BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
SEKİZ aydır yaptıkları yanlışı düzeltmeleri konusunda bir adım atmalarını bekliyorum. Hani, Sayın Cumhurbaşkanı 20 Şubat 2018’de, “AB istedi; zina yasağını kaldırdık. Yanlış yaptık” demişti ya! “Yanlışlarını düzeltirler” ümidiyle o günden beri takipteyim. Hiç kıpırdama yok. Kimse oralı değil. Hadi, Cumhurbaşkanı o kadar işi arasında unuttu, diyelim. Yasanın çıkması için oy veren milletvekilleri, AKP’li yöneticiler veya milyonlarca seçmeninin hiçbirinden “Yanlışımızı düzeltelim” diyen bir Allah’ın kulunun çıkmayışına hayret ediyorum.
Yapılan ifsadın hangi boyuta ulaştığının farkında mısınız? Kaç kere gazetelerde “Ankara’da 15-18 yaşındaki gençlere fuhuş kartvizitleri dağıttırılıyor” haberleri yayınlandı. (01.10.2016) Yetkililerden tek ses çıkmadı.
Üzerinde resim ve telefon numaraları bulunan yaygın bir fuhuş kartı dağıtma kampanyası karşısında, Ankara’daki 35 sivil toplum kuruluşu bir “platform” oluşturarak, kartları süpürüp Ankara Adliyesi’nin önüne yığdılar. “Sokakların fuhuş ve hayâsızlıktan korunması” gerekçesiyle suç duyurusunda bulundular. (25.02.2017) Bin sene İslam’ın bayraktarlığını yapmış; iffetli nesiller yetiştirmekle tanınan bir milletin yöneticilerinden yine ses yok.
Son olarak, Yeni Akit gazetesi “Ankara fuhuş merkezi olmasın” diyerek sesini yükseltti. Ankara’nın köşe başlarında bekleyen fahişeler, başkentteki fuhuş ilanları, günlük bu amaçla kiralanan evler ve pavyonlarla anılmaya başlamasından duyulan rahatsızlığı manşetine taşıdı. (29.09.2018) Bu uyarıların muhatapları kör mü, sağır mı?
YÖNETİCİLER UYUYOR MU?
MANEVİ değerlerimizi geliştirip nesillerimizi fuhuştan korumakla görevli olan yöneticilerimiz ne zaman harekete geçecekler? Her cadde ve her sokak başında fahişelerin beklediği bir Türkiye mi özlüyorlar yoksa? Her gün tacize uğrayan, tecavüz edilen, hatta yakılan çocuk ve kadın haberlerini hiç mi görmüyorlar?
Sakarya’da 2017’nin Temmuz başında bir cani, Suriyeli 20 yaşındaki Emanî isimli bir kadına hem tecavüz etti; hem de 10 aylık çocuğuyla birlikte öldürdü. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez olayın fecaatini anlattı: “Vicdanımıza sığınan bebeğin katili olduk. Bunun üzerinde hep birlikte düşünmeliyiz. Cenaze namazını kıldığımız 20 yaşındaki anne mi; 10 aylık bebek mi mülteci; yoksa bizim merhametimiz mi? Tarih boyu zalimden değil; mazlumun âhından korkmuşuz.”
Eğitim adına yapılanlar, “Burası Müslüman bir ülke mi?” sorusunu düşündürmeye başladı. Galatasaray Lisesi’nden 51 öğrenciye “Sosyal Sorumluluk Projesi” adıyla köy okullarında “tango” dersi verdiriliyor. “Isparta’nın Gelendost ilçesindeki Yeşilköy ilk ve ortaokullarında gitar, tiyatro, tango dersleri verdiler. Derslerde çocukların mahcubiyeti yüzlerinden okundu. Çocuklar utandı; siz de utandınız mı?” (Milli Gazete, 07.05.2017)
Bu ve benzeri pek çok ifsadın, çoğunluğu imam hatipli ve dindar bir hükümet döneminde yapılması ne büyük talihsizlik! Hükümet geçtiğimiz senelerde, “Dindar nesil yetiştireceğiz” dediğinde, onları bilenler, “Siz ancak dini dar nesiller yetiştirirsiniz” demişti. Haklı değiller mi?
ZİNA FAKİRLİK GETİRİR
BAKKALA gitmiştim. Oğlu vardı. Tanıştık. Evlenecek yaşta görünüyordu. “Evli misin?” diye sordum. “Daha 19 yaşındayım” dedi. Ben de, “Evlenecek yaştasın; evlenirsen, haramlara karşı korunursun” dedim. “Doğru söylüyorsun Ağabey!” diyerek anlattı: “Öğrenci evlerinde arkadaşlarım var. Neler olup bittiğini bir bilseniz!” Konuşmasında yaşanan sapık ilişkileri ima ediyordu.
Rabbimiz zinayı, “Kötü bir yol” (İsra, 32) olarak anlatır. Allah Resulü (S.A.V.) de uyarır: “Hiçbir kavim zina ve faiz yaygınlaşmadıkça helak edilmedi.” (Taberani) “Bir toplumda zina ve faiz yaygınlaşırsa, onlar Allah’ın azabını hak etmişlerdir.” (Taberani) “Zina fakirlik getirir.” (Râmuz-ul Ehâdis)
Öğrencilik yıllarımızda, Mustafa Uysal Hoca’nın “İslam’da Tesettür ve Hayâ”; Osman Karabulut Hoca’nın “İslam’da Evlilik ve Mahremiyetleri” gibi kitaplarını okurduk. Hele Ramazanoğlu Mahmut Sami’nin (ks) “Musahabe” isimli kitaplarını okurken; Miraç’ta Efendimize (S.A.V.) cehennemin gösterildiği sahnelere dikkat kesilirdik. Faiz, zina, yalan fiillerini işleyenlerin halleri tasvir edilirken tüylerimiz diken diken olurdu. Bu kötülüklerden uzak durmamız gerektiğini öğrenirdik. Şimdi, böyle kitapları gençlerin ve büyüklerin el ve evlerinde kolay kolay göremiyorum.
Günümüzde mahremiyet ölçüleri aşındırıldı. Haramlara karşı bağışıklık sistemimiz çöktü. Aile kurumumuz fonksiyonunu yitirdi. Halk yığınları ölçüsüz ve kontrolsüz medyaya teslim oldu. Kutsal değerler reytinge kurban edildi.
Kutsal kitabı, sapasağlam ölçüleri olan Müslümanlar bu halde olamaz; olmamalı. Yönetici ve âlimlerimiz vakit varken uyansınlar da, âhiret hesabıyla görevlerini yapsınlar.