Cumhurbaşkanından, Başbakanına ve bakanlarına kadar
herkes Yeni Türkiye den bahsediyor. Hem de tüm konuşmalar ABD ile oluşturulacak
koalisyonla ilgili tezkerenin Meclis e sunulduğu günlere rastlıyor. Elbette
Yeni bir Türkiye derken herkes içini kendine göre dolduracaktır. Çünkü yeni bir
Türkiye için yeni bir dünyaya da ihtiyaç vardır. Yasama yılının açılışında
konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni bir siyasetin kaçınılmaz olduğuna vurgu
yaparak, Yeni Türkiye yeni anayasa derken sanıyorum sadece iç politikayı
değil dış politikayı da işaret ediyordu. Çünkü; günümüzde iç politika ile dış
politikayı birbirinden ayırmak mümkün değil. Ancak, isteyerek ya da istemeyerek
çevremizde yaşanan olayların tetikleyicisi durumunda olan ABD ile bir
koalisyona razı olunurken yeni bir siyaset ya da yeni bir Türkiye den bahsetmek
bir çelişki oluşturmaz mı Yine, aynı günlerde gazetelerin manşetini NATO nun
yeni Genel Sekreteri nin, NATO, IŞİD den bir saldırı olursa ortak savunma
ilkesini devreye sokarız. IŞİD e karşılığı NATO verir sözleri oluşturuyorsa
belli ki dış politikada bir değişme ve yenilenme söz konusu olmayacak.
Bu arada Türkiye nin AB stratejisini açıklayan AB Bakanı
ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır Brüksel de bir dizi temaslarda
bulunduktan sonra Türkiye nin AB hedeflerini tekrarladığı açıklamasında Yeni
Türkiye nin hedefi yeniden AB diyerek Türkiye nin NATO dan başka AB ile de
ilişkilerinde bir değişimin söz konusu olmadığını, hâlâ AB üyeliğinin öncelikli
hedeflerimiz arasında olduğunu söylüyorsa belli ki yeni Türkiye ve yeni siyaset
söylemden öte geçmeyecek.
Tüm bunların ötesinde bölgemizdeki tüm cinayetlerin ve
karmaşanın birinci dereceden sorumluları ile birlikte hareket etmek gibi bir
dayatmaya hayır diyemiyorsak yenilik sadece lafta kalacak insanımızda bir
şeyler oluyor sanacak.
Kaldı ki, artık PKK gibi ABD tarafından doğrudan
oluşturulmuş bir örgüt olmasa bile IŞİD e başlangıçta bu gün kökünü kazımak
için harekete geçmiş görünen ABD ve yandaşlarının uzun süre bu örgüte destek
verdiklerini bilmeyen yok. Zaten, Obama nın, IŞİD tehlikesini hafife almışız
sözleri de bunu gösteriyor.
Kısacası, ülkeyi yönetenler düşmanlarla bile bile aynı
çuvala girmeye kendilerini mecbur hissediyorlar. Böyle olunca da ilk önce yeni
bir dünyaya ihtiyaç var. Bunu da Türkiye nin tek başına gerçekleştirmesi zor
görünüyor. Ancak imkânsız olmadığı da ortada. Bunun için ısrarcı olmak
mecburiyeti var.
ABD Başkanı Obama Gülen in sınır dışı ya da Türkiye ye
teslim edilmesi talebi cevapsız bırakmış, konu iki ülke istihbarat örgütlerine
havale edilmiş durumda Bu karardan bir şey çıkar mı Şahsen sanmıyorum. ABD ve
yandaşları Türkiye nin taleplerini karşılıksız bırakırken kendi taleplerini bir
yolunu bulup hayata geçirtiyor. Suriye de olaylar başladığında sınırımıza
yerleştirilmek istenen ABD nin Patriot savunma sistemine Türkiye hayır deyince
aynı sisteminin NATO adı altında kurulması gibi. Bu şartlarda yeni bir
siyasetten söz etmenin de anlamı kalmıyor.