Millî Gazete bir dönümdür kültür ve siyasal tarihimizde. Millî Gazete’nin öncesi ve sonrası var. 

Daha önce Büyük Doğu gazetesinin iki kısa dönemi var. Birinde 15. gün CHP’li Alanyalı bir işadamı tarafından ele geçiriliyor. İkincisinde ise 187 sayı çıkabiliyor. Masonların Büyük Doğu matbaasını basması, rotatifleri kırması sonucu bir daha Büyük Doğu gazetesi çıkamıyor.

Mehmed Şevket Eygi’nin gazete çaba ve deneyimleri de kesintiye uğradı. Millî Gazete’nin çıkışı yeni bir umut oldu. İslâmî düşünce geleneğinin ilk ve kalıcı oluşu önemli. Kırk beş yıl önce çıktığı ilk günü anımsıyorum. Elâzığ’a geldiğinde nasıl bir heyecan ile karşılandı. O günden sonra da gazetem elimden hiç düşmedi. Millî Gazete’nin çıkışı ve devamlılığı önemli. 

Millî Gazete, bir okul, bir ekol. Müslümanların gazetecilik süreci Millî Gazete ile başladı. Yazarlar vardı bir bakıma. İlk yıllarında Üstat Necip Fazıl, Üstat Sezai Karakoç ve daha birçok düşünür ve yazar vardı. Ancak dizgiden teknik konulara, çalışanlara kadar hemen her şey yeniydi. Bu yenilik bir çığır oldu. Bundan sonra belli bir anlayışın dışında millî duyguların yoğun olduğu yeni bir süreç başladı.

Millî Gazete, dalgalanmalara ve etkilere kapılmadı. Gazete ve çevresi kendisini başka ellere teslim etmedi. Millî Gazete, hiçbir zaman duyguları köpürtmedi, istismar etmedi. Öfkeli, gergin ve taşkın olmadı. Ağır başlı, kendini bilen bir üslup ile hayatını sürdürdü. Belki gazetecilik anlamında çok güçlü olamadı ya da habercilik bakımından diğer medya organları kadar etkili gibi olamadı. Ama hiçbir zaman sayfalarını yabancılara teslim etmedi. Okurunun düşüncesini bulandıracak kalem sahiplerine yer vermedi. Liberalleşmedi, demokrasi vb. kavramların tuzağına düşmedi. Gazetecilik imkânlarının sınırlılığı, ajanslardan gelen bilgilerin güvenirliliğinin tartışmalı ve hatta tuzak oluşu bir dikkat nedeni.

Millî Gazete’yi beğenmeyenler gazetecilik alanında şimdi çok farklı yerdedirler. Pragmatizm / çıkarcılık ağır basıyor. Gerçekleri vermede nesnel değildirler. Muhalefet etmede yoksunlar. Doğruyu doğru, yanlışı yanlış ilkesine uyum sağlayamıyorlar. Siyasal dalgalanmalara kapılanlar sürekli bir değişim içindedirler. Bu değişim okurlarını yanıltma ve kişiliksizleştirmeye götürür.

Millî Gazete’nin kusurları ve eksikleri yoktur demiyoruz. Daha mükemmeli olabilir elbette. İmkânları olduğunca yaptıkları başarı sayılabilir.

Millî Gazete, duyguları istismar etmiyor. Gerçekleri olduğu gibi veriyor.

Millî Gazete’nin tarihinde tutarsızlıklar ve çelişkiler yoktur.

Millî Gazete için önemli olan düşüncedir.

Millî Gazete bir tezdir.

Millî Gazete’nin köklü bir geçmişi var, sağlam temellere dayanır.

Millî Gazete, geleceğin habercisidir.

Millî Gazete, emperyalizmin tuzağına düşmedi. Emperyalizmin oluşturduğu dalgalara kapılmadı. Millî Gazete, ırkçı, ulusalcı, liberal, Batıcı, doğucu, şucu ya da bucu olmadı. İslâm milletinin, ümmetinin bir sözcüsü oldu. Millilik ruhunu asla yitirmedi. Zorlukları oldu, baskılar gördü ama istikametini asla bozmadı ve teslim olmadı. Yirmi yılı aşkındır Millî Gazete’nin bir yazarıyım. Bugüne değin yazılarım sansüre hiç uğramadı. Bir tek yazım yayımlanmadı, onun gerekçesi gazete ile ilgili değil, bir ayrışma sürecinde yaşandı. Yazılarımın sadece birinde bir tek sözcüğü benden izin alınarak değiştirildi. O da ironik bir yaklaşımdı, yanlış anlaşılır kaygısı olduğu için değişimine izin verdim.

Millî Gazete, İslâm milletinin sesi, soluğu ve sözcüsüdür. Büyük idealin ve düşüncenin sözcüsüdür. Ellinci yılına beş yıl kala nice ellili yıllara diye dua ve niyazda bulunuyorum.