Bir hafta önce ölen papağanın yasını tutuyordu. “Konuşurdu, beni eğlendirirdi, sevgisini belli ederdi, ölümüne alışamadım. Komşularım bir kuş için neden kendini bu kadar harap ediyorsun diyorlar ama o benim için bir hayvan değil adeta arkadaştı… diyor ve ağlıyordu. İçindeki büyük boşluğa bir papağının sevgisini koyduğunu ve kendini onunla avutmaya çalıştığını fark ettim. Konuşmasının ilerleyen saatlerinde çocukluğunda hiç sevgi görmediğini, insanlara güvenmediği için evlenmediğini ve bütün sevgisini bir kuşa verdiğini ifade ediyordu. O kuş onun için yalnızlığında yaslandığı bir duvardı ama artık o duvar yıkılmıştı. Kadın hayat boyu kendisini sevecek bir insan aradığını ve bunu bulamadığı gibi insanlar tarafından hep ihanete uğradığını, bu yüzden kimseye güvenmediğini söylüyor ve bütün ilgi ve sevgisini beş yıldan beri evinde beslediği papağana yatırıyordu. Bir kuş bir insanın, bir arkadaşın, bir sırdaşın, bir komşunun yerini tutar mı diye sorduğumda uzun uzun düşündü…  Sonra başını kaldırdı ve “haklısın tutmuyor, ben aslında konuşacak birine ihtiyaç duyuyorum, bana sevildiğimi hissettirecek, sırlarımı saklayacak, sıkıntılarını dinleyecek, teselli edecek… böyle bir insan var mıdır sizce Diye sordu. Ona nasıl bir cevap vereceğimi bilemiyordum. Çünkü en yakınınızla dahi çatışma noktalarınız olabilir ve sevdikleriniz dahi sizi en zor anlarınızda yalnızlığa terk edebilirler.. Kadın aynı soruyu bir kez daha sordu: “Yahu, ben şunu anlamak istiyorum, beni karşılıksız sevecek ve bana değer verecek biri yok mudur ” Bu soruyu zaman zaman hepimiz sorar ve sonra kendimizi hiçbir zaman terk etmeyecek bir varlığın huzurunda buluruz. O yüzden bir insanın bu soruyu sorması hayra alamettir. Allah her an yanımızda ve yakınımızdadır ve hakikat üzere yaşayan bütün kullarını hiç ayrıt etmeksizin sever, mükafatlandırır. Kadına döndüm ve “yegane dost ve yardımcımız Allah” dedim. Gözlerini fal taşı gibi açtı… Evet ben de öyle düşünüyorum Allah’tan başka dostumuz, yardımcımız yok… dedi. Kadın yalnızdı ve kendini güvende hissetmiyordu. Hayatın yükünü sırtlarken birlikte hareket edebileceği kimse de yoktu. Çünkü güvenmiyordu ve bunun için yalnızdı. Oysa hayatta kusursuz bir dost yoktur. O nedenle insanları olduğu gibi kabul edip, Yaratıcı’nın yardım ve rahmetini tefekkür etmekten başka çaremiz yoktur. Zira terk etmeyen, koruyan kollayan ve güven veren tek varlık O’dur.