16 yılı aşan bir zamandan beri tek başına iş başında olan bir iktidarla yönetiliyorsun. Cumhuriyet tarihinin en uzun hükümet etme yetkisini onlara verdin. Sorunlarının çözümü için hep bir umutla bekledin. Her seferinde belki bu defa olur dedin. Yine de sen bilirsin ama elini vicdanına koy ve lütfen iyice düşün. Dertlerinin son bulması için daha ne zamana kadar bekleyeceksin?

Daha düne kadar tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydin. Nohudu, mercimeği, kuru fasulyeyi geçtik, patatesi bile ithal edecek hallere düştün. Bir de ihtiyaçlarımı 3 kuruş daha ucuza alayım diye girdiğin tanzim satış kuyruğuna “Varlık Kuyruğu” dediler. Bu sözün muhatabı sensin. Sabahın 9’undaki kuyruğa gerçekten varlıklı olduğun için mi giriyorsun? Yine de sen bilirsin ama bu seçimlerde hükümete bir uyarı yapman, hem bu iktidarın hem de senin hayrına olmaz mı, ne dersin?

Seçimlere mi gidiyoruz, yoksa 31 Mart meydan muharebesine mi hazırlanıyoruz belli değil. Bu duruma sen de çok üzülüyorsun biliyorum. Bazen izlerken benim gibi senin de yüzün kızarıyor. Siyaseti yeniden umut haline getirmek çok mu zor. Yine de sen bilirsin ama artık bu üslubun para etmediğini göstermenin zamanı sence de gelmedi mi?

Yalan, iftira, karalama uluorta ve çok rahatlıkla kullanılır oldu. Sen de bazen farkında olmadan bunlara inanıyorsun. Kul hakkına girmemek için her türlü gayreti gösterdiğini biliyorum. Yine de sen bilirsin ama sorgulasan, sana her söylenilen şey, sosyal medyada her paylaşılan bilgi gerçekten doğru mu diye araştırsan ne kaybedersin?

“İş ehil olmayan ellerde olursa kıyameti bekleyin” diyen Hz. Peygamber sence neden ehliyet ve liyakate bu kadar önem vermiş olabilir? Atamalarda, işe alımlarda ne tür dolaplar döndüğünü sen daha iyi biliyorsun. Ortada ne ehliyet kaldı, ne de liyakat. Kurumlar, bakanlıklar, müdürlükler kimilerinin yakınları için aile şirketlerine dönüştü. Yine de sen bilirsin ama lütfen siyasi değerlendirmelerden bağımsız olarak bir kere daha düşün. Bu yanlışlara en azından bir sarı kart göstersen, belki de hatalarını anlamalarını sağlayabilirsin, ne dersin,  yanlış mı düşünüyorum?

Sen hep inandın, hep güvenmek istedin. Bir dönem daha, bir dönem daha diyerek bu desteğini ortaya koydun. Onlarsa her önemli gelişmede yanıldık, aldatıldık, kandırılmışız diyerek sorumluluklarını geçiştirmeye çalıştılar. Yine de sen bilirsin ama bütün yetkileri verdiğin bir iktidarın bu kadar yanılmasında sence de bir problem yok mu?

Bu seçimlerin yerel seçim olduğunu, iktidarın göreve devam edeceğini sen de biliyorsun.  Buna rağmen 15-20 yıl önce beka diye bir sorun yokken, bu seçimleri bile farklı noktalara çekmeye çalışıyorlar. Sana da hâlâ çantada keklik muamelesi yapıyorlar. Yine de sen bilirsin ama bu algı dayatmalarına boyun eğmek bunca yaşananlardan sonra ne kadar doğru olur?

Siyasette seviyeyi gittikçe yerlerde süründürenlere, meydanları mahalle kavgasına dönüştürenlere, kavgada yumruk sayılmaz diye ilkesiz, kuralsız ve ahlaksızca hareket edenlere bu kadar da olmaz deyip, dur demenin zamanı geldi de geçmiyor mu?

Bin yıldır bu topraklarda yaşıyorsun. İstiklal Marşı’n bile ‘Korkma’ diye başlıyor.

Gel, bu seçimlerde sandığa giderken, sana dayatılan korkulara teslim olma.

Kardeşim, dostum, arkadaşım gel kendine, geleceğine, yaşadığın şehirlere sahip çık.

Ülkene, milletine verdiğin değeri toplumu birbirine düşman etmek isteyenlere, durun yeter artık diyerek göster. Dedim ya, yine de sen bilirsin ama şunu aklından kesinlikle çıkarma; Allah’ın izniyle kıyamete kadar yekvücut bir millet olarak bu coğrafyada yaşamaya devam edeceksin. Bir de şunu unutma:

“Her yükselen bir gün düşer inişler başlar zirveden,

Ömrün mutlu günlerine niçin aldanır ki insan?”