Özel televizyonların hayatımıza girdiği ilk günden
itibaren, neredeyse çeyrek asrı geride bıraktık. Hiçbir değerler silsilesinin
söz konusu olmadığı, sadece reytingin başaktör olarak belirlendiği bu dönemde,
belki de binlerce program hayatımıza girdi. Özellikle TRT döneminde
yayınlanmayan, sansüre uğrayan, aile yapımızı dejenere edeceği, manevi
hayatımıza saldırıda bulunacağı varsayılan birçok program, özel televizyonların
ekranlarında kendilerine geniş geniş yer buldu. Diziler, programlar,
programcılar, şovmenler, eğlence programları, hiçbir kaygısı olmayan Hollywood
yapımları, sinemalar özel ekranlar aracılığıyla hayatımızı bir örümcek ağı gibi
kuşattı. Bu süreç içinde, hayatına ekranlardan gördüğü sanal kahramanlar
üzerinden yön veren, bu kahramanların belirlediği etiketlere göre biçim veren
bir medya nesli kuşağı oluştu.
Hiçbir değeri olmayan, hiçbir kaygısı olmayan, sadece
günü ve anı yaşayan bir nesil, medya manivelasıyla kurgulandı. Peki bu gidişin
sonu ne olacak Yakın veya uzak gelecekte bizleri ne gibi tehlikeler bekliyor
Bu konuda önümüzdeki süreç içinde bir sosyolojik analiz
yapacak olan uzmanlar, medya kuşağının toplumsal değersizleştirme operasyonunun
birinci kahramanı olarak ortaya çıktığını yazacaklardır. Toplumlar, manevi
kimlikleriyle vardır. Toplumlar, kültürel miraslarıyla vardır. Toplumlar,
nesilden nesile aktarılan değerleriyle vardır. Bu değerleri yozlaştırmaya
kalkışırsanız, bu değerleri ortadan kaldırmaya kalkışırsanız, yerine hiçbir
şeyi ikame edemezsiniz. Toplumun direnç kolonlarıyla, manevi kolonlarıyla
oynarsanız, toplum içten içe çürümeye başlar. Ve bir gün, tavan üzerinize
çöker.
Geçtiğimiz Pazar günü, Evrensel Hafızlar Derneği nin bir
programına katıldım. EHAD İstanbul Şube Başkanı, Çanakkale Savaşlarından sonra
İngiliz Bakanı nın, Türklerin kalbinden, yüreğinden Kur an aşkını ve sevgisini
çıkarmadıktan sonra, biz onları yenemeyiz sözünü ve Diyanet İşleri
Başkanlığı nın Türkiye de yaptığı bir araştırmada yüzde 40 lık oranda bir
kitlenin bir kez bile eline Kur an-ı Kerim i almadığını hatırlattı.
Bu bir toplum projedir Ülkemizi kültürel olarak işgal
etmek isteyenler, düşünmeyen, konuşmayan, analiz etmeyen, manevi değerlere
sahip çıkmayan bir nesil oluşturmak istiyorlar derken işte bunu kastediyoruz.
Kur an la bağını, irtibatını koparmış bir toplum yapısı.
Vur patlasın, çal oynasın bir eğlence anlayışının getirdiği reyting bataklığı.
Bu bataklık içinde debelenen, sosyal medyanın dehlizlerinde kaybolmuş,
kimliğini yitirmiş, manevi boşluklara düşmüş bir nesil.
Yaşadığımız tehlikenin farkına varmamız gerekiyor. Hızla
bir uçuruma doğru sürükleniyoruz. Bundan 100 sene önce, Çanakkale Boğaz ından
geçemeyenler, kontrol ettikleri ülkemiz medyasının ekranlarıyla manevi direnç
kolonlarımızı yıkacak, gökkubbeyi başımıza geçirecek bir kültürel savaş ve
işgal dönemini maalesef başarıyla yürütmektedirler.
Her bunalımın bir bedeli mutlaka vardır Ve bu bedeli de
mutlaka toplum öder
Bu bedeli ödememek için, bugünden önlem almalıyız!
Medyanın yozlaştırdığı medya kuşağının yeniden manevi
zırhlarla donatılması, kültür çemberine alınması, geleceğimize vizyoner bir
bakış getirilebilmesi için, mutlaka önlem almak zorundayız.