Bizim köyde önemli kavgalar olmazdı.

Kafa yaran, kol kıran, kan akıtan kavgalar olmazdı.

Kızgınlığını gidermek, yapılan işin yanlışlığını söylemek

için ağız kavgası yapılırdı.

O tür kavgalar da on bir ay yapılmaz Eylül ayında

yapılırdı.

Çünkü Eylül ayı köyde işlerin en az olduğu aydır.

Hasat ambara koyulmuş, ekim zamanı da gelmemiştir.

Köylüler bu arada iyice bir dinlenirler.

Öğle ve ikindi namazlarında cami önünde

karşılaştıklarında ekinine zarar verenle, bağına, bahçesine sürü salanla ağız

kavgası yapılır.

Başka zamanlarda karşılaşma imkânı olmadığından beş ay

önceki hatanın hesabını bugünlerde sorarlar.

İş çok olduğundan kavgaya zaman olmazdı.

Şu anda İslami gayret ve hassasiyeti olanlar arasında da

aynı işsizlik kavgası var.

Rejimin işletilmesinde hiç bir görev verilmeyen,

sorulmayan, sorulsa bile önem verilmeyen değerli hocalarımızdan biri bir şey

söylüyor, öbürü de ona cevap veriyor.

Malı götüren, bunların çatışmalarından haberi bile yok.

Haberi olsa, verilen fetvanın onun işine gelecek şekilde

olsa bile yine de bundan memnun olmuyor ve Ben hiç bir işime dini

karıştırtmam deyip onların yüzüne bile bakmıyor.

O bunların yüzüne bakmıyor ama bu işsiz kalmamak için

arkasından koşuyor ve sana hadisler fetva vermiyor ama hadisleri devreden

çıkarabiliriz ve Kur an ın geniş perspektifinden sana bir başka fetva

bulabiliriz diyor.

Öbür işsiz hocamız da fetvatör hocamızın aleyhine bir

makale veya kitap döşeniveriyor.

Birileri cahil cesaretiyle malı götürüyor, şehevi

arzuları için başörtüsünü zorla çıkartıp yırtıyor.

İşsiz fetvatörümüz, başörtüsünün atılabileceği konusunda

zorlama fetvalar üretiyor, öbür işsizimiz de ona sataşma yazısı yazıyor.

Domuz, her gün şehrin ana caddesinde gezinirken pisliyor.

Temizlikçiler, ağaç süpürgeyle mi, elektrikli süpürgeyle

mi temizleneceği konusunda tartışıyorlar, temizlik maddelerinin markasını

seçmede birbiriyle kapışıyorlar.

Akıllarına şu domuzu kovalım fikri gelmiyor.

Geliyorsa da domuzun onların makamına, servetine,

rütbesine zarar verebileceği endişesi, iki tarafı da risksiz alanda

birbirlerine karşı tartışmaya sevk ediyor.

Öyle veya böyle biz birbirimizi yoruyoruz, yıpratıyoruz.

Domuza karşı mücadele edecek güç bırakmıyoruz.

Ya susalım veya kafatasımızı kusmuk çanağı haline

getirenlere karşı hep birlikte Duuuur diyelim.