Günümüz insanı bir çelişki yumağının içinde yaşıyor. Kendini iki kıskaç arasına sıkışmış hisseden insan, yalnızlığı hiç sevmiyor, iyi gününde de kötü gününde de dostlarının yanında olmasını istiyor. Hüznünü ve neşesini tek başına taşıyamıyor, iki duygunun ağır bastığı anlarda yakınlarına daha çok ihtiyaç duyuyor.
İnsan iki zıt duygunun içinde yer alıyor. Bir yandan yalnız kalmaktan korkuyor diğer yandan insanlardan kaçınıyor. İnsanın varlığı ona hem güven, hem korku veriyor. İlk etapta bu ne çelişki diyebilirsiniz ama bu insanları içinde yaşadığı toplumla birlikte ele aldığınızda bu korkuların hiç te yersiz olmadığını görüyorsunuz. Cinayet, hırsızlık, gasp, hile, yalan ve kötülüğün her türlüsü kol geziyor… İnsanlar, bunca kötülüğü sırtlarında bir kambur gibi taşıyan kimselerden haliyle korkuyorlar. Doğru, insan yalnız kalmaktan korkuyor fakat haklı olarak yalnızlığını paylaşacağı insanlardan da korkuyor.
Atmışında eşini kaybeden ve yalnızlıktan şikâyet eden bir hanım duygularını şöyle anlatmıştı: Yalnız kalmaktan korkuyorum ama kime güveneceğim. İki kuruş para için komşu komşuyu, evlat babayı, arkadaş arkadaşı öldürüyor. Bunu düşündüğümde yalnız kalmayı tercih ediyorum” demişti. Günümüzde, hak ve adalet gibi değerlere itibar etmediklerinden vahşi bir yaratığa dönüşen insanlar var. Bu vahşi varlıklar yüzünden komşu komşuya dahi güvenemez hale geliyor. Düşünün en yakınınızdaki insandan dahi emin değilsiniz. Zira Allah’tan korkmayan bir kişinin kötülüğüne mani olacak bir zırh yoktur.
İnsanların birbirlerine olan güvenleri zayıfladıkça sosyal ve bireysel yalnızlaşma artıyor. Kişi kendisini, kalabalıklar içinde yalnız hissedip, topluma yabancılaşmaya ve kendini toplumun bir parçası olarak görmemeye başlıyor.
Yalnız yaşayan kadın ve erkekler risk altında. Bu insanların yalnızlığını fırsat bilip yakınlaşan, önce sıkıntılarını paylaşarak güvenlerini kazanan kötü niyetli kişiler, sonra iki kuruş emekli maaşı için öldürüyorlar. Bu gibi olaylara şahit olan insanlar, yalnızlığın dayanılmaz sancılarına katlanarak insanlardan uzaklaşıyorlar.
Eric Fromm, insanları birbirlerine yakınlaştıran ortak duygulardır” der ve paylaşımın önemine vurgu yapar. İnsan ötekinin varlığı ve yakınlığı ile hayatı anlamlı görür. Lakin güvenliğiniz kalmamışsa, insansız kalmayı seçip yalnızlığa razı olursunuz…