Serengeti’de kuraklık bastırıp sular çekilince antiloplar kurumuş dere yataklarına inmek zorunda kalırlar. Ve her ne hikmetse bir dişi aslan çetesi orada pusu kurmuş, onları bekliyor olur. Devlet görevine getirilmeksizin çeteleşmeyi becerebilen bu dişi aslanlar, erkek aslanlar ve tüm diğer hayvanlar tarafından hiç sevilmemiş gibi hissederler. Kısa süre sonra kanın gövdeyi götüreceği vahşi sahnelerin sebebi iş bu sevgisizlik olsa gerektir! Ya da her şey başka türlü olur; sonuçta bahsi geçen mahlukatın hepsi hayvandır.
Herhangi bir devletin gölgesinde yeşillenen, sonra havaların ansızın ısınmasıyla çarçabuk sararan, sonbahar gelmeden solan insanlık, farklılığını cümle aleme ispatlama çabasıyla devinip durur. Çoğunluk atalarından gördüklerini, azınlık ise ağalarından gördüklerini tatbik edip ömür çürütür. Ömür, ille de mukadder olan ölümü beklemez, henüz insanın üstündeyken çürümeye yüz tutar. Tüm umursamazlıklar ve dahi farklılıklar, bu zamansız kokuşmaya umulmadık derecede katkı sağlar. Yahut bilerek, isteyerek, bildirilerek ve istetilerek baştan yanlış yapılır. Çocuktur büyütülür, gençtir yetiştirilir, insandır kandırılır!
Genç dediğin güneş gören topraklarda yetişir. Tercihen sulak, bereketli, mümbit araziler türün habitatını oluşturur. Verimlilik için organik yahut inorganik gübre gerekmese de yetiştirilecek olanın ayağına bulaşması neredeyse kaçınılmazdır. İş bu bulaşıcı gübreler ille de kimyasal içerikli değil, çoğunlukla doğaldır. Genci önce gübreden korumak gerekir. Aslında gübreler azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kükürt, demir, mangan, bakır, çinko, bor ve bazı hallerde de molibden gibi elementler içerir ve tüm bunlar yetiştirilmesi amaçlanan gencin dibine döküldüğünde yahut ayağına bulaştığında tür için yakıcı olur. Zira zaten mayasında mevcuttur ve yetiştirmek için element takviyesinde bulunmak akıl karı görünmez. Onu bol bol gün ışığına çıkarmak, uygun ortamda ve zamanda fotosentez yapmasını sağlamak, yiyeceğini suyunu eksik etmemek gerekir.
Ortamın doğal olması fena halde önemlidir. Yapay ortam adı üstünde sonradan oluşturulmuştur, insan eliyle geliştirilmiştir. İnsanın teşne olduğu her ortam için bozukluk teşhisi konmalıdır. Ve yetiştirme aşamasında genç, ortamlardan uzak tutulmalıdır. Ayrık otlarından, börtü böcekten, had hudut bilmez kemirgenlerden korunmalıdır. Hem yapay ortamlarda hormonlu büyüme söz konusudur ve çoğu zaman organizmanın genetiğiyle de oynanmış olur. Nasıl bir genetikten zuhur ettiği mühim değildir ama sahip olduğu genetikle oynanmaması, değişikliğe uğramaması önemlidir! O halde profesyonel genç yetiştiriciliğinde orijinalin korunması, doğallığın sağlanması, katkı maddelerine başvurulmaması önceliklidir.
Toptan yetiştirilebileceği gibi perakende yani münferit olarak da yetiştirilmesi mümkündür. Elbette sakalları, ruhları ve mideleri kadar karışık olmayan ulu hocalarca bu yetiştirme bağlamında toptancılık tercih edilir. Devasa binalardan müteşekkil seralar; yurtlar, kurslar, bilmem kaçıncı el eşya deposu evler uygulama açısından elverişlidir. Tam da bu seralarda önce hedefe konulan ve bolca sözü edilebilen özgürlükten kısmak, kısıtlamak suretiyle gençler sakinleştirilir, ehlileştirilir ve daha bir sürü şey… Böylece bir otoriteye boyun eğmek, söz dinlemek, itaat etmek, etmiyorsa zorla boyun eğdirmek suretiyle küçük dağların yaratıcılarının yaptığı yasalara kayıtsız şartsız uymaya hazırlanır. Örneğin devletin baba olduğu iyice belletilir. Bu ender bilgi adam akıllı mutlaklaştırılır. Ama babalık sıfatı dışında fonksiyonel olarak ne ifade ettiği, ne olduğu, hangi anlamları karşıladığı akla bile getirilmez. Kutsal olduğu belletilen, kutsanan yahut kutsallaştırılan unsurların haddi hududu yoktur. Sırasında ölüm metotları bile kutsaldır da yaşamın kutsallığına dair tek cümle sarf edilmez. Öyle ki insan yaşamı, hayat hakkını kendinde görenler için gayet kullanışlıdır. Standart patron – işçi terkibinde olduğu gibi emekçinin daha çok çalışması patronun daha çok kazanabilmesine vesile olur. Dolayısıyla gencin bütün gayreti el üstünde tutulması ve asla oradan indirilmemesi gereken yetiştiricilerinin başarısı olarak karşılık bulur. Efendim ne kadar ibadet o kadar sevap demektir. Özellikle sakalından adeta profesyonellik fışkıran, takkesinden çiçekler dökülen yetiştiriciler için… Nitekim yatırımı yerinde yapan hasılatı da toplar.
Kişilere ve kurumlara dair tüm beklentileri ortadan kaldırmak gerekir. İyiliğini istediğin insanların bir onayını bile ummadan. Bir gün her birinin en olmadık yerde, en müşkül durumda sırtını dönüp gideceğini bile bile… Yaşamak kadar yaşatmak gerekir.