Bismillâhirrahmânirrahîm;
24-26 Aralık günleri Viyana’daydım. Avusturya’nın başkentinde. Viyana tarihî, coğrafî, tabiî özellikleriyle Avrupa’nın önemli şehirlerinden. Nüfusu 1.7 milyon civarında. Turizm ve ticareti de hareketli. Parkları, ormanları, çevresindeki dağlarıyla meşhur. Suları bol. Tuna nehri Viyana’nın içinden geçiyor.
Daha ilk bakışta düzenli bir şehirle karşı karşıya olduğunuzu fark ediyorsunuz. Yeşil alan oranı yüzde 50’nin üzerinde. Planlama mantığı yerleşmiş. Viyana 8 kere “dünyanın en yaşanabilir şehri” seçilmiş. Tarihi binalar, şatolar şehrin kültürünü yansıtıyor. Yaşayan en eski “hayvanat bahçesi” burada. Şehrin büyük parklarını panorama trenleriyle gezebiliyorsunuz.
Metro ağı şehri kuşatmış. Ulaşım çok rahat. Aktarma yerlerindeki iniş biniş saatlerindeki uyum, şehrin bir ucundan diğer ucuna 20-25 dakikada ulaştırabiliyor. Ticarî taksiler de ulaşımı kolaylaştırıyor. Teknik ziraat anlayışı gelişmiş. Organik tarıma önem veriliyor.
Avusturya İslam’ı 2. din olarak kabul etmiş. Devletçe tanınan Avusturya Müftülüğü var. Camileri çok. Yetkili öğretmenler, okullarda Müslüman öğrencilere İslâm din dersi veriyorlar.
Viyana’da ecdadımızın ayak izlerini de görebiliyoruz. Osmanlı 2 kez kuşatmış Viyana’yı. Merzifonlu Viyana’yı fethedebilecek dirayetteydi. Tarihi dokuya zarar vermemek, insan zayiatına yol açmamak için şehrin teslim olmasını bekledi. Avrupa’dan yardımcı güçler gelince bozgun yaşandı. Kıyasıya çatışmalar oldu. Çok şehit verdik.
Viyana kuşatmasıyla ilgili askeri araç, gereç ve eşyalar Viyana’daki Arsenal Askeri Tarih Müzesi’nde korunuyor.
BİR KÜLTÜR TOPLUMU
VİYANA ziyaretim Noel’in yoğun yaşandığı günlere rastladı. Avrupalı kültürünü bir hayal kahramanı üzerinden oluşturmuş. Aralık ayında egemen gündem Noel ve Hıristiyanlık. Okullar, sınıflar, iş yerleri, caddeler, sokaklar, evler Noel ve Hıristiyanlık ritüelleri, figürleriyle süslü. Kurumlar, medya ve TV’lerin programlarının da egemen unsuru bunlar. Beyinler yıkanıyor, sözü yerine; belki beyinler teslim alınıyor, demek daha doğru.
Noel, kilise, papaz gibi unsurlar itibarlı hale getirilerek, toplumun bunları baş tacı etmesi sağlanıyor. Konu üzerinde genç, yaşlı; kadın, erkek her yaş ve sınıftan oluşturulan farklı korolar, orkestralar... Hepsi Batı’nın kültürel değerlerinin teşvik edilip kabul görmesi uğruna.
Kilise ve papaz ziyaretleri. Papazların Noel değerlendirmeleri. TV’lerin haber, eğlence, yarışma, spor, tartışma, yemek tarifleri, hatta reklâmlarına varıncaya kadar her programına egemen kültürün değerleri sinmiş. Ay boyunca tam bir Noel şöleni yaşanıyor. Hem de kutsal bir görevi yapma titizliğiyle.
Meydanlara hâkim noktalar; iş yeri, otel gibi işletmelerin en görünen yerleri; hatta evlerde bile Noel ihmal edilmiyor. Duvardan çıkarak pek çok evin penceresine kadar abanmış kırmızı pelerinli Noel baba, güya çocuklara hediyeler getiriyor. Herkesin Noel’le ilgili hale gelmesi için yapılmayan kalmamış.
Avrupa Noel ve Hıristiyanlık üzerinden ortak kültür oluşturmuş. Toplumunu bu kültürde birleştirmeyi başarmış.
KAHRAMANLARINI TANI
MAKSADIM yabancı bir kültürü tanıtmak değil. Hayalî bir kahraman üzerinden oluşturulan kültüre gösterilen ilgi ve vazgeçilmezliğe dikkat çekerek; hayatla bütünleşmiş kendi gerçek kahramanlarımızı vurgulamak. Kahramanlarımıza olan ilgisizliği hatırlatmak!
Rabbimiz bize 4 sınıf insanı örnek gösterir; onları dost ve arkadaş edinmemizi ister. Bunlar peygamberler, sıddîkler, şehitler, sâlihler. (Nisa, 69) Hepsi insanların arasında yaşayarak, örnek olmuş seçkinler. Hayatları kayıt altındaki gerçek kahramanlar. Başkalarının ulaşamayacağı kadar zengin hazinelerimiz gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. Bu görev Müslümanların üzerinde.
Kahramanlarımızın hepsi yanı başımızda. Gözlerinizi kapatıp ellerinizi uzatın! Onlara dokunacaksınız. İş, sorumluluğumuzu anlayabilmekte. Yeryüzüne “halife” olarak gönderildiğimizin farkına varmakta. Görevin bize “emanet” olarak verildiğini bilmekte.
106 İlâhiyat Fakültesi, 10 bin İlâhiyat akademisyeni; 314 bin İlâhiyat öğrencisi; 1607 İmam Hatip Lisesi, 44 bin öğretmeni, 504 bin öğrencisi; 100 binden fazla din görevlisi; yüzlerce dînî dernek, vakıf, cemaat, tarikat ve STK’si olan bir topluluk hâlâ insan sıkıntısı çekiyorsa, burada bir yanlışlık var demektir. Yoksa kurum ve insanların mı içi boşaltıldı? İslâm’ın dinamik ve fonksiyonel unsurları mı yok edildi? Konu iyi analiz edilmeye muhtaç.
Kur’an ayı Ramazan’da kitabımızda geçen kahramanlar niçin tanıtılmasın? Niçin sanat, edebiyat, medya, okullar, ülkemizin kurumları bu işe seferber edilmesin?
Kurban bayramında Hz. İbrahim ve İsmail’in (a.s.) tevhit mücadelesi niçin her yönüyle anlatılmasın? Ve diğerleri. Ümmetin varlığından beslenen bunca Müslüman dinine hizmetkâr olmayacak da; kime hizmetkâr olacak?
,