Görülüyor ki Anayasa mızda ABD de, İngiltere de, Kanada da, Almanya da, diğer medenî ve ileri ülkelerde olduğu gibi: İnanç hürriyeti, ibadet hürriyeti, çocuklarına dinî eğitim verebilmek hürriyeti, dinî dernek kurma hakkı, inançlarına göre bir hayat sürebilmek hakkı, Müslümanların, İslâmî kimliklerini koruyabilmek, onu ayakta tutabilmek, güçlendirmek hürriyeti v.s. geniş bir din hürriyeti vardır

Dinin emirlerine bağlı olan bir vatandaş, başını örtmenin ALLAH ın emri olduğuna inanıyor ve bu vicdanî inanç ve kanaati istikametinde, Anayasanın da yukarıdaki hükümlerine dayanarak, başını örtmek istiyor. Hukuk devletinden beklenen, bilhassa Anayasanın ilgili maddesi doğrultusunda, bu isteğe saygı duyması ve gereken kolaylığı sağlamasıdır.

Din, inanç, vicdan, düşünce hürriyeti kuru laftan ve edebiyattan ibaret değildir. İnananlar, inandıkları gibi yaşayabilmek, hayatlarını din ve inançlarına göre tanzim edebilmek hakkına sahiptirler. Mini etek, mayo giymek bir kısım kadınların hakkı ise; Müslüman kadınların ve kızların da başlarını örtmeye, tesettür kıyafetine bürünmeye hakları vardır. Çünkü tesettür, Müslüman hanımlar ve kızlar için farzdır, dinî bir emir ve değerdir. Birtakım kimselerin başörtüsünü siyasal İslâm ın simgesi olarak görmeleri; ya bilgisizlikten ya da kötü niyetten kaynaklanmaktadır. Çünkü başörtüsünü takınanlar, tesettüre riayet edenler; sadece kalplerindeki inancı sergiliyorlar, yaşıyorlar.

Temel İlkelerden Biri Lâikliktir.

Türkiye Cumhuriyeti nin temel ilkelerinden biri de lâikliktir. Bugünün Garp memleketleri hukukunda lâiklik, din ile devletin ayrılması ve devletin din, dinin de devlet işlerine karışmaması...1  demektir. Bir başka açıdan, yani en canlı cephesi ve en kısa ifadesiyle lâiklik, din hürriyetini ve bundan doğan vatandaş haklarını din düşmanlarına karşı korumaktır. Devlet hayatında lâikliğin gayesi budur. Lâik devlet, din hürriyetini ve dindarı her çeşit tecavüze karşı koruyan devlettir.2 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 3. Din Şûrası nda lâikliğin bir yaşam biçimi olduğunu söyleyerek, "Lâiklik, bireylerin hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan inançlarını yaşamalarını, farklı inançlara saygı duymalarını ve toplumsal yaşamın uyum içerisinde sürdürülmesini olanaklı kılmıştır. İnanç ve ibadet özgürlüğü, toplumsal barışın en önemli güvencesini oluşturur" dedi.

Ne güzel amma gel gör ki; Laik kesim Türkiye de hoşgörü istiyor; fakat diğerlerine hoşgörü göstermiyor. İşte bu çifte standarttır.

Unutmamamız gereken bir gerçek de: Halkı Müslüman olan bir ülke olduğumuzdur. Nüfusunun büyük yoğunluğu Müslüman olan bir ülkede eğer laiklik uygulanacaksa bunda çok hassas olunması gerekir. Bu hassasiyet, inanç hürriyeti, din ve vicdan özgürlüğünün kişiden yana kullanılması yönünde olmalıdır. Bunun örnekleri dünyanın birçok ülkesinde var. Ancak geleneksel korkular ve bireysel yanlış algılamalar bizim konuyu bilimsel bir zeminde tartışmamıza engel oluyor. Oysa bizim ülkemizde uygulanacak gerçek anlamda bir laikliğin, belki de dünyadaki tartışmalara ve sorunlara çözüm bulması da mümkündür."