Suudi Arabistan öncülüğünde oluşan koalisyon Yemen e hava

harekâtı başlattı. Gündemlerinde kara savaşı da var. Mısır diktatörü darbeci

Sisi nin koalisyonda yer alması az da olsa kafaları karıştırdı; bu durum

İsrail, ABD ve AB işin neresinde sorularını akıllara getiriyor!

İran ve Suudi Arabistan ı konumlandırmadan, derin

tahlillere dalmadan, oldukça sathi bir tespit yapalım: Bu bir iç savaştır.

Müslümanların birbirleriyle savaşı... Bu savaşa taraf olmak değil, savaşı

durdurmak için çaba göstermek gerekir. İnsani olan budur, İslami duruş bunu

gerektirir. Eğer bu savaş durdurulamaz ise, Allah korusun, bölge cayır cayır

yanar. Hepimiz kaybederiz; acımasız silah tüccarları dışında savaşın kazananı

olmaz. Yemen de tutuşturulan ateş kısa sürede Irak, Suriye ve diğer İslam

ülkelerine de sıçrar; sadece Yemen le sınırlı kalmaz, bütün bir İslam

coğrafyasını etkisi altına alır. İslam âlemi belki 100 yıl belini doğrultamaz.

Geçtiğimiz asırda; Osmanlı nın tasfiye edilmesi ve yerine

kabile devletlerinin kurulması hangi amaçla ve kimlerin eliyle sağlandı ise,

gene aynı güçler benzer karanlık emellerini devreye soktular. Aralarında küçük

bir fark var: Şimdilik kendileri arka planda kalmayı tercih etmiş görünüyorlar.

Oluşan koalisyon, -gerekçesi ne olursa olsun- onlara vekâleten kuruldu ve büyük

savaşların fitilini ateşledi. Şu ana kadar hiç kendi başlarına hareket etmemiş

olan bu ülkelerin birden bire böylesi bir harekâtı planlayıp uygulamaya

koyabilecekleri düşünülemez. Ayrıca, Batılı dostlarının n oluyor orda

dememesini de normal karşılamamak gerekir. Yeni Dünya Düzeni , Büyük Ortadoğu

Projesi gibi süslü kelimelerle bezenmiş hain planlar bütün vahşetiyle

ilerlemeye devam ediyor.

BOP planı devreye sokulduğunda, Tunus ta başlayan

olaylara Arap Baharı denilmişti. Kulağa hoş gelen bir başlık değil mi

Dönemin Türkiye Başbakanı nın BOP un eş başkanı olması, bu sinsi plana hayırlı

bir iş süsü veriyordu. Aklı başında olduğu zannedilen birçok kişi; siyasetçi,

yorumcu, yazar-çizer olanlara çılgınca alkış tutmuş, aleni destek olmuştu. Bu

acımasız planların farkında olup karşı çıkanlara verecek cevapları hazırdı:

Görmüyor musunuz! Mısır da İhvan-ı Müslimin iktidara geldi. Tunus ta da Raşid

Gannuşi nin EN-NAHDA partisi hükümeti kurdu. Bu ve benzeri boş sözler sarf

ediyorlardı. Onların Arap Baharı diye adlandırdıkları kasırga, o vakitlerde

Tunus, Libya, Mısır gibi ülkelerde diktatörlerin sonunu getirmişti. Yemen,

Bahreyn, Cezayir gibi devletlerde ise Batı yanlısı düzenleri sarsmaya devam

ediyordu. Aradan dört yıl geçti. Şimdi bir kez daha kafamızı çevirelim ve bu

coğrafyaya bakalım, işin sonu nereye vardı Mısır da yönetim zorla

değiştirildi; seçilmiş cumhurbaşkanı tutuklandı, yerine darbeci general

getirildi. Haksızlığa direnip meydanlara çıkanların üzerlerine yağmur gibi

kurşun yağdırıldı. Tunus ta da değişiklikler oldu. Yemen yanıyor; -Suudi

Arabistan dâhil- birçok ülke bölünmenin eşiğine geldi. Tam da bu noktada sormak

lazım: Bu yaşananlar gerçekte Arap Baharı mı Arap kışı mı, ne dersiniz

Şu acı tabloya bir bakın lütfen; Müslüman coğrafyada

Rusya ve Çin in bir tarafı ABD ve AB nin diğer tarafı desteklediği, şimdilik

kamuflajlı duran kirli ve kanlı ittifaklar kurulmuş. Bilindiği gibi Batılılar,

kendi iç ihtilafları yüzünden geçmişte büyük acılar yaşamışlardı. Aralarında 30

yıl ve daha uzun süren savaşlar oldu. Kanlı hesaplaşmaların sonunun olmadığını

gördüler ve çareyi bir araya gelmede buldular. İhtilaflı konuları bir tarafa

ittiler, kardeşliği ve dostluğu ön plana çıkardılar. Aralarındaki derin

ihtilafların üzerini örttüler. Bu sayede tek devlet oldular, büyüdüler,

devleştiler... Müslümanların bu yaşananlardan büyük dersler çıkarması gerekir.

Yemen de tutuşturulan ateş daha fazla büyümeden, etrafa

yayılmadan bir an önce söndürülmeli; ihtilaflı konular kapatılıp İslam

Birliği nin yolu açılmalıdır.