Çağlayan Meydanı dün tarihi günlerinden birini yaşadı. Meydana ulaşabilenlerin sayısı bir milyonu bulmuştu.  Ne var ki, meydana çıkan yol ve caddelerin tamamı kalabalıktan tıkandığı için mitinge katılmak isteyenlerin pek çoğu da çevreden izlemek durumunda kalmıştı. Bu manzara karşısında "İşte kemiyet, işte keyfiyet" dememek mümkün değildi. İnsanların bir gaye çerçevesinde bir meydana koşması Çağlayan Mitinginde yaşandı. Bu kalabalığı kalabalık olmaktan çıkartan, ona bir mana ve anlam yükleyen mitingin gayesi ve hedefiydi. O gaye Peygamber Efendimize yöneltilen hakarete karşı çıkmak, edepsizlere haddini bildirmekti. Sanıyorum bu gaye dünkü mitingle gerçekleşti. Gerek miting alanında bulunanlar gerek mitingi TV5 ekranlarından canlı olarak izleyenler muhteşem ve tarihi bir olaya şahitlik ettiler. Dileriz bu manzara birilerini uyarmaya yetmiştir.

Dünkü Çağlayan Mitinginin öncülüğünü Saadet Partisinin yapıyor olmasının ise ayrı bir önemi vardı. Zaten böylesine bir mitingi yaparsa sadece Saadet Partisi ve Millî Görüşçüler yapabilirdi ve bunu gösterdiler.

İşte bu noktada bir hususa dikkat çekmek istiyorum.. Geçtiğimiz haftalarda arka arkaya bazı gazete ve televizyonlara yansıyan anketleri hatırlatmak ve bu anketleri düzenleyen firmaların yöneticilerine bu miting vesilesiyle yaptıkları anketleri bir kez daha gözden geçirme ihtiyacı duyup duymadıklarını sormak istiyorum. Ve tabii ki yalanlarını yüzlerine adeta çarpan bu manzara karşısında bir nebze olsun utanç duyup duymadıklarını merak ediyorum.

Acaba yayınlattıkları anketi Türkiyenin neresinde yaptılar Yoksa istedikleri sonucu kendileri oturdukları yerden mi çıkardılar Çünkü, yayınladıkları anketlerde utanmasalar Saadet Partisine hiç yer vermemek gibi bir anlayış sergileyenler İstanbulda toplanan bir milyonu aşkın insanın nereden geldiğini tesbit edip bundan sonra da anket yaparken Millî Görüşçüleri onları atlayarak bile anket yaptırsalar bilsinlerki istedikleri sonucu alamayacaklardır. Çağlayan Mitingi vesilesiyle bilsinler ki yağmur yağmış boyaları akmış, gerçek yüzleri ortaya çıkıvermiştir.

Çağlayan Meydanına toplananların ortak özelliği Amerikandan değil Allahtan korkmaları ve hepsinin yüreğinin  Peygamber sevgisiyle dolu oluşuydu. İşte bu ortak inanç ve anlayıştır ki insanları bu kış gününde Türkiyenin en uzak köşelerinden İstanbula yöneltti. Bundan bu ülkede bazılarının da ders alması gerektiğini düşünüyorum. O derste, eğer bu ülkenin insanlarının tek yumruk olması, sevinçte ve tasada ortak hareket etmesi isteniyorsa bu ortak değer İslâmdır, Allah ve Peygamber sevgisidir. Toplumu Allah inancından ve Peygamber sevgisinden uzaklaştırarak, -Bunu başarmaları mümkün değildir-  bir ve bütün olarak bir arada tutmak mümkün değildir. Bu gerçeğin artık farkına varılması gerekiyor. Bu ülkede insanımızın inancı ile savaş ederek ne ileri ülkeler seviyesine çıkılabilir ne de İslâm Dünyasına öncülük yapılabilir. Çağlayan Mitingi bize göre bu gerçeği de bir kez daha görmek isteyenlere göstermiştir.

Allah(CC) yerine Amerikadan korkarak bu ülkeyi şerefli kılmak, lider ülke yapmak mümkün değildir. Olsa olsa uydu bir ülke olunur. Bir adım atmadan önce İsrail ve Amerikanın ne diyeceğini araştırarak nereye varılabilir Batılı olacağım demekle Batılı olunamayacağı gibi, Batılıların sevgisini kazanmak da mümkün değildir. Son olaylar bunu göstermedi mi ABye girip oradan gelecek özgürlük havası hayaline kapılanlar bilmelidirler ki, ABden gelecek özgürlük onlar gibi olma, onlara benzeme özgürlüğüdür. Kendi Peygamberimizi değil, onların peygamberini sevme özgürlüğüdür. Batı öylesine sakat bir zihneyete sahiptir ki, onlara göre hem Hz. Muhammed (SAV)i, hem de Hz.İsayı bile sevme hakkımız  olamaz.

Kısacası, Çağlayan Mitingi vesileyisyle Batıya bakışların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabii ki bu anketçilerin kendi kendilerini gözden geçirmeleri de şart olmuştur.