Rüşvet ve bahşişin yaygınlığı yeniden gündeme taşındı ve bu vesileyle bir takım rakamlar veriliyor. Verilen bu rakamlara göre adına ister rüşvet ister bahşiş deyin en çok bahşiş polislere veriliyormuş. Hemen belirteyim ki böyle bir nitelendirme ve rakamın yayınlanması polislere karşı en hafif ifadesiyle haksızlıktır. Normal ifadesiyle de hakarettir. Buna ise kimsenin hakkı yoktur, olmamalıdır. Hatta bunun bir müeyyidesi olmalıdır. Niçin böyle düşündüğümü, 65 yıllık ömrüm boyunca hiçbir polise bir kuruş  rüşvet ve bahşiş verme ihtiyacı duymadığımı belirtirsem sanıyorum izah etmiş olurum.

Maksadım polisleri korumak, listede yer alan diğer görevlileri savunmak değildir.

Ancak, bu rüşvet ve bahşiş konusu gündeme geldiğinde nedense hep rüşveti ya da bahşişi alanlar eleştirilerin hedefi oluyor da, işin verenler kısmı nedense görmezden geliniyor. Niçin böyle bir araştırmaya ihtiyaç duyanlar alanları hedef tahtası yapıyorlar da verenler masummuş gibi bir görüntü sergiliyorlar. Eğer ortada bir rüşvet ya da bahşiş olayı varsa böyle bir işlem mutlaka en az iki taraflıdır. Yani alan gibi bir de veren vardır. Verenlerin niçin verdiğini araştırmak da gerekmez mi

Bu noktada akla şöyle bir soru gelmez mi

Eğer rüşvet ya da bahşiş verenler ya da vermek zorunda kalanlar işlerini doğru dürüst yapsalar, yani trafikte seyrederken kurallara uysalar ya da resmi evraklarında eksiklik olmasa kendisini çeviren trafik polisine bahşiş ya da rüşvet vermek zorunda kalır mı

Cevabını vermek durumunda olduğumuz bir diğer soru ise; acaba rüşveti ya da bahşişi alanlar mı öncelikli olarak istiyor, yoksa rüşveti ve bahşişi verenler mi ilk önce teklifte bulunuyor Eğer rüşveti ya da bahşişi verenler olmasaydı böyle bir mekanizma ortaya çıkar ve işlerlik kazanarak toplum nazarında normal bir işlemmiş gibi algılanmaya başlanır mıydı

Kimseyi suçlamadan kendimden örnek vermek istiyorum.

Yaklaşık 20 yıldır araba kullanıyorum. Bu süre içinde şehirlerarası yüzlerce seyahat yaptım ve bu seyahatler sebebiyle yüzlerce defa hız kontrol noktalarından geçtim. Ama bir defa olsun hız sınırını aşmaktan dolayı ceza yemedim, trafik polislerinin de rüşvet ya da bahşiş talebi ile karşılaşmadım. Bu bakımdan iddialı olarak diyorum ki, polise rüşvet ya da bahşişi öncelikli olarak sürücüler teklif ediyorlar. Bunu söylerken elbette karşı taraf teklif etti diye rüşveti ya da bahşişi alanı aklamanın gayreti içinde değilim. Ama, öncelikli olarak suçlamamız gereken polis daha arabasına yaklaşırken vereceği bir miktar para ile cezadan kurtulmayı düşünen ve bunu marifet sayan sürücüler trafikte dolaştığı sürece polisi fazlaca suçlamak haksızlık olur. Bazılarınız gazetecilerin yaptıkları yanlışları polislerin görmezden geldiğini düşünebilir. O mekanizmayı bilmem. Ancak, hiçbir zaman polis çevirmelerinde kendimi gazeteci olarak tanıtmadım, buna gerek duymadım.

Her mesleğin içinde bu yola tevessül edenler bulunabilir. Ancak, genellemeler yapılarak bir mesleğin mensuplarını toptan karalamak haksızlık değil midir Vatandaş olarak bizler kurallara uyma gayreti içinde olursak, uymadığımız zaman da görevli memura hemen para talebinde bulunmazsak bilinmelidir ki bu hastalığın kökü kazınamasa bile en aza indirilebilir.Demek istediğim o ki, toplumumuzda nedense hep başkalarını suçlayarak kendi yanlışımızı, yolsuzluğumuzu, ahlâksızlığımızı gizleme temayülü var. Hep başkaları kötü, başkaları rüşvetçi, başkaları haksız ama biz hep haklıyız. Bu mantık sebebiyledir ki, rüşvet vererek işlerini yürütmeyi huy edinmiş kişiler bile sadece rüşvet verdiklerini suçlayarak kendilerini ve vicdanlarını aklamaya çalışıyorlar. Ama bilmiyorlar ki böyle yaparak insan aklanamaz, vicdan huzur bulamaz.

Belki sadece hastalıklı bir davranış biçimi gizlenmeye çalışılmış olunur.

Yukarıda polisler konusunda söylediklerimiz rüşvet ve bahşişin en çok döndüğü belirtilen, gümrükler, tapu daireleri, belediyeler, hastaneler, vergi daireleri ve mahkemeler için de geçerlidir. Hep belli görevlerdeki kişiler suçlanmak suretiyle insanların kendilerini aklama gayretleri vardır.