Nazi lerin Yahudilere uyguladığı şiddet, öldürme, toplama kampı gibi eylemleri konu alan filmlerin tekrar be tekrar her gösterilmesi öncesi veya sonrasında aynı televizyon ekranlarına İsrail in masum ve mazlum Filistin halkına karşı sürdürdüğü katliam, hareket vb. sıradan haber olarak yansıyor. Geçen hafta hangi kanaldaydı tam olarak kestiremiyorum (belki atv deydi), hakkında yoğun bir reklam kampanyası yürütülmüş bulunan "Scheindlerin Listesi" isimli filmin bazı sahnelerini yeniden izledim. Sinema da sanatım alanında olduğuna göre, bir sanat eserinin yansıtmak durumunda bulunduğu bazı nitelikleri gözetmek, "estetik, beğeni"yi, şöyle veya böyle içermesi beklenir. Bazı sahnelerini yeniden izlediğim "Scheindlerin Listesi", doğrusu "estetik beğeni"yi içerme çabasında olup olmadığı bir hayli kuşkulu görünme yanında, açıkça ve hoyratça, üstelik tartışma imkanını da baştan ortadan kaldıran yoz güdümlü bir yapımdan başka bir şey sayılamazdı. Sanatın gerçeği yansıtması, gerçekliğe sadakati elbette ne özdeşlik, ne birebir uygunluk, ne olayları ve olguları bilimsel yöntemin nesnelliği şeklinde irdelenemez, değerlendirilemez. Ama bu demek değildir ki, konu edindiği bir gerçekliği yok sayarak, yeniden üretecektir. Ya da ele aldığı gerçek bir olayı, önceden kesinkes kabul edilmiş ve tartışılmasına bile tahammül gösterilmeyeceği belirlenmiş bir düşünceye göre yargılama çabası gerçek sanata değil, güdümlü sanata ulaşabilir ancak. Aslında güdümlü sanat, tıpkı güdümlü, "ideolojik" ya da önyargılı düşünce gibi, bir süre ışıltılar saçsa da, maytap fişeği benzeri kısa ömürlüdür, geçip gider, posası kalır sadece. Bu türden sanat eserlerinin tekrar be tekrar ortaya sürülmesi, reklam ve propagandalarla sürekli desteklenmesi, etki güçlerini artırmayacağı gibi sanatsal niteliklerinin, o zamana kadar gözden kaçırılmış naifliklerinin ve zayıf yönlerinin farkına varılmasını sağlar.

Nazilerin, yani II. Dünya Savaşı esnasında Nasyonel Sosyalist Hitler iktidarının Almanya ve Doğu Avrupa daki Yahudilere şiddet ve katliam politikası uyguladığı tarihi bir gerçektir. Bunun "soykırım" (Jenosid) olarak nitelendirilmesi hukuki-siyasî bir tanımdır. Fakat bu tanım hukukun özünde mahfuz ve mündemiç bulunan adalet idesinin bir karşılığı mıdır Bu tartışılabilecek nitelikte bir konudur. Eğer adalet idesi ölçü alınacaksa, "soykırım"ın mahiyet, nitelik, boyut ve sonuçları, değişen şartlar, ortaya çıkan yeni belge ve durumlar açısından değerlendirilmek, irdelenmek zorundadır. Garaudy nin yazdığı bir eserin, Ortaçağ Engizisyon Mahkemesi kararını hatırlatır bir kararla yasaklanması ve kendisinin, tıpkı Galileo gibi göz hapsine alınması, bu konuda çarpıcı bir örnektir. Oysa, Avrupa dan, özellikle Polonya, Romanya ve Rusya dan göç edip Filistin toprağına işgal ve ihraz suretiyle yerleşen Yahudi nüfus, kaynaklarına göre inanılan Yahudilik inanışı bakımından ideolojik bir beyin yıkama ameliyesinden geçirilmiş ve tam anlamıyla ırkçı ve faşist bir kimlik kazanmıştır. "İsrail" kutsal metinlerin zikrettiği anlamı, ırkçı ve faşist muhtevayla dönüştürmüştür. Bu görüşün kuramcısı Herzl, bunu "siyonizm" olarak tanımlamış ve bugünkü İsrail yönetiminin, bağnaz, yoz, ırkçı ve faşist ideolojisi haline gelmiştir. Klasik Tevrat, ya da ortodoks Yahudiliğe göre Yahudi bir kimse ve topluluğun Ortadoğu coğrafyasında yeri vardır, ama "siyonist" kılınmış ırkçı ve faşist Yahudi, bu coğrafyanın bozguncusu durumundadır.

Filistin halkı, kendi coğrafyasına ait olmayan bir nüfus, yönetim ve ideolojiyle karşı karşıya bulunduğu için, gerçekte kendine ait olmayan bir sorunla yıllardan beri dünyanın gözü önünde boğuşmaktadır. Toprağını, yurdunu, insanını, halkını, işini, barışını, düzenini kaybeden Filistin halkı olmasına rağmen, ırkçı ve faşist bir ideolojinin maddi gücüne dayanarak yaptığı propagandalar sayesinde sorumlu tutulan, ne yazık ki, Filistinliler olmaktadır.

"Scheindlerin Listesi" filminde ırkçı, faşist Nazi subayı ve askerler, aslında İsrail de yıllardır zulüm, katliam, barbarlık ve soykırım eylemlerini sürdürmektedirler. Avrupa ve Amerika bu insanlık suçunun asli ortağıdırlar. Filistinlilerin söyleyeceği de "Vurulduk ey insanlık, unuttun bizi" oluyor.