığın teknolojisi bir araya gelseler bir damla
suyu yok etmeye güçleri yetmez.
İşkence kazanlarında yakarak kaynatıp yok ettiklerini
zannederler ama o damla buhar olur, gözden kaybolur, İbrahim aleyhisselamın
ateşini serinliğe döndüren yeri bulunca buhar, damlaya dönüşür ve yine kendini
yakana da hayat vermeye devam eder.
Ama Akif merhumun dediği gibi
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticaın şu sizin
lehçede ma nâsı bu mu
Dalda çiçeğe, yerde böceğe hayat veren su, Hazreti Nuh
aleyhisselama iman edenlere işkence edenleri de su boğup yok ediverdi.
Su, demire çeliklik kazandırır, keser de.
Su gibi olalım.
İçimizi dışımızdan görsünler bizim.
Gizleyecek haram yükümüz olmasın.
Geçen ayetlerin Arapçasını da okumak isteyenler,
mahmuttoptas.com dan okuyabilirler.