Sizlerden g Nüfus yoğunluğumuz dikkate alındığında oranı
oldukça yükselmeye başlayan panik atağı bilirsiniz. Hatta panik atağı tanımayan
yoktur sanırım.
Genel anlamda kalp krizi geçirmek suretiyle öleceğini
zannetme durumu olarak tanınır günlük hayatta. Panik ataklı kişi yoğun ölüm
korkusu nöbetleriyle ciddi sıkıntı çeker. Tabii kişiyi yoran sadece ölüm
korkusu olmayıp, tüm bedene yayılmış birbirini takip eden sorunlar zinciridir.
Tanımayanlar için panik atak neydi hızlı bir hatırlatma
yapayım. Dışarıdan bakıldığında Aman canım o kadar da abartılacak bir şey
değilmiş! dedirtebiliyor ama siz gelin de bunları çekene sorun!
Genellikle bayanlarda, son yıllarda erkeklerde de bol bol
rastlıyoruz. Rahatsızlığın başlama yaşı her ne kadar değişken olsa da ergenlik
döneminde başladığı veya otuzlu yaşlarda bile ilk başlangıç yaşandığı bilinen
bir gerçek.
Panik atak, ani olarak, beklenmedik bir anda ortaya çıkan
ve rahatsız edici semptomlarla kendisini gösteren bir rahatsızlıktır.
Peki nedir bu semptomlar
* Çarpıntı: Günün
hangi saatinde geleceği belli olmayan kalp çarpıntısıdır. Çoğunlukla gece
uykudan uyartan veya akşam üstü saatlerde gelen bir durumdur. Hastalığın
ilerleme derecesine göre kişiyi rahatsız eder. Haftada bir gelen çarpıntılar
olabileceği gibi, gün içinde birkaç kez gelen çarpıntılar da olabilir. Yoğun
çarpıntı kişide kalp krizi geçireceği endişesi uyandırır. Bu anlamda kaygı
gelişince çarpıntı artar, çarpıntı arttıkça göğüs daralır, derken sarmal bir döngü
oluşur. Kişi bir noktadan sonra ciddi şekilde dehşet duygularına kapılır.
* Göğüs ağrısı
veya göğüste sıkıntı hissi: Kalp çarpıntısına eşlik eden bu durum, terapilerde
en çok karşılaştığımız şikayetlerden birisi. Beyin göğse ve orada oluşan
gerginliğe odaklanır. Hatta Sanki kocaman bir baskı var hisse uyandırır.
* Nefes darlığı,
boğulacakmış gibi olma: Kalp hızlı hızlı artmaya başlayınca doğal olarak ortaya
çıkan nefes darlığıdır bu! Ancak panik atak hastası nefes alamadığını düşünür.
Bazı hastalar, sanki ciğerlerinde sorun varmış gibi akciğer filmleri çektirir
durur. Çekilen nefesin kendisine yetmediği fikrini zihnine kazır. Daraldığı
anlarda, çok belirgin şekilde burnundan kocaman nefes çekmeye çalışır.
* Aşırı terleme,
titreme: Panik atağın en yaygın semptomlarından birisidir. Aşırı titreme,
terleme, silkinme, üşüyormuş gibi hissetme halleridir.
* Bulantı, karın
ağrısı: Panik atak kimi hastalarda mideyi tutar ve bulantı şikayetini öne
çıkarır. Yapılan tüm tahliller midede sorun olmadığını gösterse de kişi müzmin
bir bulantı şikayeti oluşturur. Yiyememe, yediğini kusma, yediklerinin mideyi
yakması şikayetleri benim için çok tanıdıktır. Her seans dinlerim bu
şikayetleri.
* Ani üşüme, ani
ürperme, ateş basması: Bedenin tepkilerine çok duyarlı hale gelen panik atak
hastası, olası en ufak değişikliği farkettiği için, bu tür rahatsızlıkları
sıklıkla dile getirir.
* Başta/beyinde
uyuşma, karıncalanma: Kaygı, korku, kendini dinleme hallerini beraberinde beyin
karıncalanması oluşturabilir. Kişi beyninde sorun olduğu duygusuna kapılır.
Kimi hastalar kalpten öleceğini zannederken, kimi hastalar da beyin
kanamasından öleceğini zanneder. Dolayısıyla en çok beyinle ilgili semptom
üretir.
* Baş dönmesi,
sersemlik hissi, düşecekmiş veya bayılacakmış gibi olma duygusu yaşanır. Kişi
zamanla tek başına sokağa çıkmaya bile korkar. Yanında kimse olmazsa bayılıp
kalacağı endişesi yaşar. Hatta ilerleyen aşamalarda evde bile yalnız kalmak
istemez. Erkekse işe gitmez, kadınsa kocası işe gitmesin ister.
* Gerçek dışılık
duyguları yani yaşadıkları gerçek mi değil mi gibi çelişkiler yaşama halidir.
Hafif tansiyon oynamasını beyin kanaması, birazcık mide bulantısını mide
kanseri zannetme gibi abartı halleridir. Hepimizde her an olabilecek durumları,
ölümle sonuçlanacak vahim olaylar olarak düşünme şeklidir.
* Benliğe
yabancılaşma: Bazı panik atak hastaları kim olduğunu tanımadığını, aynada
kendisine yabancı göründüğünü iddia etmeye başlar. Ben ben miyim, ben kimim, ne
olacak bana böyle, ben hastayım ama kimse benim hastalığımı tespit edemiyor vb
türündeki bir sürü kışkırtıcı endişe kişiyi kendine yabancılaşmış gibi
hissettirir.
* Kontrolünü
kaybedeceği ya da delireceği korkusu: Panik atak hastaları delireceği veya
kontrolünü kaybedip rezalet yaşayacağı fikrine gömülür. Delirirse neler
olacağını düşünür. Aklının gideceği korkusu içini yer bitirir.
Tipik bir panik atak dakikalarla sınırlıdır. Çoğunlukla
5-10 dakika, nadiren de 20-30 dakika, çok ender olarak da bir saat sürebilir.
Adı üzerine ataktır ve gelir. Sizi üzer, korkutur, boğar, rahatsız eder. Ve
hiçbir şey yokmuş gibi çekip gider. Uzun süren ilaç tedavileri görmenizi
gerektirebilir.
Panik atak insanı öldürmeyen; ama süründüren bir
hastalıktır!
Panik Panik atak
adı üzerinde kişide panik oluşturduğu için sanki deprem yaşıyormuşçasına
dehşet duygular uyandırır.
Panik atak nöbetlerinin ne zaman nerede geleceği belli
olmaz. Her yeni nöbet geldiğinde, hiç beklenmedik anlarda kişiyi yakaladığında
Eyvah! Ya yine gelirse korkusu yerleşir. Bu korkuların gelmesi, hastalığın
iyice yerleşmesine neden olur. Panik atak rahatsızlığı yaşayan kişi terapi
desteği almazsa, hayatla barışmayı öğrenmezse, ataklarla mücadele yolları
öğrenmezse sokağa dahi çıkamaz hale gelir. Alışveriş merkezi, pazar, sinema
gibi kalabalık yerlere giremez. Köprüden tünelden geçemez. Aşırı korkar. Bazı
hastalar arabaya bile binemez, korkudan yol mu gidiyor yoksa kalbi mi yerinden
çıkıyor bilemez. Banyoda, tuvalette bile kapalı kalacağı kaygısı yaşar.
Öleceğim, çıldıracağım, kalp krizi geçireceğim, felç olacağım, kanser olacağım
gibi konular üretmekten kişinin hayatı çekilmez bir hal alır. Hatta sadece bu
kişi değil, yakınları da gerilmeye başlar. Sürekli bu kişilere hiçbir şey olmayacağını,
içini ferah tutmasını söylerler ama işe yaramaz. İlk bölümü merak etmeyin, iyi
bir terapi süreci ile geçiyor diyerek bitirmek istiyorum. Sadece ilaçla
geçmeyen, terapi desteği ile tamamen ortadan kalkan panik atak hastalığını
Perşembe günkü yazımda anlatmaya ve çözümler önermeye devam edeceğim. Sevgiyle
kalın...