Gelişen ve değişen dünyada, olaylar ve durumlar karşısında müslümanların bir acziyeti ve çaresizliği söz konusu edilemez. Yenilenme gücü ruhundan ve doğasından gelmektedir. Batı dünyasını şaşırtan yanı da budur. Kendi iç yenilenmesinde, doğasında ruhuna ters düşmeyen, ama açılımları ruhuna uygun düşen bir özelliğe sahip. Tarihin hangi dönemine bakarsak bakalım açılımları, ruhunun özgünlüğüyle özdeş. Hicretin 400 lü yıllarında da, bugün de aynı durum söz konusu. Küreselleşen bir dünyada Müslümanların tavrı iki düzlemde ele alınmalıdır. İslam bilinciyle donanımlı insanlar, temkinlidirler. Durum alışta kendilerini yönlendirecek ana kaynakların gücü, medeniyet sürecindeki büyük düşünürlerin eserleri olan düşünce ve siyasa adamlarının varlığı yeterlidir. En olmadık bir zamanda asıl ruhuyla beliriyorlar ve kendi akarlarını buluyorlar. Batı düşüncesinin temellerinde olanlar yeterli ve sağlıklı olmadığından kendi içinde sürekli olarak izm ler üretiyorlar. Sadece izm ler değil türlü sapkınlıklara yol verebiliyorlar.

Bilinçli ve salih bir bakış Müslümanlar için yeterli bir durum. Batılıları ve Batı ruhluları da şaşırtan da budur. Müslümanlar kendi aralarında iç olgunluklarını sürdürürler, bu da bir yenilenmedir. Bu, insanların iç yenilenmelerini de sağlar. İbadet bilinci ve duygusu yenilenmesi sabah namazı ve namazla birlikte hayata başlama bilinci insanın sürekli yenilenmesi için yeter bir nedendir. İnsanımız için en canlı olduğu dönem budur. Bu, sadece namaz kılma olayı değildir, onun ötesinde bir durum söz konusu. Rızık kapılarının sabah tanıyla birlikte açıldığı düşüncesi İslãm milletinde bir bilinçtir. Müslümanların kendilerini yenilme donandırma gücü sabah namazıyla olduğu duygusu yeniden sağlanırsa bu gücün önünde hiçbir güç duramaz. Müslümanların hayatını sulandırma girişimleri böylesi durumlarda boşa çıkar.

Bir milletin kendisini ortaya koyması ve gerçek ruhunu göstermesi bakımından Çağlayan daki "Peygamber e Sevgi" mitinginde gördük ve yaşadık. Bu, bilinç ve duygu patlamasının bir yansımasıdır. Olması gereken gerçekleşmiş. İnsanların gözyaşları, duyguları ve sevgileri orada belirmiştir. Bu beliriş bütün yönleriyle kendisini yaşatmıştır. İnsanlar Peygamberimiz Efendimizi görmüş gibiydiler orada. Bu duygu selini bir başka yerde görmek olası değildir. Hıristiyanların ve hele materyalist ruhluların hiç yaşayamayacakları duygulardır bunlar. Aradaki fark da buradan ileri gelmekte.

Müslümanların kendilerini yenileme gücü beslenme kaynaklarının gücünden ileri geliyor.

Müslüman bilinci bu sıralarda yeni dikkatler gerektiriyor. Karanlık ruhların üzerine abandığı bu zamanda, en duyarlı ve zayıf noktaları yakalamaya bakıyor. Bir karikatür olayının yaşattığı duygu, Müslümanların bilinç ve duygularını yeterince yansıtmış bulunuyor. Bunun ötesinde o karanlık ve kirli el yeniden devreye giriyor. Irak ta en olmadık yerlere bomba koyan eller, kardeşleri birbirine düşürme ve kırdırması dikkat gerektiriyor. Bundan sonrası daha önemlidir. Hem Diyarbakır hem İstanbul Çağlayan mitingleri tarihin yeni bir dönemidir. Bu dönüm noktası bütün hesapları ters yüz etmiştir. Bu sürecin en önemli yanı da budur. Ortadoğu üzerinde hesabı olanların niyetlerinin ters yüz olduğu bir dönüm noktası. İslâm bilincini ve müslüman duygusunu köreltmeyi düşününenlere verilmiş en iyi cevap.

Kapılar yeniden aralanmış, rahmetin rızık kapılarından nasiplenmek isteyenler, gönüllerini ve ruhlarını ona açmış, onun sınırsız sevgisinden ve merhametinden nasipdar olmuşlardır. Sevgililer sevgilisinin ruhaniyetinin ve onun sancağının altında buluşmuşlar. Hiç bir gücün gerçekleştiremeyeceği bir şeyi gerçekleştirmişlerdir. Bu, sadece o alanı dolduran insanlarca değil, televizyonların başına geçerek, duygularıyla kendilerinden geçen milyonlarca müminin buluştuğu bir an olmuştur Çağlayan Mitingi.

Irak ı kan gölüne çevirenler ve kardeşleri birbirine düşürenlerin hesabı farklıdır. Irak ta yüzyıllara ait bir kültür tarihi yok edilmiş, yüzbinlerce insan öldürülmüş. En hazin olanı da Efendimizin sevgi akımının ve ruhaniyetinin kanla gölgelenmesidir. Bu olanlar, bir rastlantı değildir. Sabahın rızık kapılarını bilinçle aralayanlarda olduğu gibi, yeniden bilinç ve duygularımızı, sevgimizi buluşturma, güçlendirme sorumluluğumuz bulunuyor.