Günlerdir yurtdışından arayanların ortak sorusu,
Davutoğlu neden görevden alındı Diğer muhataplarından doğru bir cevap alamadıklarından, bir de bizden
duymak istiyorlar. En ikna edici düşündükleri cevap ise işin içinde duygusal
meseleler var!
Göz göre göre ülkenin seçilmiş Başbakan ın üstü bir anda
çizildi. Davutoğlu nun günah defteri ne kadar kabarık olsa dahi bir Başbakan a
bunların reva görülmesi çok yazık.
Binali Yıldırım, Şemsettin Günaltay ve Yıldırım
Akbulut tan sonra üçüncü Erzincanlı başbakan olacak. Aleni bir şekilde düşük
profilli yaftasıyla koltuğa oturmak nasıl bir duygu bilmiyoruz.
Kongrede yeni genel başkan konuşurken salonun boşalması
herhalde boşuna değildi. Heyecan düzeyinin gayet düşük olduğu salonda niçin
kongre yapıldığını bilmeyen, kafasında soru işareti olan partililerin
yüzlerinde buruk bir tebessüm vardı.
Yandaş havuz medyası bile kongre akşamı, CHP Genel
Başkanı nın birkaç gün önce yapmış olduğu bir konuşmayı derinlemesine
irdeliyordu. Şunu mu kast etti, şöyle mi demek istedi Konuşacak bir şey
kalmayınca, işi tarihe dökerek 1950 lerde yapılan CHP Büyük Kongresinde neler
vaat edildi Neler yapıldı Bunları incelediler. Çünkü AK Parti kongresiyle
ilgili konuşmaya değecek bir şey yoktu.
Kongre günü, gün boyu süren canlı yayınlarda ekranda boy
gösteren iktidar partisi yetkililerinden acaba dişe dokunur bir şey duyabilecek
miyim diye kanallar arası mekik dokudum.
Ekrana çıkan AK Parti yönetici kadroları trol ve
troliçelerin hepsinin ağzından çıkan tek bir ortak cümle vardı: Başkanlık
sistemi lazımdır, zorunludur, olmazsa olmazdır, tek çıkış yoludur, kurtuluş
adresidir. Başka bir cümle sarf etmediler. Hani eskiden her resmi konuşmada
Atatürk e atıf yapma zorunluluğu hissedilirdi. Okullarda matematikte Atatürk,
din kültüründe Atatürk, müzikte Atatürk vs. her yerde bir şekilde yer alırdı.
Şimdi üslup aynı, sadece isim değişti.
Kongrede kocaman
kocaman adamlar Cumhurbaşkanı Erdoğan ın telgrafı okunurken hepsi ayağa kalkıp
hazır ol vaziyette el pençe divan hizaya geçtiler. Çok da alay konusu oldular.
Ama hiç birisi
Davutoğlu neden görevden alınıyor d(iy)emedi. Ülkeyi tanımayan birisi gelip TV leri
seyretse, başkanlık adlı bir canavarın türediğini bununla nasıl baş
edileceğini konuşuyorlar sanırdı. Ya da ülkenin işgal altında olduğu tek
kurtarıcının ise başkanlık olduğuna dair izlenim elde ederlerdi. Anlayamadığım
bir şey de tribünlerde vilayetlerden gelenlerin bayrakları, il isimleri yazan
atkılar, pankartlar vardı. Gaziantep i Malatya yı Adana yı anlarım da peki ya
Şırnak Şırnak ta hem taş üstüne taş kalmadı hem de sokağa çıkma yasağı var.
Acaba bunlar evi yıkılıp da başkasının yanında kalan mülteci konumundaki
Şırnaklılar mı Yoksa yazılan pankartlar rast gele salona gelenlerin eline mi
tutuşturulmuştu
Dikkatimi çeken bir başka husus da bu kongrede sakallı ve
cübbelilerin az oluşuydu. Bu kardeşlerimiz ya bu defa fazla ilgi göstermediler
ya da ön saflarda görünsün istenmediler.
Kaptan köşkünden atlayıp gemisini terk edenlerin hazin
sonu da bir başka alay konusu. Vazifenizi yaptınız artık size gerek kalmadı
denilerek genel başkanlık hayalleri yıkılırken MKYK ya bile alınmadılar.
Halk arasında
deyim vardır, satanı satarlar. Bunlar eninde sonunda bize de aynısı yaparlar
diye korktular anlaşılan.
Kongrede yeni seçilen MKYK şunu ortaya koydu, düşük
profil arayışı sadece genel başkanlığa mahsus bir durum değilmiş.
Listede bayanlara daha çok yer verilmesi herhalde tesadüf
değil. Problem çıkartacak, fikir beyan edecek aykırı ses çıkaracak isimler yer
bulamadı.
Başkanlık sistemine geçilir mi bilemeyiz ama artık
Türkiye de fiilen üçlü başbakanlık sistemi var. Siyasi işlerden sorumlu
başbakan, teknik işlerden sorumlu başbakan ve mali işlerden sorumlu başbakan.
Kimler mi Birincisi eşi benzeri olmayan, ülkenin tek
adamı olmak isteyen siyasi başbakan, evvel ahir, karar mercii.
İkincisi fiilen o koltukta oturan teknik işlerden sorumlu
başbakan. Görevi, yol, köprü vs. yapılacaksa mühendislik hesaplarını yapmak ve
işi takip etmek.
Üçüncüsünün görevi de köprünün geçeceği yollardaki
arsaların hesabını yapmak olacak muhtemelen.
Bakanlar
Kurulunun durumunu ise sonraki yazımızda değerlendirelim.