Yarışı başlatan, bize kalp ve kalıp veren, canla teni
lütfeden, taşıyacak bir ayak, yönetecek bir baş yaratan Rabbimizdir.
Bu dünyada yarışa katılmayan insan yoktur.
Yatalaklar bile talimat vererek yarışa katılırlar.
Kimi paraya, kimi şehvete, kimi şöhrete, kimi makama...
doğru koşarlar.
Batının ürettiği seri katiller listesine, Google den
baktığımızda adam öldürme yolunda koşan ve servetini bu yolda harcayanlar bile
varmış.
Altına, petrole, otoriteye, hükmetmeye doğru koşanların
başarısız serüvenleriyle dolu tarih sayfaları.
Rabbimiz ise peygamberleri aracılığıyla nereye doğru
koşulacağını haber verir:
Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği gök ile yer
genişliği gibi olan, Allah a ve peygam-berlerine iman edenlere hazırlanan,
Cennete doğru yarış yapınız. Bu, Allah ın dilediğine verdiği bir lütuftur.
Allah büyük lütuf sahibidir. (Hadid süresi ayet 21)
Rabbinizin mağfiretine ve sakınanlar için hazırlanan,
genişliği gökler ve yer kadar olan cen-nete koşuşun. (Al-i Imran süresi ayet
133)
Bu dünyada yönlerimiz ayrı olsa bile Müslüman-Kâfir,
herkesin gideceği yer belli ve ateist inkârcılar bile bu gerçeği inkâr etseler
de o son durağa gidiyorlar.
Rabbimiz bu son durakta hayatımızın iyi olması için
koşunun hedefini bize bildiriyor ve yol güzergâhını Sırat-ı Müstakim olarak
belirliyor.
Kendisini cennet yolculuğuna göre ayarlayanların bu
dünyaları da şerefli, izzetli, iffetli, huzurlu, güzel... bir hayat olur.
Rabbimiz bunu şöyle haber verir:
Erkek veya kadınlardan, kim mü min olarak salih amel
işlerse onu (dünyada) güzel bir hayatla yaşatırız ve onun (âhirette) mükâfatını
yaptıklarının en güzeliyle veririz. (Nahl süresi ayet 97)
Her gün namazımızın son oturuşunda okuduğumuz Kur an dan
bir dua olan Rabbena atina fiddinya haseneten.../Rabbimiz iki dünyamızı güzel
eyle.... duasına uyarak fiilimizle, eylemimizle de katılalım ve iki dünyamızı
güzelleştirmek için İslam yolundan ayrılmamaya dikkat edelim.
Yoksa bu dünyada şahsiyet kaybına uğrar, şerefsizlik
cehenneminde yanarız, ahirette ise Cehennem.