Türkiye’de medya zihniyeti, insanları biçimlemek, dönüştürmek, ajite etmek, zihinleri bulandırarak oluşan kaos ortamında kendi arzuladığı dünya görüşünü kitlelere dayatmak felsefesiyle kurgulanmıştır. Oluşturulan puslu ve sisli havayı, çarpıtılmış ve eğilip bükülmüş “laiklik, çağdaşlık” algıları etrafında dönüştüren medya baronları, sütre gerisinde ise kendi rant hortumlarını döşemek, tuttukları köşe başlarında menfaat sarayları oluşturmak için sürekli hesap kitap yaparlar. Hakkaniyetli ve adaletli bir medya dili, şimdiye kadar oluşturulmamıştır. Çünkü medya baronlarının menfaat hesapları böyle bir dilin oluşturulması yönündeki her şeyi altüst edecek şekilde oluşturulmuştur.
Geçtiğimiz sene TV5 ekranlarında katıldığımız Demirhan Kadıoğlu’nun sunduğu Medya Mahallesi programında öncelikle bu medya dilinin yeniden oluşturulmasıyla ilgili aciliyeti ifade etmiştik. Elindeki medya gücünü bir silah gibi kullanan ve fildişi kulelerinde, topluma nizamat vermeye çalışanlar, Cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığımız demokrasinin akamete uğratıldığı dönemlerde, hep güçlünün ve militarist iradenin yanında saf tutmuşlar, toplumun lehine hiçbir icraata imza atmamışlardı. İşin tuhaf boyutu, yaptıklarını da “Demokrasiyi koruyup kollamak” yalanı üzerine bina ettikleri bir yayın felsefesini, topluma yedirmeye çalışmışlardı.
Her akşam televizyon ekranlarında izlediğimiz haberler, tartışmalar, diziler, yarışma programları bu toplumun hangi yarasına merhem oluyor Yalancı bir dünyayı bizlere pazarlayan, birilerinin para kazanması için kuşak kuşak reklamlarla donatılan diziler, bizim hangi ihtiyacımızı karşılıyor
Ne diyordu Üstad Necip Fazıl Kısakürek:
“Bu nasıl bir dünya, hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamânı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim”
Bütün bir insanlığı yalana teslim eden medya zihniyeti, sürekli iktidarı arkalayan, gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyen medya baronları, toplumun genetik kodlarına müdahale ederek aslında bizleri “Harikalar Diyarı” masallarıyla avutarak geleceğimizi çalıyorlar.
Yeni bir medya dili bekliyoruz… Hakkaniyetli, adaletli, hakkı hukuku ortaya koyan, gerçeklerin üzerini örtmeyen, toplumun ufkunu karartmayan, demokrasinin ve hürriyetlerin tüm yönleriyle yaşanabildiği, birilerinin ağzımıza bir parmak bal çalarak deveyi hamutuyla götürmediği yeni bir sistem ve yeni bir medya dili.
Sadece biz değil, dünyayı menfaat hesaplarıyla kurgulayan, medeniyet perspektifimizi heder eden tüm medya baronlarının, küresel eşkıyaların da tüm foyalarını ortaya dökecek, yeni bir medya diline ihtiyacımız var.
Bu dili oluşturabilmek için öncelikle, bizleri bu yalan dünyaya mahkûm eden medyayı bir şekilde protesto etmemiz gerekiyor. Bizleri oluşturdukları sanal dünyanın içinde hapseden, zihinlerimizi dönüştüren, beyinlerimizi iğdiş eden, yaptıkları spekülatif yayınlarla hayatımızı karartmaya ant içen, tarafsız olduklarını iddia edip, attıkları her adımla birilerinin yaptıkları düzenbazlıklara rıza üretenlere hadlerini bildirmemiz gerekiyor.
Bu düzenbazların, reyting bataklığına düşmeyeceğiz… Tiraj rakamlarında bir nokta olmayacağız. Dimdik durarak, hem kişiliğimize, hem geleceğimize sahip çıkacağız.