NATO ve Rusya arasındaki gerilim her geçen gün daha da

tırmanıyor. İşin vahim tarafı, bu yükselen tansiyonun Soğuk Savaş dönemine göre

daha kontrolsüz bir görünüm arz etmesi. Soğuk Savaş ın kendi iç dinamiklerinin

beraberinde getirdiği bir takım mekanizmaların, sağduyu ve soğukkanlılığın

yerini kontrol dışılıkla özdeş reflekslere bırakmaya başlamış olması, dünyanın

geleceği adına bizleri karamsar bir düşünceye itiyor. Buna insanlığın kıyameti

anlamına gelen nükleer bir savaş boyutu da dâhil.

ABD nin NATO üzerinden Rusya yı balkanlaştırma gibi bir

misyonu üstlendiğini her tavrıyla ortaya koyan Moskova nın böylesi bir

olasılığa karşı elindeki bütün araçları seferber edeceğini açıklamış olması ve

bu kapsamda yakın çevresinde yürüttüğü karşı ve ön alıcı operasyonlar bunun en

somut göstergesi.

Soğuk Savaşın simge isimlerinden biri olan ve Sovyetleri

çöküşe götüren eski SSCB lideri Gorbaçov üzerinden dünyanın Soğuk Savaş a

çoktan girdiği mesajını veren Moskova, sıcak bir savaşın kapıda olduğunu ve

Rusya nın buna göre hazırlıklarını yaptığını da orduya Savaşa hazır ol

şeklindeki son talimatıyla vermiş durumda. Rusya nın Dönüşü!

Dolayısıyla, düne kadar Rusya nın sorunu olan Batı kendi

elleriyle yanı başında kaba gücü uygulamaktan çekinmeyecek olan bir devin

dünya siyasetine dönüşünü hızlandırmış vaziyette. Burada hızlandırmış

kelimesi oldukça kilit bir öneme sahip! Daha somut bir şekilde ifade etmek

gerekirse, NATO nun sistematik bir şekilde ön plana çıkardığı bir Rusya

tehdidi söz konusu ve öyle görünüyor ki burada asıl oyuna gelen de Moskova. En

azından mevcut göstergeler şimdilik buna işaret ediyor. Rusya, beklemediği bir

anda kendisini oyunun içerisinde bulmuş durumda. Bunun anlamı çok açık: Oyunda

inisiyatif kaybı! Diğer taraftan, Batı nın hesap etmediği olasılık ise

Rusya nın nükleer savaş kartını çekme durumu idi. Krizin en sonunda çekilecek

kartı en başında çekti. Üstelik bu krizde Rusya yalnız da değil. Çin ile

birlikte dünyayı çok kutuplu bir yapıya kavuşturacakları mesajını son olarak

Karadeniz-Akdeniz hattında veriyorlar. Dolayısıyla düşünme sırası şimdi

Batı da.

Batı nın Rusya Sorunu

Gürcistan ve Ukrayna-Kırım krizlerinde ortaya koyduğu

kararlılık gösterisi ve NATO yakın çevresinde gerçekleştirdiği kapalı ani

tatbikatlar Rusya nın hiç de şakasının olmadığını gösteriyor. Son olarak,

İkinci Dünya Savaşı nın sona erişinin 70. yıldönümünü tam bir gövde gösterisine

dönüştüren Rusya, tanklar üzerinden tekrar Avrupa ya yönelebileceği mesajını da

vermiş durumda. Kremlin in verdiği bu mesajların Brüksel ve Washington da

beklenen tepki ve endişeyi bir arada ortaya koyduğu aşikâr. Batının iki önemli

başkenti artık Rusya konusunda eskisi kadar emin değil.  Nitekim düne kadar AP de Rusya nın doğrudan

bir tehdit olmadığını savunan NATO, bu ülkeyi küresel ve kalıcı bir tehdit

olarak ilan etti. Rusya Dışişleri Bakanı ile görüşen NATO Genel Sekreteri

Stoltenberg, Lavrov dan NATO ve Rusya arasındaki askeri iletişim kanallarının

açık tutulmasını istedi.

Stoltenberg in gerekçesi çok dikkat çekiciydi: Bu

hatlar, daha öngörülebilirliğe ve yanlış anlamaların giderilmesine katkı

yapıyor.

İleri Karakol dan Öncü Birlik e...

Rusya nın aynı zamanda caydırıcılık boyutunun da ön plana

çıktığı bu krizlerde Almanya ve Çin in dışında iki devletin oynayacağı rol de

büyük bir önem kazanmış durumda: Türkiye ve İran. Bu ülke üzerinde oynanan son

oyunu hep birlikte takip ediyoruz. Ama bizim açımızdan esas önemli olan kendi

ülkemiz.

Rusya-Batı arasındaki kriz her geçen gün Türkiye yi bir

tercih e itiyor. Türkiye nin içinde bulunduğu zor durum ise, sağlı sollu

baskıların artmasına neden oluyor. Bunun etkilerine çok boyutlu olarak hep

birlikte şahit oluyoruz. Eski ve yeni Türkiye bağlamında yaşanan tartışmaları

bu süreçten bağımsız düşünmek elbette mümkün olmayacaktır.

Nitekim birçok kesim tarafından dile getirilen Bağımsız

Türkiye ve Yeni Kurtuluş Savaşı söylemlerinin temelinde de bu gerçeklik

yatıyor gibi ve burada 1952 oldukça önemli bir tarih olarak karşımıza çıkıyor.

Bu hususu ele almaya devam edeceğiz.