Munis Tekinalp i bilirsiniz. Türkçülüğün kurucularından.

Namı diger Moiz Cohen. Osmanlı nın Serez beldesinde bir hahamın oğlu olarak

1883 te dünyaya geldi.  Selanik te sıkı

bir hahamlık eğitimi aldı. Ve yine sıkı bir Sultan Abdülhamit düşmanıydı.

Selanik te çıkan Asır gazetesinde yazılar yazdı, aynı gazetenin genel yayın

yönetmenliğini yaptı.

İttihat ve Terakki Partisi ne katıldı. 1907 yılında

masonların faaliyetlerine katıldı. 1909 yılında Hamburg da düzenlenen Dünya

Siyonist Kongresi ne Selanik delegesi olarak iştirak etti. 1920 yılında Hakimiyeti-

Milliye gazetesinde Kahrolsun Şeriat, Mustafa Kemal Paşa Türk Peygamberidir

ifadelerini kullandı.

Kohen e göre, Türkler İslam ı terk etmeli ve eski Şaman

inanışına geri dönmeliydi. Bunu söylerken Yahudilerin de Türklerin İslam öncesi

özünü benimsediğini yazıyordu. Kohen in Kahrolsun Şeriat sözleri bugün daha cılız olsa da yakın

zamana kadar sıkça kullanılan bir slogandı. Bir de Araplar bizi sırtımızdan

hançerledi sözü vardır ki, bu hançeri henüz tam anlamıyla çıkaramadık

sırtımızdan. Kohen, Türkiye de Arap düşmanlığı yaparken, meslektaşı ve dindaşı

Haim Nahum da Mısır da Araplara Türkleri kötülüyordu. Haim Nayum, İsmet Paşa

ile birlikte Lozan heyetinde yer almıştı.

Tekrar Kohen e dönelim. Uzun yıllar Türk Dil Kurumu nda

çalışan Türk Ruhu kitabının yazarı, CHP üyesi Munis Tekinalp yani Moiz Kohen,

1956 yılında emekli olduktan sonra Fransa nin Nice şehrine yerleşince

Öldüğümde sakın beni Türkiye de defnetmeyin demişti. 1961 yılında vasiyetine

uygun bir şekilde Fransa da defnedildi.

Şimdi de biraz Hüseyni den bahsedelim. Kudüs Müftüsü

Muhammed Emin el Hüseyni den. 1897 de Kudüs te dünyaya geldi. Çanakkale

Savaşları sırasında Osmanlı topçu subayı olarak görev yaptı. Sıkı bir

Abdülhamit dostuydu. Teşkilat-ı Mahsusa da görev aldı. Filistin ve Kudüs ün

Osmanlı himayesinde kalması için İngiliz işgal yönetimi ve Yahudi terör

örgütlerine karşı mücadele başlattı. İngilizler Filistin i işgal edince Kudüs e

döndü ve Filistin Kurtuluş Hareketi ni başlattı. Ocak 1937 yılında

Filistin deki İngiliz manda yönetiminin oluşturduğu komisyon önünde Filistin

Arap Yüksek Komitesi adına şu konuşmayı yaptı:

Osmanlı yönetimi altında Arpalar Osmanlı İmparatorluğu nun

önemli bir yapısını oluşturdu. Arapların Türklerin boyunduruğu altında olduğunu

ve Arap isyanının bu boyunduruktan kurtulmak istediğini söylemek yanlış. Gerçek

şu ki; Osmanlı Anayasası altında Araplar Türklerle eşit bir şekilde siyasi ve

diğer tüm ayrıcalıklardan ve haklardan yararlandı. Araplar, Türklerle birlikte

devlette siyasi, askeri ve sivil alanları paylaştı. Osmanlı İmparatorluğu nda

Araplar başbakanlık, bakanlık, kumandanlık, büyükelçilik pozisyonlarında

bulunmuşlardır. Eyalet ve bölge yöneticiliği yapan Araplar vardı. Aynı zamanda

Osmanlı Meclisi nde nüfuslarıyla paralel bir oranda Arap milletvekilleri vardı.

1876 yılındaki ilk mecliste meclis başkanı Kudüs ten Yusuf Diyadin el Halid di.

Daha da ötesi, Arap bölgelerini, seçimle belirlenmiş konseyler yönetirdi. Bu

konseyler, eğitim, ekonomi ve diğer birçok alanda önemli yetkilere sahipti. Ama

tüm bunlara rağmen Araplar, önceki yüzyıllarda uygarlığa ve insanlığa sunduğu

büyük katkılar zamanına geri dönmek ve ulusal bağımsızlıklarını kazanmak

istiyorlardı.

Hüseyni nin Osmanlı yönetimini öven bu ifadelerinden 7 ay

sonra Temmuz 1937 te İngiliz manda yönetiminin oluşturduğu komisyon raporunda

Osmanlı için şöyle diyecekti: Türk despotizmi altındaki Filistin .

Hüseyni 1974 yılında sürgünde bulunduğu Beyrut ta hayatını

kaybetti. Kudüs e defnedilme vasiyeti ise yerine getirilmedi.

Moiz Kohen ve Muhammed Emin el Hüseyni. Biri Serez

beldesinden bir Yahudi, diğeri ise Kudüs beldesinden bir Müslüman. Sizce

hangisi sırttan hançerlemiştir