Her zaman söylediğimiz gibi, Türkiye kayıt dışı ekonomi ile çalışır ve uygulanagelen halk ekonomisi sebebiyle faizli işlemler çok azdır. Dolayısıyla faizin Türkiye deki etkisi Batı ülkelerinde olduğu kadar değildir. Bu sayede oralardaki gibi ülke ekonomimizi ve istikrarımızı etkilemez.

Son müdahaleleri tekrar hatırlayalım.

Döviz kuru üzerinde istedikleri etkiyi yapamadılar...

Yöneticiler hazineyi boşaltarak gidişatı şimdilik durdurabildiler...

AK Parti yönetimi, bizimle çare ve çözümleri görüşmeme inat ve ısrarından dolayı, buna benzer daha nice müdahale ve darbeleri, -tamamen yıkılıncaya kadar- görmeye ve yaşamaya devam edecektir...

Devletimiz ve halkımız ise, Allah ın izniyle, bu operasyonları her zamanki gibi yine atlatır

*

Ekonomide iki değer vardır; reel değerler ve finans değerler.

Reel değerler yaşamak için gerekli olan bütün araçlardır. 

Finans değerler ise bunların değeri karşılığı piyasada dolaşan senet ve paralardır.

Gelişmiş ekonomilerde reel değerlerin toplamı finans değerlerin toplamına eşittir; yani, mal paraya eşittir. Malı suni olarak artıramazsınız, ama parayı suni olarak artırırsınız.

FAİZ paranın durduk yerde artırılması demektir.

FAİZ, reel artışı hesaba katmadan parayı artırmaktır.

*

Faiz nasıl karşılanır

1. Artan nüfus kadar paranın artırılması gerekir.

Çünkü o kadar insan daha fazla o parayı kullanacaktır. Millî hâsıladaki artıştan çok nüfusun artması sebebiyle yeni paraya gerek vardır. Çünkü millî hâsıla ile tüketimler değerlendirilir. Bu da işçilerin ücreti demektir. Ücretler artırılmıyorsa, artan işçiye ödenen para artırılmalıdır. Millî hâsıla ondan fazla artamaz. Çünkü tüketilmeyen mal mal değildir. Fiyatlar aynı bırakıldığında, artan insan kadar millî hâsılada artış olabilir. İşte artan nüfusa göre çıkarılan yeni paraları artan nüfusa dağıtacağımıza, zenginlere veririz, onlar iş kurarlar ve yeni nüfusa iş verirler. Büyüyünceye kadar da kayıt dışı gelirlerle geçinirler, yahut başka ülkeleri sömürürler.

2. Dış ticaret yaparsınız ve faizleri karşılarsınız.

İhracatınız çok, ithalatınız az ise, artan değerler ile zenginlerin faizlerini karşılarsınız.

Gelişmiş ülkeler faizli işletmeleri böylece kayıt altında tutuyorlar. Onlar alacaklıdırlar.

Geri kalmış ülkeler ise bu yolla faizi karşılama imkanına sahip değildirler.

3. Dış borçla bu faizler karşılanabilir.

Ülke her yıl dışarıya borçlanır. Ülkenin zenginleri faizleri dolara çevirerek stok yaparlar. Onlar doları bankalara yatırır, faizin faizini alırlar. Devlet ise o faizleri öder; dış borçlarla öder. Biraz sonra devlet yıkılır.

Nitekim, koca Osmanlı İmparatorluğu nu işte böyle yıktılar.

AK Parti iktidara gelince, faizle geri kalmış ülkenin ekonomisini yola koyamayacaklarını söyledik. Kulak vermediler. Şimdi toslamaya başladılar. Öğündükleri faizi düşürme bir yıl sonunda bu gidişle oraya varır.

4. Eğer devlet faizleri yukarıda sayılan yollardan biriyle  karşılayamıyorsa, o zaman da ancak enflasyonla o miktar kapanır.

Bunların içinde en ehveni enflasyondur. % 5 in altındaki enflasyon zekât etkisi yapar, zararsızdır. % 10 kadar enflasyon zararlıdır ama tehlikeli değildir. % 10 dan yukarı enflasyon zararlıdır, müzmin hastalıktır. Devleti yavaş yavaş yıkar. % 100 den yukarı enflasyonda devlet komadadır demektir. Ancak dış müdahalelerle belki hayata döndürülebilir.

*

IMF Türkiye nin yeni para çıkarmasına izin vermeyince ne olur

Türkiye de Merkez Bankası nın dışında para basan yerler vardır.

-Hamiline yazılı halkın elinde dolaşan banka çekleri ve kredi kartları birer paradır.

-Bankalar tarafından kırılmayan bono senetleri birer paradır.

-Banka teminatı olmadan oluşan taksitli satışlar da bir paradır.

-Hatır senedi, açık hesap, bakkal defterlerinin hepsi birer paradır.

Türkiye de piyasanın ihtiyacı kadar nakit çıkarmadığınız zaman halk kendi parasını basmaya başlar. Faiz ve riziko sebebiyle fiyatlar katlanır. Onun için de Türkiye de piyasaya nakit sürerseniz enflasyon düşer. Bunlar denenmiştir. O halde, ihbar ediyoruz ki, Merkez Bankası nın bu politikası Hükümet ve AK Parti ye konmuş saatli bombadır.

Ekonomik bombaların uzmanları olarak haber veriyor ve size yardım etmek istiyoruz...

Siz ise düşmanlarınızla birleşip bize sırtınızı çeviriyor ve bizi dinlemiyorsunuz!..

Bu durumda ne yapalım; yıkılıp yok olmak istiyorsanız, siz bilirsiniz!..

Bunları hatırlatmak dışında yapabileceğimiz bir şey yoktur!